Merhamet ve Yok Oluş
Beşer, insanın maddi yapısıdır. Merhamet ise beşeri insan yapan en temel özelliklerdendir. Öyle ki Anadolu’da bir dua vardır “Allah merhametlilere denk getirsin.” diye. Merhamet yalnızca dua ve özellikten çok aslında fıtrat yani yaradılış gereğidir. Ancak günümüzde bu kavramdan nasibini almayan ve dahi fıtrat, yaradılış sahibi olan kimselerin yaptıkları akıl alır gibi değil. Bir hocamız geçtiğimiz günlerde “sosyal çürüme” olarak adlandırdığı bir kavram ortaya attı. Ancak sosyal çürümenin devam ettiği ve artık sosyal bir yok oluşun, dönülmez bir uçurumun kenarında var olma mücadelesi verdiğimiz kanısındayım. Bu bir ümitsizlik olarak algılanmamalı keza durumun ehemmiyeti anlaşılmalıdır.
Sosyal yok oluş merhamet ile ters orantılı şekilde ilerleyen dolayısıyla insanın yaradılışına ters bir durumdur. Nitekim her türlü sahteciliğin var edildiği/olduğu dünyada duygu sahteciliği ile kaybolan kimlikler yaradılış gayesini unutmuş bunun sonucunda da fıtratından saparak yok olmaya mahkûm olmuştur. Toplum içerisinde artan vakalar sosyal çürümenin boyut atlayarak sosyal bir yok oluşa dönüştüğünün bir göstergesidir.
Konuyu tarihsel açıdan ele alacak olursak: Bu topraklar nice medeniyetler gördü. Lidyalılar, Hititler ve dahası… Peki bugün kaç tane Frigyalı ya da İyonyalı komşunuz var? Şimdi diyeceksiniz ki eriyip yok olup gittiler. Onlar sosyal, kültürel açıdan kayboldu ve zamana tutunamayarak tarih içerisinde varlıklarını yitirdiler. Anadolu nice medeniyete mezar olmuş bir coğrafyadır. Bizler de şu an mezarlık içerisinde yaşıyoruz. Sosyal yok oluşun devam ettiği günümüzde ya uçurumdan atlayarak mevta medeniyetler arasına karışacağız ya da kendimize gelip gelecek nesiller için var olacağız. Bu noktada o, bu, şu, sen, ben yok. Biz varız.
Genç Yazar’da genellikle tarihi araştırmaları konu ediniyorum ancak bu sefer farklı bir yazıyla sizlere seslenmek istedim. Yazılacak çok şey var lakin az söz işin bereketidir.

Güzel konular. Tebrik ederim. Başarılarının devamını dilerim. Allah’a emanet ol.