9 Kasım 2023

Hoşgörüyü Buldum – 2

Yazar: Özge İNSAN

Ben hoşgörüyü duydum;
Ben hoşgörüyü, Müslümanların kendilerine ve dinlerine karşı çıkanlara cevap olarak verdikleri muazzam sözlerde duydum.
Kâinat, kız çocuklarının acı bir şekilde diri diri toprağa gömüldüğü Cahiliye Devri’nden sonra Efendimiz aleyhisselâmın kızını omuzlarında büyük bir gururla gezdirmesine şahit oluyordu. İnsanlar, İslâm’ın güzelliğini tüm hücrelerinde hissetmeye ve yaşamaya başlamışlardı. Cahiliye Devri’nde yaşayan Müşrikler gitgide zayıflıyor, bunu kendilerine yediremiyorlardı. Müslümanlara olan kinleri gün geçtikçe artıyordu fakat onlar Muhammed’in (s.a.v.) ümmetiydi; Müşrikleri gözetiyor, hoş görüyorlardı. Zalimlerin ise kötü düşünceleri gün geçtikçe şiddetleniyordu. Onlar sokaklarda nöbet tutuyor, karşılarına çıkan Müslümanlara hakaret ediyorlardı. Müminler ise, “Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) üzerine namaz kılarken deve işkembeleri dökmüşler fakat o hoş görmüş; Taif’te çocuklar tarafından taşlanmış ama bir şey dememiş.” diyerek birbirlerini teselli ediyorlardı.
Zaman geçtikçe hak din yayılmıştı. Müslümanlar giderek artıyor ve güçleniyordu. Bu durum inanmayanları korkutmaya başlamıştı. Elebaşları bu durumu anlamış olacak kibir açıklama yaptı, içinde şunlar geçiyordu; “Onlar, bize hiçbir şey yapamazlar, sahip oldukları din buna asla izin vermez.” Bu konuşmadan sonra korkuları kısmen kaybolmuştu. Müslümanların iyi niyetini kötüye kullanacak fakat bir zaman sonra, istedikleri olmayacaktı. Çünkü Müslümanların hoşgörüsü bazen bir okyanus kadar güçlü, bazen de bir su damlası kadar kısıtlıydı. İnananlar yine de Allah’a dua ediyor, onları hoş görmekten vazgeçmiyorlardı. Ve nihayet öyle bir gün geldi ki, Allah kullarının kalplerindeki merhamet tamamen kayboldu. Müşrikler, bilmeden çok büyük bir hata yapıp Allah’a inananların damarına basmış, sınırları aşmışlardı. Dinlerini aşağılamış ve müminlerin hoşgörüsünü son kez sınamışlardı. Muhammed’in ümmetiyse “Bize dilediğinizi yapabilirsiniz, hoşgörümüz çoktur; bizler cennetin kapısını bu güzelliklerle açmayı amaçlarız lakin dinimize karışacak olursanız hoşgörüyü ve merhameti kalbimizin arkasında tutarız.” diyerek cevap vermiş, hak olan din için onları son kez uyarmışlardı. Bir dahaki yanlışlarında inanmayanlar Allah-u Teâlâ’nın gazabına uğrayacaklardı. Bu yüzden Müslümanlar hoş görmenin ve dinlerine saldıranlara hadlerini bildirmenin karşılığını almış olarak iki dünyalarını da kazanacaklardı.