12 Ekim 2025

Falih Rıfkı Atay’ın Hatıralarında Dil ve Harf Devrimleri

Yazar: Kerem GÖKÇE

Giriş

Osmanlı İmparatorluğu döneminde Türkçe daha çok Arapça-Farsça etkisi altında bir Türkçedir. Arap esasına dayalı Türk alfabesi ve Arapça-Farsça tamlamalar kullanılmaktaydı. Tabi bu da Türkçe için imla sorunu ve harf karmaşasına ve bunun sonucunda da okur-yazarlığın düşük olmasına sebep açıyordu. Bu yüzden Cumhuriyetin ilanından sonra Harf ve Dil devrimleri gerçekleştirildi.

Bu yazıda da Harf ve Dil devrimlerinin neden yapıldığını ve Atatürk’ün yakınında bulunan, arkadaşı olan başyazar Falih Rıfkı Atay’ın eserlerinde ve adının geçtiği olaylar üzerinden Dil ve Harf devrimlerini inceleyeceğiz.

Harf ve Dil Devrimleri Nedir?

            Bu devrimler Cumhuriyet Türkiyesi’nde okur-yazarlığı arttırmak, genç-yaşlı her kesimin okur yazar olmasını sağlamak amacıyla yapılan reformlardır. Okur-yazarlığın düşük olduğu Osmanlı İmparatorluğu nüfusunda Türkiye Cumhuriyeti’nde bir artış göründü.

Harf devrimi ile Arap esaslı Türk alfabesinden Latin esaslı Türk alfabesine geçilmiştir. En büyük sebeplerinden birisi Arap esaslı alfabenin Türkçe’nin ses özelliklerine uymaması ve bir sesi karşılayacak birden fazla harfin bulunması söylenebilir. Örnek olarak “S” sesi için “ث، س، ص” harflerinin kullanılması veya “O, Ö, U, Ü” seslerinin Arap harfleriyle cümlenin başında “او”, kelime ortasında da sadece “و” harfiyle ortak olarak gösterilmesi örnek verilebilir.

Dil Devrimi ile de Arap-Fars etkisinde olan Osmanlı Türkçesi, Öz Türkçeye çevrilmeye çalışılmıştır. Tabi Türkçe’nin Arapça ev Farsça etkisinde olması Osmanlı ile başlayan bir şey değildir, Selçuklu döneminde Farsça devletin resmi dillerinden birisiydi.

Her ne kadar Tanzimatçılar Türkçe’yi Arap-Fars etkisinden kurtarmak istese de bunu tam başaramamış, bu sefer de Batı dillerinden (özellikle Fransızcadan) kelimeler alıp kullanmışlardır.  Hatta bu konu hakkında Osman F. Sertkaya’nın Atatürk’ün Dil Politikası makalesinde şu şekilde değinilmiştir:

“S – 500 senelik, 1000 senelik bir geçmişi olan ve tamamen Türkçeleşen bir takım kelimeler, Arapçadır, Farsçadır diye dilimizden atılırken, batı kaynaklı kelimelerin dilimize rahatça girmelerine ne diyorsunuz?

C – Bu da, dili millîleştirme yolunda yeteri kadar gayret ve ciddiyet sahibi olmamaktan ileri geliyor. Arapça kelimeyi yadırgıyoruz. Onun yerine bir Türkçesini düşünmek varken, Fransızcasını koyuyoruz. Bu, kısmen tembellikten, kısmen de züppelikten doğuyor.” (SERTKAYA 35)

Fakat bu reform her ne kadar okur yazarlığı arttırmak için yapılsa da Cumhuriyetin ilanından sonra günümüzde de devam eden tartışmaları başlamıştı. Agah Sırrı Levent’in Latin Harfleri Meselesi adlı makalesinde şu şekilde bahsedilmiştir:

“Millî Mücadele zaferle sona erdikten ve Ankara’da milli hükümet kurulduktan sonra, 1923 Şubat’ında İzmir’de toplanan İktisat Kongresi, bir kalkınma gayretiyle, ekonomik ve sosyal birçok meselelerin konuşulmasına yol açmıştı. Bu arada Lâtin harflerinin kabulü hakkında, kongrenin işçi delegelerinden İzmirli Nazmi ile iki arkadaşı tarafından bir önerge verilmişse de genel toplantıda okunmayarak reddedilmiştir.” (LEVENT 26)

Evet, Dil ve Harf devrimleri hakkında bilgi verdik. Şimdi Falih Rıfkı Atay’ın Çile ve Mustafa Kemal’in Mütareke Defteri adlı eserlerinden bilgiler verelim.

Falih Rıfkı Atay Anılarında Dil ve Harf Devrimleri

Türkiye’de de yazdığı anı yazılarıyla tanınan Falih Rıfkı Atay’ın eserlerinde de Osmanlı Türkçesi ve Latin harflerine geçiş ile Dil devrimi hakkında da birçok bilgi bulunmaktadır.

Öncelikle Falih Rıfkı Atay’ın dil görüşüne değinelim. Falih Rıfkı Atay güneş-dil teorisini anlayanların öğretmenler olduğunu söyler. Hatta Ali Canip Yöntem’in Dil İnkılabı ile İlgili Bir Hatıra adlı makalesinde Atay’ın Atatürk’e “Paşam, demişti, bu güneş-dil nazariyesini en iyi kavrayanlar muallimler oluyor […]” (YÖNTEM 53) demiştir. Ve Ali Canip yöntem yine aynı makalede Falih Rıfkı Atay’ın yanıldığını ifade etmektedir.

Tabi Falih Rıfkı Atay’a göre dilin Türkçeleşmesi, 1908 Meşrutiyet Devrimi’nin etkilerinden Türkçülüğün benimsenmesiyle gelmiştir. Ve birçok Türkçü yeni mecmualar kurarak Türkçeye yol oluşturmuştur. “Nitekim Meşrutiyetten bir süre sonra Ömer Seyfettin’le Ali Canip ve arkadaşları Genç Kalemler dergisini; Yusuf Akçura, Ağaoğlu Ahmet Türk Yurdu’nu; Ziya Gökalp de çevresindekilerle Yeni Mecmua’yı yayımlamaya başlamışlardır. Böylece Türkçecilik ve Türkçülük yolu açılmıştır.” (DELİGÖNÜL 561)

Ve Deligönül’ün aynı makalesinde Atay’a göre nasıl ki Osmanlıca’da Türkçe kelimeler bir kenara atıldıysa aynı şekilde dil devriminde de Arap-Fars kelimelerin bir kenara atıldığı olmuştur.

Falih Rıfkı Atay’ın kaleme aldığı anı türündeki eserlerde de Türkçe ve dil devrimi hakkında bilgiler bulunmaktadır. Örnek olarak Çile ve Mustafa Kemal’in Mütareke Defteri adlı eserlerini kullanacağız.

 

Çile

Atay, Çile adlı kitabında Türk edebiyatında sadeleşmeden, edebiyatı dilindeki Osmanlılıktan bahseder ve kendisinin de edebiyatta bir Osmanlı olduğunu ve Türkçe kelimelerin Osmanlı Türkçesindeki karşılıklarını söylemektedir:

“Dilde tam Osmanlıyım. Yazımda Türkçe kelimeleri azaltabildiğim kadar marifet yapabiliyordum. […] «Nâhüda» kaptan demektir. «Hüda» tanrı demektir. «Nâ-şinas» bilmez demektir.” (ATAY, 55)

Ve Şemseddin Sami’nin ise dilde sadeleşmeyi, Osmanlıca’daki tüm yabancı kelimelerin atılıp onların yerine Türkçe kelimeler kullanılması gerektiğini savunduğunu ama kimsenin de onu dinlemeyeceğini söyler.

“Osmanlıca bir dil olmıyacağını, lüzumsuz bütün yabancı kelimelerin yazı dilinden atılması ve unutulmuş Türkçe kelimelerin kullanılması gerektiğini, Türkçenin kaidelerinin de kendine yeter olduğunu söyleyen Şemseddin Samiyi kim dinler?” (ATAY 56)

Ve Atay bu eserinde Türk Osmanlılarının Türkçülüğe saldırdıklarından dolayı Türkçeleşme konusunda isteksiz olduklarını da söylemiştir.

Mustafa Kemal’in Mütareke Defteri

Falih Rıfkı Atay’ın kaleme aldığı eserlerinden Mustafa Kemal’in Mütareke Defteri’nde özleştirme kavramına değinir.  Bu bir şeyi öz bir duruma getirmektir. Ve Atay bu kitabında Yusuf Ziya’nı özleştirmeci tavrına değinir.

“Rahmetli Yusuf Ziya nereden ve neden dilci idi, bilmiyorum. Başlıca hüneri, hangi dilden esaslıca bir kelime söyleseniz, aslını Türkçe çıkarmaktı.” (ATAY 61)

Fakat bir süre sonra özleştirmecilik hareketi de çıkmaza girmiştir. Bundan dolayı Osmanlıca’yı Türkçeleştirmeye başlamaktadırlar.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde Türkçe özünden biraz uzaklaşmıştı. Arapça-Farsça kelimeler ve tamlamalar kullanılmakta ve Arap esasına dayalı alfabe kullanılmakta idi. Bunu da “Atatürk, Türk tarihinin ve Türk dilinin inkâr edildiği devrin adamı idi.” (ATAY 64) ifadeleriyle dile getirmiştir.

Ayrıca Atay bu eserinde Osmanlı’da kullanılan kelimeler ile İstanbul şivesiyle karşılaştırma yaptıklarını ve yeri gelince bazı kelimeleri de tasfiye ettiklerini anlatmıştır.

Sonuç

            Günümüzde dahi her ne kadar tartışma konusu olmaya devam etseler de Harf ve Dil devrimleri Türk milletinin okur-yazar oranının artmasında büyük rol oynamıştır, Türkçemizin anlaşılmasını kolaylaştırmıştır. Bu sebepledir ki Türkçe’yi anlaşılır kılmak için bu reformlara sahip çıkmak en doğrusu olacaktır.

 

KAYNAKÇA;

ATAY, Falih Rıfkı. Çile. İstanbul: Yeditepe Yayınları, 1957

ATAY, Falih Rıfkı. Mustafa Kemal’in Mütareke Defteri. İstanbul: Pozitif Yayınları, 2021

YÖNTEM, Ali Canip. “Dil İnkılabı İle İlgili Bir Hatıra”. Türk Kültürü Dergisi, s.61, 1967,        ss.53-56

DELİGÖNÜL, Mehmet. “Falih Rıfkı Atay’ın Dili, Biçemi Üzerine Notlar”. Türk Dili Dergisi, s351, 1981, ss.559-566

LEVENT, Agah Sırrı. “Latin Harfleri Meselesi”. Belgelerle Türk Tarihi Dergisi, s9-10, 1985,    ss.26-30

SERTKAYA, Osman F. “Atatürk’ün dil politikası”. Türk Kültürü Dergisi, s.61, 1967, ss.31-35