Bir Sabah Gelecek Kardan Aydınlık
Ben Yazan Suriyeli küçük bir çocuğum. Yıllarla tahakküm altında kalan ancak artık özgürlüğüne kavuşmuş bir vatanım var. Ben hiç görmedim çünkü annem henüz ilk gençlik çağlarında vatanından Türkiye topraklarına göçmek zorunda kalmış. Henüz bekar bir kadınken yani. Şimdilerde dört evlat emanetçisi. Geçenlerde annemin bir Türk arkadaşıyla konuşurken ki sözleri aklımda: Buraya geldiğimde henüz çocuk denecek yaştaydım. Şimdi çocuklarımla dönüyorum, diye. Evimizde bir bayram havası var. Dedem bugünlerde eski dostlarıyla yoğun bir sevinç paylaşımında. Annem mutluluktan yerinde duramıyor. Babamsa Suriye’nin özgürlüğü ile ilgili haberlerden gözlerini ayıramıyor. Kardeşlerim ve ben de sadece tüm bu olan bitenleri izliyoruz çünkü bizler vatanından çıkmak zorunda kalma durumunu yaşamadık. Türkiye’de doğduk büyüdük. Evet ailemizde her ne kadar baskın kültür Arap kültürü olsa da dışarı çıktığında öyle değil. O yüzden onlar kadar bu sevinci tüm benliğimizde hissedemiyoruz ne yazık ki. Bununla birlikte elbette Suriye’nin artık hür olmasından mutluyuz. Sokaklarda kutlamalar yapılıyor. Çocuklar, yaşlılar, kadın ve erkekler evet herkes kalplerinde taşan bu mutluluğu izzetli tekbirler eşliğinde haykırıyor. Dedem de bugün bizleri Nizip’te olan kutlamalara götürdü. Açıkçası haberlerde gördüğümüzden çok daha fazla bir heyecan vardı. Yeni bir başlangıcın heyecanı, tekrar topraklarında emniyet ve huzur içerisinde yaşayabilecek olmanın heyecanı ve tabii ki de bu duyguya eşlik eden bir duygu daha var: O da izzet! Ne de olsa artık mülteci olma durumu bitti. Artık ağız dolusu bir mutluluk ve izzetle Suriyeliyim diyebilecektik. Dedem kutlama bitene kadar sevinç gözyaşlarına boğuldu. Dile kolay tam altmış yıllık baas rejimine şahit olmuş. Böyle olunca da sevinci kat be kat arttı elbette ki. Kutlamadan sonra dedem, benim ve kardeşim Leyen’in elini sıkıca tutup bizi mahallemizde bulunan Hatice Kübra Camii’ne götürdü. İki rekât şükür namazı kıldık ve dedem namazdan sonra henüz ecel gelmeden bu şanlı zafer günlerini kendisine gösterdiği için Allah’a hamdü senalarda bulundu. Dedemin gözyaşları içindeki hamdı minik yüreğimi titretti. Sonra hep birlikte avuçlarımızı açarak dua ettikten sonra elhamdülillah nidalarıyla evin yolunu tuttuk. Sokaklardaki coşkunun ruhumuzda oluşturduğu tesir için de ayrıca umutluyduk. Umudumuzu bir an bile kesmediğimiz Rabbimiz’e hamd olsun… Rabbim nasıl bugün Hatice Kübra Camii’sinde şükür namazı kıldıysak Şam Emevi Camii’nde bu duyguyu, bu namazı eda etmeyi nasib et. Âmin.
