22 Temmuz 2024

Pencere

Yazar: Tuğba KORKMAZ

Baktığınla gördüğün, seslendiğinle işittiğin her daim aynı olmuyor. Sende olmayanla başkasındakini kıyas yapmak yanlış yollara sapmaya sebep oluyor. Senin doğrun başkasının yanlışı, başkasının en haklı isyanı senin inkârın olabiliyor. Senin gördüğün minicik bir taş başkasının gönlünde koca bir dağ oluyor. Taşınmaz, yıkılmaz, dağılmaz… Kurduğun samimi bir cümle senin derdine merhem olurken belki de başkasının en ince yarasına dokunuyor. Senin binip gittiğin çiçeklerle bezeli araba mutluluğunu perçinlerken arabanın yanından geçenin en büyük matemi olabiliyor. Hastane koridorlarında gezerken birinin ölümü ardından bir bebek doğuyor feryat figan. Bir yanda ağlayanlar bir yanda gülenler. Dünya böyle bir yer. Herkesin kendine göre doğruları yanlışları var. Herkes farklı bir pencereden bakıyor, neyi görmeyi arzuluyorsa onu görüyor velev ki baktığı siyah olsun o bağıra bağıra “bu beyazdır” diyor… Dünya böyle bir yer, anlamsız. Mazlumun sesinin arşa çıktığı, zalimin namussuzluğunun her gün daha da perçinlendiği; kafa, kol, bacak, kan, gövde, beden, parça… Bilinen, bilinmeyen her şeyin birbirine girdiği, merhametin kapı ardına saklanıp utandığı hayasızlığın ayyuka çıktığı bir dünya elbette ki anlamsız. Ne yapmalı öyleyse? Bir şey yapmalı mı ya da? Benim elimle senin dilinle öbürünün kalbiyle bir şeyler değişmeye muktedir olabilir mi? Bilmiyorum, inan bilmiyorum…