11 Aralık 2024

Açık Kapılar, Tövbe Nimeti ve Dua

Yazar: Hasan SEVİNÇ

Bir binaya girebilmek için bir kapısının açık olması yeterlidir değil mi? Mesela bir okulun birçok giriş kapısı vardır. Eğer bir tanesi açıksa hatta giriş kattaki pencere bile açıksa içeri rahatlıkla girilebilir. Hatta lisedeyken geç kalanlar kantinden usulca içeri girerlerdi. Ama sınav günlerinde, üniversite veya KPSS sınavlarında tüm alternatif kapılar kitlenir sadece ana giriş kapısı açık kalır. Neden? Çünkü diğerleri açık olduktan sonra girişte kimlik kontrolü yapmanın, zaman sınırlaması koymanın bir anlamı olmaz. Kimisi kimlik sırasında bekler, kimisi arkadan fırt diye giriverir. O yüzden tedbir alıp başka yerlerden kaçak girmesinler diye kapıları kapatırlar. İşte bizim de böyle açık kapılarımız vardır. Ve bu açık kapılar şeytan için kaçınılmaz bir fırsattır. Mesele göz bir kapıdır. Dikkatli kullanılmazsa şeytan bu kapıdan rahatlıkla girebilir. Kişiyi etkisi altına alabilir. Kulak bir kapıdır. Devamlı gıybet, dedikodu, yalan, argo duyan, yüksek sesli uyuşturucu etkisi yapan sesler dinleyen kulak şeytana bir davetiyedir. Dil de çok önemli bir kapıdır. Hadiste geçiyor ki Ebû Said el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“İnsan sabahlayınca, bütün organları dile başvurur ve (âdeta ona) şöyle derler: Bizim haklarımızı korumakta Allah’tan kork. Biz ancak senin söyleyeceklerinle ceza görürüz. Biz, sana bağlıyız. Eğer sen doğru olursan, biz de doğru oluruz. Eğer sen eğrilir, yoldan çıkarsan biz de sana uyar, senin gibi oluruz.” (Tirmizî, Zühd 61)

Zaten şeytan dil kapısını açık buldu mu gerisini de getiriyor. El kapısı, ayak kapısı, mide kapısı, iffet kapısı gibi vücudumuzda daha birçok kapılar vardır ve birinden dahi taviz verip aralık bırakırsak şeytan o kapıdan girip bizi vesveselere boğabilir. O yüzden açıkta kapı bırakmamak için her an tetikte, teyakkuz halinde olmalı gaflet hallerinden sakınmalıyız. Bir de manevi kapılar vardır. Bu manevi kapılar şeytanın maddi kapılara (göz, kulak gibi) yaklaşmasını engeller. Nedir onlar? Namaz kapısı, dua kapısı, ibadet kapısı. 5 vakit namaz kapısı açık olan yani namaz kılmayan biri şeytana karşı çok savunmasızdır. Hele hele bu asırda şeytan, nefis faktörünü kullanarak kişiyi günahlara, tembelliğe, başıboşluğa rahatlıkla sürükleyebilir. Ama namaz kapısı sağlam olan sağlam bir koruma altındadır. Tabiri caizse sınav günü kapıda bekleyen polisler gibidir. Hadi bakalım kimliğinizi unuttuysanız veya 1 dakika geç gidin bakalım sizi içeri alıyorlar mı? Namaz da ayette de sabit olduğu üzere insanı kötülükten alıkoyar. Şeytana geçit vermez. Tabi hakkıyla, ihlas ile kılınan namaz. Ama bu demek değil ki namaz kılıyor diye şeytan kapıları zorlamaktan vazgeçecek. Allah, Kuran’da şeytanı bizim düşmanımız olarak tanıtıyor. Hiç vazgeçer mi? Yeri gelir iğne deliğinden bile içeri girmeye çalışır, giremese bile fısıldar veya başka yollara başvurur. Mesela yanlış arkadaş kapısı. Arkadaş vasıtasıyla kapıyı zorlar. Sen de güvenip kapıları açarsın ama bir müddet sonra bakarsın ki arkadaş ortamın seni çok yanlış işlere sokmuş. Ayette geçiyor ki hesap günü bazı kişiler şöyle diyecek:

Eyvah! Keşke falancayı kendime dost edinmeseydim!
Meğer bana uyarıcı mesaj geldikten sonra, o dost bildiğim kişi bu mesajdan beni saptırmış!” İşte şeytan insanı (böyle) çaresizlik içinde yapayalnız bırakır. (Furkan Suresi/28-29)

Yani şeytanın kapıları çoktur. Âdem Aleyhisselam’dan beri binlerce yıllık tecrübesi vardır. Yani mel’un şeytan bizden daha tecrübelidir. Biz ise Allah’a yönelip peygamberimizin Aleyhisselam yoluna uymazsak adeta şeytanın oyuncağı oluruz ve bunun farkına dahi varmayız mazaAllah.

İblis, “Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlâsa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım” dedi.
Allah, “İşte bu bana ulaştıran dosdoğru yoldur. Azgınlardan sana uyanlar dışında, kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin yoktur” dedi. (Hicr Suresi/39-42)

Anahtar kelimemiz “ihlas”. İhlas öyle bir konudur ki alimlerimiz ihlas hakkında ciltlerce kitap yazmışlardır. Benim burada “Nasıl ihlaslı olunur?” hakkında yazmamı beklemeyin. Ben de bu yolun yolcusuyum. Herkes imkânı ölçüsünde okuyarak, araştırarak, danışarak, dua ederek, ibadet ederek, sadece sözde, bilgide kalmayıp öğrendikleriyle amel ederek ihlası kuşanmaya çalışmalıdır. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki bu süreç ömür boyu sürer, sürmelidir. Her daim tazelenmeli, yenilenmeli, niyetlerimizi kontrol etmeliyiz. Unutmayın şeytan bizi unutmuyor, her türlü yaklaşmanın yollarını arıyor. Vay ki bu bilinçten başıboş yaşayanların haline. Vay ki kendini yeterli görüp ben yanılmam, hata etmem diyenlerin haline. Bunlar şeytan için kolay lokmadır. Her an haber bültenlerine çıkma ihtimalleri vardır. Ne yazık ki bu kişiler sadece kendilerine değil başkalarına da zarar veriyorlar. Şeytan büyük düşünüyor, biz ise ufak tefek hesaplar peşindeyiz. Vah ki ne vah! Bir ayet var Kuran’da okuyunca şeytana sinir oluyorsunuz. Taş yağmuruna tutasınız geliyor.

Münafıkların durumu ise tıpkı şeytanın durumu gibidir. Çünkü şeytan insana, “İnkâr et” der; insan inkâr edince de “Şüphesiz ben senden uzağım. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım” der. (Hicr Suresi/16)

Hem insanı günaha, inkara sürüklüyor. Sonra da ben senden uzağım, Allah’tan korkarım diyor. Vay hain mel’un vay.

Ben bu yazıyı yazarken şeytan kuduruyordur Allahuâlem, onu ifşa ediyorum diye (!)… Düşmanımızı, kime karşı savaştığımızı bilelim. Çünkü düşmanı tanırsak etkisi zayıflar, söner, mağlup olur.

Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya çağırır. (Fatır Suresi/6)

İnkâr edenler için çetin bir azap vardır. İman edip salih ameller işleyenler için ise bir bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. (Fatır Suresi/7)

Risale-i nur külliyatında ise konuyla ilgili şöyle bir kısım geçer:

Ey maraz-ı vesvese ile müptela! Biliyor musun, vesvesen neye benzer? Musibete benzer. Ehemmiyet verdikçe şişer; ehemmiyet vermezsen söner. Ona büyük nazarıyla baksan büyür; küçük görsen küçülür. Korksan ağırlaşır, hasta eder; havf etmezsen hafif olur, mahfî kalır. Mahiyetini bilmezsen devam eder, yerleşir; mahiyetini bilsen, onu tanısan, gider.

Son olarak şunu söylemek istiyorum. Şeytan insanı umutsuz bırakmak ister. İnsan hata yapabilir ama umutsuz olamaz, olmamalı. Şeytan ise hataya düşen insanı umutsuzluğa sevk etmek ister. Umutsuz insan ise yaşayan ölü gibidir.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular:

“Her insan hata yapabilir. Fakat hata yapanların en hayırlısı çokça tövbe edenlerdir.” (Tirmizî, Kıyâmet, 49/2499; İbn-i Mâce, Zühd, 30)

“Eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi helak eder ve yerinize, günah işleyip, peşinden tövbe eden kullar yaratırdı.” (Müslim, Tevbe, 9, 10, 11).

“Günahtan tam dönen ve tövbe eden, o günahı hiç işlememiş gibidir.” (İbn Mace, Zühd 30)

Benim de notlarım arasında tövbe ile ilgili yazılmış yazılar var. Bazılarını unutmuşum. Bunları ben mi yazmışım diyorum okurken. Birkaçını paylaşayım.

  • Günahları, hastalık gibi düşün. Nasıl ki hasta olunca hemen iyileşmek istiyorsun. Sonra iyileşirim, şu işimi de bitireyim ondan sonra iyileşirim demiyorsun. Daha gencim sonra iyileşirim demediğin gibi. Aynı şekilde günahları da erteleyerek sonra bırakırım diyemezsin. Çünkü onlar da kalbini, ruhunu, zihnini, enerjini çökertip yıpratıyor. Onun için ilk anda günahtan tövbe edip vazgeç. Nasıl ki iyileştiğin hastalığa tekrar yakalanabiliyorsan tövbe ettiğin günaha da tekrar düşebilme ihtimalin var. Ama ilaç hep aynı: tövbe, samimiyet, birazcık da gözyaşı. Peki ya sonuç: Tövbe edenlere vaat edilen ebedi kalınacak cennet inşaAllah.

 

  • Evet tövbe büyük bir nimet ve imkân ama aması yok. Yani günahtan sonra amayla başlayan cümleler yok sonsuz rahmete uzanan tövbeler var. Tövbeyle gelen huzur var, gözyaşı var, hafiflik var, mükafat arzusu var. Peki günahta ısrarda bunlardan hangisi var?

 

  • Şeytan senle mücadeleyi bırakmamışken sen nasıl pes edersin. Allah senden vazgeçmemişken sen nasıl kendinden vazgeçersin. Haydi yönel tövbeye, umuda. Yeşersin bastığın topraklar…

 

  • Bir süzgeç hayal ediyorum. Şimdiye kadarki ömrümde yapmış olduğum her türlü işin konulacağı bir süzgeç. Yapmış olduğum iyilikler sıvı, kötülükler katı olsun. İyilikler süzgeçten geçsin ve yanımda kalsın, kötülükler ise süzgeçte kalsın diye düşündüm. Sonra süzgeçteki kötülükleri nereye boşaltsam, ne yapsam diye düşündüm. Denize döksem balıkların kötülüklerimden haberi olacak, dağın zirvesine boşaltsam kuşlar bilecek ve günahlarıma kıyamet günü şahitlik edecekler. Acaba yaksam yanar mı diye düşünürken aklıma duymuş olduğum bir ayet geldi. İnternetten arattığımda Furkan suresi 70. ayet olduğunu gördüm. Ayet şöyle: “Ancak tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenler başka. Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” 71. ayet ise “Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o, Allah’a, tövbesi kabul edilmiş olarak döner.” Subhanallah, elhamdülillah. Bu ayet benim hayalimin de üstünde ve hayal değil, hakikat.

 

Ve en büyük silahımız, sığınağımız “dua”dır. Allah ayetlerde tövbe edenleri ve temizlenenleri sevdiğini buyuruyor. En güzel tövbe dualarından biri “Seyyidül İstiğfar” dır. Bu dua anlamıyla birlikte mümkünse herkesin ezberinde olmalı ve her gün sık sık okumalıdır.

Yine benim notlarım arasında tövbeyle ilgili yazmış olduğum dualar var. Yine birkaçını paylaşayım…

Belki birileri ekran görüntüsü alıp kaydeder de bir namaz vakti sonrası açıp ellerini duaları ederler.

  • Şeytanı rehber edinenlerden olmaktan sana sığınırım Ya Rabbi. Onun sermayesi nefsimdir. Nefsime köle olmaktan sana sığınırım Allah’ım. Onun sermayesi şehvetimdir. Şehvet bataklığından da sana sığınırım Ya Rabb. Onun sermeyesi haramlardır. Haramın her türlüsünden sana sığınırım Rabbim. Haramın sermayesi gaflettir. Gaflet halinde olmaktan sana sığınırım ey merhametlilerin en merhametlisi. Gafletin sermayesi ülfettir. Ülfet perdesinden sana sığınırım her şeye güç yetiren Rabbim. Benimse sermayem senin rahmetindir Allah’ım. Rahmetini uman günahlarını itiraf eden şu kuluna acı, affet Ya Rabb. Sen benim amellerime muhtaç değilsin ama ben senin rahmetine oksijenden daha çok muhtacım. Oksijen olmazsa madden ölürüm ama rahmetin olmazsa manen ölürüm. Benim tercihim maneviyattır, sana yakın olabilmektir Ya Rabb, Ya Rabb, Ya Rabb.

 

  • Ey Rabbim, senin için yaşamak ne güzel bir nimet. Dönüşün Sana olduğunu bilmek ne büyük bir ferahlık. Merhametinin azametini hissetmek ne yüce bir umut. Dualara icabet ettiğini bilmek ne muazzam bir teselli. Ya Rabb, samimiyetle Sana varabilmeyi istiyorum. Bu güzellikleri ihlasla yapabilmeyi istiyorum. Senin sevgini, rahmetini, nimetini, affını, merhametini istiyorum. Ya Rabb şahit ol ki ben Seni istiyorum. Sana varan yola talibim, Seni konuşan söze vurgunum, Seni sevenedir sevgim, Seni yazan kaleme meftunum, Senin için bir araya gelenlerledir arkadaşlığım. Senin için Ya Rabb, Senin için, rızan için. Kavuştur beni rızana, huzurun sahibi olan Rabbim dünya ve ahirette huzurunda huzur bulanlardan eyle beni. Şüphe yok ki Senin azabın çok çetindir. Sana sığınıyorum Ya Rabb. Korktuğum Sen, ümitlendiğim yine Sensin. Seni anmadan geçen günlerimi kabul etmiyorum, rızanı gözetmeden yaptığım amellerimden razı değilim. Affet beni. Yüceler yücesi, her şeyin yaratıcısı olan kendisinden başka hiçbir ilah olmayan Rabbim. Sen Ganiyy’sin. Çok zenginsin, vermekle azalmayan nimetlere sahipsin. Ben de ancak Sana ibadet eder ancak Senden yardım dilerim. Beni göz açıp kapayıncaya kadar da olsa nefsimle baş başa bırakma. Ey Sahibim himayen altına al beni. Dosdoğru yolunda sabit kıl beni. En sevgili kulunu aleyhisselatü vesselam önder edinmekte muvaffak eyle beni. Allahümme amin.

 

  • Ya Rabb Sana Sen diyebilmek, Sana diyebilmek, acizin Aziz olana diyebilmesi, huzura kabul edilmek, Sana yakınlık hissetmek, azametine sığınmak, annesinden korkup yine annesine sığınan çocuk gibi yüceliğini itiraf edip rahmetine sığınmak, günahlarıma rağmen rahmetinle umutlanmak, Varlığını bilmek, evvel ve ebedi oluşunu bilmek, Senin kulun olduğunu bilmek, Sana Rabbim diyebilmek öyle yüce, öyle güzel bir şey ki tarif etmeye takatim yetmiyor, kelimeler yetmiyor. Ey göğüslerin özünü bilen Rabbim, kalbimde zerre kadar veya daha az ya da daha çok hiçbir şer bırakma, tertemiz eyle. Tertemiz eyle ki Sana ibadette ihsan seviyesine kavuşabileyim. Allahümme amin.

 

  • Senin olan Sana geldi, beni bana bırakma Ya Rabb.
  • Allah’ım, ben istemeyerek günahlar işledim ama isteyerek tövbe ediyorum. Sen kabul buyur.
  • Günahları terk etmeye niyet eden şu kulunu sen terk etme Ya Rabb.
  • Ya Rabbi, Sen beni günah kirlerinden temizlemezsen hangi su beni temizleyebilir ki!
  • Allah’ım beni hatada ısrar edenlerden değil tövbede ısrar edenlerden eyle.

Âmin.

(Seyyidül İstiğfar duası link: https://www.islamveihsan.com/wp-content/uploads/2023/03/seyyidulistigfarduasi-889.jpg )