8 Mayıs 2023

Maziden Bir Hatıra

Yazar: Sema YILMAZ

Bu yazımda sizlere çok kıymetli bir hocamdan bahsedeceğim. Aradan 7 yıl geçmesine rağmen bu güzel hadiseyi unutamıyor ve sizleri de şahit kılmak istiyorum.

Sene 2016, lise sıralarındayım o zamanlar. İstemeyerek geldiğim okula alışmaya çalışıyorum. Beni okulda tutan tek şey Arapça dersinin olmasıydı. Okulumuzda bir öğretmenimiz vardı, kendisini ne zaman görsem bana hazreti Ebubekir’i (r.a) hatırlatıyordu. Hocamız çok mülayim ve güler yüzlüydü. Edep kırmızı çizgisiydi. Öğrencilerinde de ilk dikkat ettiği nokta ahlâktı.
Yine bir gün kütüphanede kitap seçerken nöbetçi arkadaşlardan biri içeri girip anons yaptı: “Arapça kursu açılacak, istifade etmek isteyenler gelip kayıt yaptırabilirler.”

Öyle sevinmiştim ki bu habere, hemen sınıfa koşmuş ve arkadaşlarıma da bu duyurudan bahsetmiştim. Lâkin kimseden tık çıkmadı çünkü Arapçayı benden başka seven yoktu. Ben yine de şansımı denemek istemiştim. Kütüphaneye geri dönerek görevli arkadaşa utana sıkıla sordum. İsmimi aldı ve sınıf açıldığında haber edeceğini dile getirdi. O zamanlar çok merdümgiriz biriydim. Bir şeyler söylemeye çekinirdim.

Tam bir haftanın sonunda Arapça kursu açılmıştı. Okul çıkışının ardından ilk ders için belirlenen sınıfa girmemle eğitimi çok değerli hocam İlyas Şahin’in verdiğini gördüm. Hem şaşırmış hem de çok mutlu olmuştum bu habere, çünkü dersime girsin diye ettiğim dualar vuku bulmuştu.
Hocamız selam vererek içeriye girdi. Bizlere kurs hakkında detaylı bilgi sunduktan sonra tanışma faslına geçtik.

Kim ne kadar biliyorsa herkes kendini Arapça konuşarak tanıtacaktı. Sıra bana gelmişti, bayağı heyecanlanmıştım. “إسمي سماء كنيتي يلماز” diyerek kendimi tanıtmaya başladım. İlyas hocamız daha dersin başında benim Arapçaya olan ilgimi anlamıştı, konuşmamı tamamladıktan sonra da bana “احسنت” deyip diğer öğrencilere sıra verdi. Bu kelimenin aferin olduğunu biliyordum ve çok sevinmiştim, öyle ki anlatamam. Bu kurs tam üç ay sürmüştü. O süreçte kendime çok şey katmıştım ve ders aralarında hocamızın sorduğu sorulara bildiğim halde utandığım için cevap veremiyordum. Lâkin İlyas hocamız bu durumu fark etmiş olsa gerek ki ne zaman bir soru sorsa “Şimdi bunun cevabını Sema kızımızdan alalım.” diyerek çekingenliğimi az da olsa gidermek isterdi. Ben de cevabı utana sıkıla söylerdim.

Böyle kıymetli insanlar hâlâ hayatta. Aradan kaç yıl geçti ve ben ne zaman hocamı görsem bana yaptığı bu iyiliği unutmuyorum. Ne zaman dua için ellerimi semaya kaldırsam İlyas hocama da dua ediyorum.
Keşke her öğretici böyle işinin hakkını verse, ne güzel olur..
Herkes öğretmen olur belki ama herkes bir yüreği fethedemez.
Herkes bir insandaki cevheri keşfedemez…