Kelimeler ve Kaderleri
Zambaklar en ıssız yerlerde açar. Öylesine narin, öylesine zarif yapıdadırlar ki, niçin en ücralarda açar zannedersiniz? Bir bakış acıtır canlarını, bir bakış çürümeleri için yeter. Satılmaz, hediye edilmez, dokunulmaz…
Ve inanırım. Bazı kelimelerin kaderleri ortak yazılmıştır. Bu alıntıya bir kitapta rastladıktan sonra uzun süre düşünmüştüm. Hangi kelimelerin kaderleri ortaktır diye, günlerimi ve hatta aylarımı vermiştim bu sorgulayışa. Annem ve ben gelmiştim aklıma… Ben ve çocuk, ben ve çiçek. Bu liste uzar gider. Milyon tane kavram getirmiştim kendi yanıma. Evet birçoğu gibiydim. Ama tam olarak hiçbirisi değildim. Düşünmeye ilk benden başlamıştım. Yanıma nesneleri ekliyor, çıkarıyordum. Yerleşmiyordu bir türlü. Annem günlerdir ne bu halin diyordu. Nasıl açıklayayım. Ben biraz eksiğim annecim. Herkes gibi bende biraz eksiğim. O boşluğu dolduracak kelimeyi arıyorum mu diyecektim? Onu bulursam kendimi bulacağıma eminim. Günler… Aylar… Ve bir seher vakti buldum kendimi. Bir ramazan ayı. Annem kalbi acır gibi fetih suresi okuyordu. Ağzından çıkan tüm lafızlar mahzun gibiydi. Râ-Mim. Ağlıyor gibiydiler. Bir aşinalık bağdaş kurdu yüreğimin orta yerine. Babam dua ediyordu. Babalarının kızlarına ettiği dualar kabul olur, bilirim. Bana da et sevgili Babam. Dua dilencisi olmayı ezelden beri sevmişimdir. Beytullah’ın karşısında gibi bir haleti vardı. Öğrenmem zaman aldı, babam o gün bana da dua ediyormuş.
Ben ve Kudüs. O gün aklıma düşmüştü. O gün bugündür ise yüreğimi ele geçirmiş bir nesne, bir belde, bir mucize… Öyle aşığım ki. Başka aşklara yer kalmıyor hiç. Kudüs. Ben ve Kudüs. Kaderi ortak yazılmış kelimelerin başında geliyorduk artık. Bir süre böyle düşünüyordum. Gözümün gördüğü her yere üzerinde ‘Kudüs ve Ben’ yazan bir kağıtları aşmıştım. Biz birdik. Biz iç içeydik. Kalbimdi artık. Aynı anda mahzun oluyorduk. Onu üzgün görünce kahroluyordum. Görünce kalbim ona koşuyor, sımsıkı sarılıyordu. Uzunca bir süre bu böyle devam etti. Ancak düşündükçe. Ancak farkettikçe. Ancak sevdikçe… Karşıma başka başka şeyler çıkıyordu. Binlerce ben gibiydik. Benim yaram milyonların yarasıymış meğer. Benim kalbimdeki umut tohumları binlercesinde varmış.
Ben Kudüs’üm diyordu şairler. Bugün Kudüs gibiyim diyorlardı. Hatta “Benim adım Kudüs!” diyenler vardı. Ah Kudüs’üm. Sen nasıl bir zambaksın ki benimle, benim gibilerle, benden ziyadelerle ortak yazılmış kaderin. Ne çok bizsin meğer. Ne çok kalbimizsin. Ne çok kalpleri inşa eden, onaransın. Ne çok gözyaşı, ne çok tebessümsün. Ne çok hayatsın.
