Fidan Olmak
“İnsan” kelimesinin “nisyan”dan geldiği söylenir. Nisyan ise unutmak demektir. İnsan unutan bir varlıktır. Ben de insan olduğum için unutuyorum. Hedeflerimi, hayallerimi unutuyorum. Allah’ın lütfunun geniş olduğunu, kuluna kaldıramayacağı yükleri vermediğini unutuyorum. Yeri geliyor unuttuğum şey kendim oluyor. Kendimi, kendi kabiliyetlerimi, kapasitemi unutuyorum. Sonra er-Rahmân olan rabbimiz bana kendimi hatırlatıyor da kendime geliyorum. Hedeflerimi hatırlıyorum. Hedeflerimi ve asıl hedefimi.
Hedefimin “fidan olmak” olduğunu hatırlayınca, fidanımın “kalem” olacağını, yazarak o fidanı sulayıp büyüteceğimi kabul edince kendimle, insanlarla olan kavgam bitiyor. “Neden?” diye sormak yerine “Nasıl?” sorusunu daha çok sormaya başlayarak “Nasıl daha çok yazarım, yazıya dair neler yapabilirim?” diye düşünerek nedenlerle başlayan sorularım anlamını yitiriyor. Kelimeler sanki kendini bana açıyor. İslâm’a hizmet etmenin sadece dille değil yazıyla da olabileceğini anladığımda daha çok yazmalıyım diyorum. Yazarak konuşmalıyım. Zira konuşmak sadece dille olmaz. Yazarak da konuşur insan, yeri gelir gözleriyle de konuşur. Gözleri anlatır karşısındakine derdini.
Hedefim fidan olmaksa yeri gelir yazamadığım da olur. Yazamıyorum diye fidan olmaktan vazgeçecek değilim ya. Fidan olabileceğim yüzlerce alan varken fidan olmaktan vazgeçmek yakışır mı hiç? Bir yetime tebessüm ederim, bir camiyi süpürürüm, bir talebeye maddi olarak yardımda bulunurum, birine Kur’ân öğretirim, ilim meclisi için çay yaparım, kek yaparım, bir kardeşime moral veririm, dertlerim olsa bile tebessümü yüzümden eksik etmem, basit sebepler yüzünden kendi kendimin moralini bozmayı bırakırım. İyilik yapacağım bunca alan varken neden fidan olmayı sadece yazmak ile sınırlandırayım ki?
Hedefim fidan olmaksa gün gelir hiçbir iyilik yapamadığım da olur. Evet, iyiliğin bunca çeşidi varken hiç iyilik yapamayacağım durumlar, zamanlar olabilir. O zaman da elimden neden iyilik gelmiyor demektense kötülük yapmayı terk ederim. Kötülük yapmamak da bir iyilik değil midir? İnsan kötülük yapmayarak da fidan olamaz mı? Olur elbette.
Sözün başında demiştim ki hedefim fidan olmak. İslam için bir şeyler yapmak. Hedef buysa benim için de bunu dert edinenler için de birçok yol var. Yeter ki niyetimizi hatırlayalım. Yeter ki gözümüz diğer insanların yaptığı işlere takılı kalmasın. Takılmayalım çevreye, nefsimize, şeytana. Allah’ın seçtiği fidanlar olmaya bakalım. Fidanı unutmayalım:
“Allah her zaman bu dinîn toprağında, (dinine inananların içinde) kendisine itaatte kullanacağı fidanlar diker ve onları kullanır.” (İbn Mace, Mukaddime, 8; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, c.4, s. 200)
Fidan olmaya “Nasıl?” sorusunu sorarak başlayalım o halde. “Neden?” ile başlayan soruları bırakıp nasıllarımızı çoğaltalım. “Neden ben değil de o? Neden hep aynı kişiler? Neden bana fırsat verilmiyor? Neden ben de o işi yapamıyorum?” gibi sorular sormak yerine “Nasıl fidan olabilirim? Nasıl Allah beni kullanır? Nasıl Allah’a kendimi sevdirebilirim? Nasıl Allah beni seçer?” sorularını soralım ve düşünelim.
Nasıllarımız çoğaldıkça kendimizi, kendi fidanımızı bulalım ve sulayalım. Ta ki fidanlarımız büyüyüp gökyüzüne ulaşıncaya kadar.
Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezunum. “Benim hiç mi yeteneğim yok Allah’ım?” diye düşünüp, dualar edip çaresizce arayış içinde olduğum günler geçirdikten sonra yazıya yateneğim olduğunu fark etmiştim. Yeteneğimi keşfetmek adına yazılar yazıyordum ve artık keşfettiğimi hissediyordum. Aradığımı bulmuştum. Bir kitapta okuduğum şu sözü kendime ilke edinerek ömrüm boyunca Rabbimin izniyle Hakk için yazmak istiyorum: “Belki inandıklarımın hepsini yazamayacağım ama inanmadığım hiçbir şeyi yazmayacağım.”

Tefekkür edilmesi gereken bir yazı olmuş emeğinize sağlık 👏 kötülük yapmamak da bir iyiliktir, kesinlikle 🌹
Teşekkür ederim 🙂