Noktalar ve Ritimler
Nokta bir şeyin sonudur. Bir şeyi bitirmek istediğimizde; bir ilişkiyi, bir durumu, bir olguyu noktalarız. Bir cümlenin sonunu getirdiğimizde nokta koyarız ve bir tam nefes alırız. Nokta bize nefes payı getirir. İki nokta arasında bir nefes payı vardır. Noktalar arasındaki mesafeler bizim ritmimizi belirler. Noktalar hızlı hızlı geliyorsa bir acelemiz vardır, belirli süreyle geliyorsa sakin bir şekilde ilerlemekteyizdir. Noktaların arasındaki mesafeler bizi etkiler peki ya noktanın kendisinin bizim ritmimize olan katkısı nedir? Kalın nokta, ince nokta, içi boş nokta, noktalar… Hayatımıza koyduğumuz noktaların karakterleri de elbette şekillendirir bizi. Eğer kalın nokta koymamız gereken bir yere ince bir nokta koyarsak orada bir aksaklık olur. Ritim kayar. Peki ritim kayarsa ne olur? Hani pek çoğumuz bekleriz ya. Neyi mi bekleriz? Fırsatları, nasipleri, eğitimleri, kariyerleri, aşkları, bazılarımız parayı. Peki ne kadar bekliyoruz? Günlerce, haftalarca, aylarca, yıllarca… İşte o bekleyişler bazı nokta aksaklıklarından. Eğer hayatında doğru noktaları bulamazsan ritim kayar. Ritim kayınca da aksiyonlar azalır bekleyişler artar. Peki doğru noktayı bulup bulmadığımızı nasıl anlayacağız? Burada devreye sezgiler giriyor. Elbette bazen kalın bir nokta koyduğumuz yere dönüp baktığımızda aslında oranın iki nokta olması gerektiğini, bize örnekler vermeye başladığını göreceğiz. Böyle zamanlarda da örgü misali ilmeğin kaçtığı yere kadar geri gidip devam edeceğiz. Evet. Devam etmekten bahsediyorum. Devamsızlık insanı dipsiz kuyuya çeken bir bekleyiş halidir; bir tüketimdir. Devamlılık hali ise yolda olma halidir; bir üretimdir. Doğru noktaları bize en doğru gelen yerlere koyup kendi ritmimizi yakalayıp yola devam edeceğiz çünkü hayat bir bazı anlarda patlaması gereken bir mayın tarlası. Noktaları yerleştirirken kimi zaman patlatacağız ve bu patlamanın parçaları bize yeni noktalar getirecek. O noktalarda yeni ritimlere. Bu döngü bir hareket halinde kendini yenileyerek devam edecek Herakleitos misali.
