13 Şubat 2025

Orwell’ın SSCB Tarihi – Hayvanlar Çiftliği

Yazar: Kerem GÖKÇE

Giriş
SSCB (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği), V. Lenin önderliğindeki Bolşeviklerin, Rus Çarı 2. Nikolay’ın devrilip yerine kurulan Rusya geçici hükümetine karşı yapılan sosyalist bir devrim sonucu kurulmuştur. George Orwell da Hayvan Çiftliği adlı eserinde, çiftlikteki hayvanlar üzerinden Rusya’da gerçekleştirilen bu sosyalist devrimi gözler önüne sermiştir. Ve romandaki hayvanlar da bu devrimde adı geçen ve SSCB’deki siyasileri temsil etmektedir. Bunları şu şekilde açıklayabiliriz;

Domuzlar, devrimi yapanlar olarak Bolşevikleri temsil etmektedirler. Bunların arasından Napoleon Stalin’i, Snowball ise Lev Troçki’yi temsil etmektedir. Köpekler, Napoleon’un adamlarıdır ve çiftliğin ilk sahibi Mr. Jones ise Çar 2. Nikolay’ı temsil eder.

Bu yazıda yukarıda belirttiğimiz hayvanlar yardımıyla Hayvan Çiftliği romanı üzerinden Sovyetler Birliği’ndeki bazı hususları yan başlıklar halinde ele alacağız.

Sovyetler Birliği’ndeki Devlet Ateizmi
İkinci Nikolay’ı tahttan indirip Rusya’da yapılan devrimin amacı halkı baskılardan kurtarmak, hür kılmak ve eşitlikçi bir toplum kurmak. Bir konu vardır ki özgürlüğe, daha doğrusu Seküler devlet yapısına aykırıdır. Bu, Sovyetler Birliği’nin resmi dini görüşü olan devlet ateizmidir. Devlet ateizmi seküler yapıya, laikliğe karşıdır. Şeriattan, hilafetten, kilise baskısından tek farkı ateist olmasıdır, ateizmi devlet rejimine enjekte etmektir.

Bu husus Karl Marx’ın fikirlerinden ziyade Vladimir Lenin’in fikirlerinden dolayıdır. Lenin, Marx’ın fikirlerini olduğundan katılaştırmıştır. Güljanat KURMANGALİYEVA ERCİLASUN, ATEİST BİR DEVLETTE YAŞAYAN DİN: SOVYET KIRGIZİSTANI’NDA İSLAM adlı makalesinde bu konuyu şöyle açıklamıştır: “Sosyalizmin temelini atan, fikir babalarından biri olan Marks’ın “Din, afyondur” söylemi, en meşhur ifadelerinden biridir. Ancak Marks’ın dine karşı söylemi ve tutumu, bağlam açısından değerlendirildiğinde, sert veya alaycı değildir. Lenin ise Marks’ın düşüncesini daha sert ve daha düşmanca bir şekle getirmiştir. […] 1917 Ekim Devrimi’nden sonra, Rus Sovyet Cumhuriyeti’nin ilk anayasa taslağını hazırlayan komisyon, ‘Din, vatandaşların özel meselesidir’ diye yazmıştı. Lenin, bu ibareyi reddederek, ‘Dinî ve din karşıtı propaganda serbestiyetinin’ garantisi söylemi ile değiştirilmesi emrini vermiştir.” (ERCİLASUN 52)

Buradan anlayacağımız şey şudur ki; Karl Marx, “Din halkın afyonudur!” sözünde dinlere hakaret etmemektedir. Sadece, üst sınıfın dinleri kullanarak alt sınıfı sömüreceğini belirtmektedir. Yani çok katı din karşıtlığı saf Marxism’de değil, Leninizm’de bulunmaktadır.

Romana geçersek, bu durum romanda şu şekilde geçmektedir: “Bütün hayvanların öldükten sonra gidecekleri Şeker dağı isminde esrarlı bir ülkenin mevcut olduğunu iddia ediyordu. Musa, o yerin gökte ve bulutların biraz ötesinde olduğunu söylerdi. […] Domuzlar böyle bir yerin mevcut olmadığına onları ikna için çok müşkülat çektiler.” (ORWELL 22-23)

Bu alıntıdan anlaşılan şeyler; hayvanların öldükten sonra gidecekleri Şeker Dağı’nın gerçekte ahiret olduğu ve bulutların üstünde vurgusu da cennet olabileceğidir. Ve ateizm baskısı da domuzlar, yani devrimi yapanlar tarafından baskılanmaktadır. Bu da SSCB’deki devlet ateizmine göndermedir.

Stalin-Troçki (Napoleon-Snowball) Çekişmesi ve Troçki’nin Ortadan Kaldırılması
Gerçek hayatta Stalin, Vladimir Lenin’in ölümünden sonra iktidara gelebilmek için, devrimin ikinci adamı olarak anılan Lev Troçki ile bir iktidar yarışına girer. Bu iktidar kavgasını Stalin kazanır ve Troçki sürgünden sürgüne gider ve en sonunda Meksika’da suikast sonucu öldürülür.

Romanda ise Napoleon ile Snowball arasında bir çekişme vuku bulmuştur. Ve Snowball’ın üzerine Napoleon tarafından yetiştirilen köpekler saldırmaya başlamıştır. Gerçek hayatta ise Stalin’in SSCB Komünist Parti Genel Sekreteri olduktan sonra iktidara gelmesi ve Troçki’yi sürgün etmesine denktir.
Romandaki “[…] Napoleon içtima aralarında, kendine taraftar toplamada daha fazla maharet gösteriyordu.” (ORWELL 50) cümlesinde de anlamamız gereken durum ise Stalin’in genel sekreteri olduğu SSCB Komünist Partisi içinde kendine taraftar toplamasıdır.

Gerçek hayatta Stalin ile Troçki arasındaki anlaşmazlıklardan bir başkası ise sosyalist devrim anlayışıdır. Stalin ve Troçki ideolojik olarak Marxist olsalar da farklı fikirlere sahiptirler. George Orwell, romanda bu fikir ayrılığına da yer vermiştir. “Napoleon’a göre, hayvanlar çeşitli ateşli silâhlar edinip onları kullanmayı öğrenmek mecburiyetinde idiler. Snowball’e göre ise, daha fazla etrafa güvercin salıp diğer çiftliklerdeki hayvanları isyana sevk etmek lâzımdı.” (ORWELL 54) Yani Snowball’ın diğer çiftliklerde isyan başlatmak istemesi üzerinden Troçki’nin dünyadaki diğer ülkelerde de sosyalist devrimin gerçekleşmesini istemesi anlatılmak istenmiştir.

Napoleon’un (Stalin’in) Korku Diktatörlüğü, Devrimin Yolundan Saptırılması ve Çalışma Şartlarının Zorluğu
Hayvanların yapmış olduğu bu devrim, Mr. Jones’tan kurtulmak ve insanlara benzememek için yapılmıştır. Gerçek hayatta ise Bolşevik devrimi, Rus halkının daha huzurlu ve eşit bir düzeye ulaşması için yapılmıştır. Fakat hem tarihte hem de romanda ise yapılan devrimler amacından saptırılmıştır.

Romanda yapılan devrimin amacı, hayvanları insanların elinden (Mr. Jones) elinden kurtarmak ve eşitliği getirmektir. Hatta hayvanlar kendi aralarında iki ayaklıların (yani insanların) kötü olduğunu ve dört ayaklıların (yani kendilerinin) iyi olduklarını vurgulardı fakat Napoleon başa geçtikten sonra onun da insanlara benzediğini söyleyebiliriz. Bunun ilk örneği çiftliğin yeni kurallarından birisi olan alkol içme kuralıdır. Kuralın ilk hali hayvanların asla alkol tüketmemesi gerektiğini içerirken zamanla hayvanların çok fazla alkol tüketmemesi gerektiğini içermekteydi. Hatta domuzlar insanlara öyle benzerler ki bir süre sonra domuzlardan Squealer, dört ayak yerine iki ayak üzerinde gitmeye başlayacaktır. “İki ayak üzerinde yürüyen bir domuz. Evet, bu Squealer’di.” (ORWELL 128) Burası direkt olarak devrimi yapanların gittikçe devrilenlere benzediğini açıklar. Hatta bunun üzerine hayvanların iki ayaklıların kötü olduğunu söylemek yerine “[…]’dört ayak iyi, iki ayak daha iyi!’[…]” (ORWELL 129) demeye başlarlar.

Domuzlar sadece iki ayak üstünde yürümekle de yetinmezler. “Napoleon’un ağzında bir pipo ile çiftlik bahçesinde dolaşması, hatta domuzların Jones’in esvaplarını dolaptan çıkarıp giymeleri, Napoleon’un siyah bir palto ile görünmesi, pantolonları, kösele tozlukları, gözdelerinden birinin Madam Jones’in pazarları giydiği beyaz esvapla görünmesi dahi garip gelmedi.” (ORWELL 130) Buradaki “pipo” vurgusu Stalin’e göndermedir. Çünkü Stalin’in bazı fotoğraflarında pipo tükettiği görülür.

Devrimin yoldan sapmasının bir başka sebebi ise, domuzların diğer hayvanları sömürmeleridir. Buna örnek olarak “Sütlerin nereye gittiğine dair olan esrar çarçabuk çözüldü. Domuzların arpa ezmesiyle yapılan yemeklerine karıştırıldığı anlaşıldı.” (ORWELL 39) ve “[…] sütlerin, rüzgârla dökülen ve olduktan sonra da ağaçlardaki bütün elmaların sadece domuzlara tahsisine karar verildi.” (ORWELL 40) cümleleri örnek gösterilebilir.

Yapılan devrimden sonra çiftlikte yeni kurallar kanunlar hazırlanıyordu. Ve çiftlikteki hayvanlar daha sonrasında bu kanunların değiştiğini ve Napoleon’un gittikçe insanlara benzediğini göreceklerdi fakat Napoleon öyle bir korku diktatörlüğü sağlamıştı ki hayvanlar kabul ediyorlardı. Ve hepsinin ağzında Napoleon’un her zaman haklı olduğu dile getiriliyordu.

Romanda Rusya’nın soğuk iklim şartlarına da değinilmektedir. “Zehir gibi soğuk bir kıştı. Fırtınalı havayı sulusepken ve kar takip etti, ondan sonra şubata kadar kırılmayan bir don oldu.” (ORWELL 75)

2. Dünya Savaşı (SSCB-NAZİ’ler)
Romanda, İkinci Dünya Savaşı ile alakalı kısım, Nazi Almanya’sının SSCB’ye saldırması ve sonuç olarak SSCB’nin savaşı kazanmasıdır. Savaş ilk olarak 1939’da Nazi Almanya’sının Polonya’yı işgal etmesinin ardından başlamıştır. Yalnız Almanya, Polonya’yı işgal ederken tek başına hareket etmemiş, SSCB ile Polonya’yı bölüşmüştür. Batı kısmı Almanya’nın, doğu kısmı ise Rusya’nın idi. Stalin, Nazi tehdidi olmadığını ve Almanya’nın SSCB’ye saldırmayacağını düşünmekte ve dile getirmektedir fakat sonuç olarak Almanya SSCB’ye savaş ilan eder. Ve sonunda Naziler teslim olurlar.

Savaş’ın başlangıcı romanda şu şekilde geçmektedir: “Hücum hemen ertesi gün vaki oldu. Hayvanlar kahvaltıdayken güvercinler uçuşarak, Frederick ve adamlarının beş-kol-demirli kapıdan girmiş oldukları haberini getirdiler.” (ORWELL 100)

Tabiki bu savaş insanlık tarihinin en kanlı savaşlarından birisi olup, savaş sonunda da çokça insanın (romanda da hayvanlar) zarar gördüğüne de yer verilmiştir. “Hayvanlar kazanmıştı, fakat kan içinde ve bitap düşmüşlerdi.” (ORWELL 103)
Yani anlayacağımız şey, SSCB (romanda da Hayvan Çiftliği) savaşı kazansalar da çok sayıda asker kaybetmiş ve uluslar bitik hale gelmiştir.

KAYNAKÇA
ORWELL, George. Hayvan Çiftliği. İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı, 1997
ERCİLASUN, Doç. Dr. Guljanat KURMANGALİYEVA. “Ateist Bir Devlete Yaşayan Din: Sovyet Kırgızistan’ında İslam”. Türk Dünyası Araştırmaları. C. 116, s. 229, ss: 51-70