Düşünün
Rahim; bir insan doğurur, insan aklı ise bir fikir! Sancısı ağır olur fikrin. Yükü hamallığı geride bırakır. Beynin en ücra köşesindeki hücresine dahi sirayet eder o sancı. Yatak döşek üstünde bir salisesi bin asra bedeldir doğumu. Yeni ve benzersiz bir fikirse doğan düşünce; özürlü muamelesi görür. Oysa sadece diğerlerinden farklıdır. Doğumu kadar büyütmesi de bir hayli işkence… Çevre; görmemiş, yobaz. Fikir mi? O da ne?
Herkesin bir doğrusu var, amenna… Sahi, yaş ile orantılı mıdır doğrular? Bir 19, 50’ye galebe gelebilir mi? Bu 50’lerin nedir her şeyi ben biliyorum havaları? Senin 50 yılda bildiğini ben 19 yılda öğrenemez miyim? Mübarek! 10 yılda çağ atlayan devletler var… Sen hâlâ kabuğumdan çıkamam, anam babamda bu ölçüdeydi derdindesin. Hani Hintlilerin bilmem kaç yılında uyguladığı kast sisteminin bir zihniyetisin!
Garipsiyorum hayatta var olan insanların, var olan kendi doğrularını. Bir absürt doğru ki, düşünce özgürlüğümün sınırlarını zorluyor… Git ota, ağaca, ineğe tap; bana ne? Lâkin insan hayallerini genetikte arama! -Ailen ne ki, sen yazarlıktan, fikirden, insanları kurtarmaktan bahsediyorsun? Şöyle bir düşünce karşısında Darwin’e dahi hayran olasım geliyor. Maymun gibi bir hayvanı, insan gibi aziz bir mertebeye taşıyor! Bizimkiler ise hayalin dahi fazlasını kırpmaya can u gönülden ant içmiş. – Varlığım, hayal sindirmeye armağan olsun…
Velhasıl kelâm, 60’lar 50’ler 30’lar 20’ler hatta kundaktaki bebeler dahi insan fikrine darbe vurmaya ant içmiş olsalar dahi, fikir doğurmaktan asla çekinmeyin. Çünkü sizden ebediyete kalan tek şey fikirlerinizdir… Düşünceler, her zaman için diğer insanların düşünceleriyle uyuşmayabilir. Mutluluk da, düşüncelerin uygulanmasından açığa çıkan bir hormondur zannımca. O yüzden herkesin koyduğu sınırlar içinde mutlu olunmaz, insan kendi doğrusunun yaşayabildiği yerde huzur bulur.
Düşünün! Düşünmekten asla çekinmeyin. Düşünün ve düşünceleriniz, ebediyete imza atmanızı sağlayacak hareketlerle bütünleşsin. Dünyada sadece “ben” yoktur. Olamaz hiçbir zaman. “İnsanlık” diye bir tabir varsa “zulüm” tabiri olmamalıydı! Düşünün! Kan emen vampirler hayal ürünüdür fakat vicdan emip bizi tüm insanlığa kör, sağır, dilsiz kılan vicdan emiciler asla hayal ürünü değildir! Annen-baban çöpten ekmek toplayan insanlar dahi olabilir. Hatta sen bile! Unutma; vicdan, düşünce, azim ve hayal; mevki, makam ve genden bağımsızdır…
Düşünün!
Kendinizi, ailenizi ve tüm dünya insanlarını…
İnsanlık adına, düşünün!
1996 yılında Gaziantep’in Şehitkâmil ilçesinde doğdum. Gaziantep Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi ile beraber Radyo ve Televizyon Programcılığı bölümünden mezun olduktan sonra Sosyoloji eğitimime başladım. Psikoloji, felsefe araştırmalarıyla beraber sürekli farklı ülkelerden, farklı görüşlerden insanlarla tanışıp bu bilimlerin gerçek hayattaki yansımasını arayarak geçirdim. Birçok dernek ve kuruluşlarda editörlük, sosyal medya uzmanlığı, iletişim ve tanıtım alanlarında görev yaptım. Şu an Ankara’da devlet memuru olarak çalışmaktayım.
