Kolay Mı Sandın?
Bazı meseleler vardır ki gerçekleştirmesi göründüğü kadar, sanıldığı kadar kolay değildir. Mesela yorganı kaldırmak kolay bir iştir ama sabah namazı vaktinde yorganı kaldırmak göründüğü kadar kolay değildir. İnsanın göz kapaklarını kapatması gayet rahatlıkla yapabileceği, güç olmayan bir eylemdir ama internet sayfalarında veya yaz aylarında sokaklarda gezerken göz kapaklarını kapatabilmek sanıldığı kadar kolay değildir. Sandalyeden kalkabilmek normalde kolay bir iştir ama yemek yerken yemekleri bırakıp sandalyeden kalkmak sanıldığı kadar da kolay değildir. İnsanın hafif bir kağıt parçası olan parayı eline alması kolay bir iştir ama biri para istediğinde elini cebine sokup o parayı çıkartmak göründüğü kadar kolay değildir. Bazı bayanlar örtünmek istiyorum ama örtünemiyorum diyorlar. Normalde başörtüsünü kaldırıp bir yere koymak gayet kolay bir iştir ama başa koymaya gelince göründüğü kadar kolay olmuyor demek ki. İstedikleri halde yapamıyorlar. Ve daha nice örnekler…
Peki görünürde yapması gayet kolay olan bu eylemleri yapmak neden insana zor geliyor? Nasıl izah edilebilir bu durum? Çünkü işin içine nefis denilen kavram giriyor. Madden kolay olan işler, işin içine nefis girince göründüğü kadar da kolay olmuyor; adeta manevi bir yük olarak insana yükleniyor ve iş insanın gözünde adeta devasa bir şeymiş gibi büyüyor. Günlük hayatta da buna şahit oluyoruz. Mesela birini düşünün; bisikletle giderken düşüp asfaltta sürükleniyor ve kolu kanıyor, yara bere içinde kalıyor. 2 ay sonra yaralar iyileşince düşen kişi hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam edebilir. Çünkü darbeyi madde olan vücuttan yedi ve vücut iyileşince etkisi geçti, hayatına devam etti. Ama aynı kişiye arkadaş ortamında biri çıkıp “Seni buraya çağıran oldu mu? Ne işin var burada?” dese ve bu olay üzerinden yıllar geçse bile adam bu olayı unutamaz çünkü darbeyi maneviyattan yedi, nefsine vuruldu darbe. Halbuki bisiklet kazasında kan akmıştı, kolu soyulmuştu. Görünürde daha büyük bir olaydı ama bu kişi bisiklet kazasından etkilenmedi ama arkadaşının sözünden etkilendi. Anlıyoruz ki manen yaşananlar, madden yaşananlardan daha etkili ve kalıcıdır. O yüzden maneviyatı kuvvetli olan 80 yaşındaki dedeye bakıyorsunuz enerji dolu, camide her vakit en ön safta ama maneviyatı zayıf olan 20 yaşındaki gence bakıyorsunuz bunalım takılıyor, yorganı üstünden kaldırıp da yataktan dahi kalkası gelmiyor. İşte maneviyatın önemi.
Maneviyatı ihmal ederek kazanabileceğimiz bir şey yoktur. Maneviyatı ihmal edip madden güçlenmeye çalışıp görünürde kazanmış gibi görünsek de zamanla içten içe eririz, çürürüz. Onun için nefisle mücadele etmeliyiz ve bunun yolu da maneviyatı güçlendirmek, Allah’a yakınlaşmaktır. Eğer böyle olursa nefsin isteklerine karşı irade sahibi olabiliriz. Yoksa işin içine nefis girerse, görünürde kolay olan işler dahi gözümüzde büyür, yapması zorlaşır. Allah nefislerimizin esiri olmaktan bizleri korusun ve manen güçlenip irade sahibi olabilmeyi nasip eylesin. Amin.

Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi- Matematik Öğretmenliği bölümü mezunu
Bildiklerinin öğretmeni, bilmediklerinin öğrencisi olan; duygularını, düşüncelerini, hissiyatlarını yazıya dökmeyi seven ve faydalı olmayı arzulayan; mazlumun yanında zalimin karşısında duran; maneviyatı maddiyattan üstün tutan; kalıcı olan ahireti geçici olan dünyaya tercih eden; gülümsemeyi ve gülümsetmeyi seven; kırmaktansa kırılmayı, üzmektense üzülmeyi tercih eden; ormanın ve denizin derinliklerinde dolaşıp tefekkür etmeyi seven; güneş doğmadan önce güne başlayan; önce kendini düzeltmeye çalışan; hayalleri ve umudu büyük olan; en büyük hedefi Allah’ın rızasını kazanmak olan ve insanlardan bir karşılık beklemeyen; hakkın ikamesi, batılın izalesi için çalışan bir genç.
