Kimlik Savaşları
Her şeyin geride kaldığı günün sabahında mehtaba dalıyor acıyla içilmeyi bekleyen su.
Birden akıllara geliyor dün ve bugün arasındaki koca uçurum. Donuklaşmış tecrübeler fısıltılar arasında etrafa yayılıyor.
Bir mükâfat olmalı bu uçurum kenarında kayalıkların arasında çiçekler açmış olduğu görülünce.
Oysa bilinmiyor kayalıkların arasında açan çiçeğin kökleri tutulmuş, kayalıklar aşınınca kökleri de kuruyacak.
Kaldırım tozu yutmuş kalpleri kuyularda bekletiyor çaresizlik. Bir ömür geçiyor bu gitgellerle, bilinmiyor hayrın ve şerrin ortak noktası.
Akabinde yazılıyordu içselleşmiş fırtına öncesi sessizliğe.
Kaybolan vakitlerin perişanlığı omuzlarda manto haline geldiği gün bütün insanlığı koşuşturma telaşı alıyordu.
Kliniklerde sıralar artınca eczane raflarında huzur ve sağlık dolu reçetelerde yazılan ilaçların birçoğu bekliyordu.
Hayal ya da gerçek her şeyin geçme umuduna sığınmış insanların mantosundaki ağırlık alışmasını güçleştirirken ilaçlar torbalarla eve götürülüyordu. Yıllar eskiyordu, takvimler yenileniyordu bunca telaşenin içerisinde.
Yollardan geçenler bir daha dönmemek üzerine koyuluyordu uzak seyahatlere. Kimisi ise dönmesini bekleyen insanları ardında bırakıp geçiyordu asma yaprakları altından.
Gölgeli bir havanın afitabı onca ezan sesi arasında kilise çanlarına kulakları aşina kılıyordu.
Renkli hayatların renksiz tarafını saran girdaplarda boğulan insanlara yüzme sanatı öğretiliyordu alışılmışın dışında.
Gün doğmadan neler doğardı diye kimse çıtını çıkarmıyordu. Vicdan sesi haykırırken sıradanlaşan cümleler dillerde karşılık buluyordu. Gürültülü şehirlerde vicdanları bastırılmış insanlarla dolup taşarken yeni güne geride bırakılan binlerce ben karmaşasıyla yine ben olarak göz kapakları açılıyordu, aynı şarkılar dinlenip aynı şiirler okunurken.
“Bir gün geliyor bin günden beri
Zamansız bekleyişler ve gidişler eşliğinde
Zaaflar yeni heyecanları bekletirken hüzün gemileri kalkıyor limanlardan
Pencere önünde lavanta kokarken
gül bahçesini izlemenin keyfiyet yolculuğu uzun sürmüyor…”

İlahiyatçı
Benim için, haksız davaların haklı tarafıdır yazmak. Yazılarımda insanların mesken edineceği duyguları dile getirmeyi başarmışsam, o yazılan satırlar veya dizeler benim için olmuş demektir.
Maddiyatın maneviyata yolculuğunun geçişini tecrübelerle sabitleyen, susmak ve izlemek yerine konuşmayı tercih eden genç bir ilahiyatçıyım.
