Modern Dünyanın Kazığı
Bilmek, anlamak, farkına varmak, idrak etmek ve hatta içselleştirmek. Her şeyi düşünmek belki. Hissetmek ya da… Sezmek de eklenebilir buna. İnsanoğlunun tüm teçhizatıyla acıdan kaçmaya çalışması tuhaf geliyor bana. Herhangi bir şekilde bundan beri olunacağı düşüncesi ve/veya inancı, yöntem tevekkül dahi olsa, boş bir beklentidir belki. İmtihanlara üzülmemek ya da her daim dirençli olmak insan dışı bir beklenti. Neden üzülmekten, düşmekten, zorlanmaktan, başarısız olmaktan bu kadar korkuyoruz ki nihayetinde? Duygularını söküp atabilir mi insanoğlu? Yakup Peygamber ağlamadı mı oğlu Yusuf için? Tevekkülün temsili peygamber dahi ağlıyorsa imtihanından dolayı, bizdeki bu hiçbir şeyden etkilenmeme isteği neden? Esasında tevekkül hiç hüzünlenmemek değil, hüzne rağmen Allah’a sığınabilmek değil midir?
Hakikatte bir tek yaradan biliyor insanoğlunun acziyetini. İnsanoğlu dahi kavrayabilmiş değil henüz. Bu acziyeti yenmeye yöntem aramakla geçiyor ömür. Daha mutlu olmak gayesi sarmış asrın her bir zerresini. Mutlu olmak hedeflerin en basiti, en anlamsızı belki. Sürdürülebilir, gerçekçi bir yaşam tarzı değil. Yaşamak, düşmek ve kalkmak, bazen kalkamamak, bazen kalkmaya mecal bulamamak döngüsünden ibaret. Bu döngüden düşmek çıkartılamaz, çıkartılması da gerekmiyor. Zira düşmek bazen koşmanın, bazen yürümenin, bazense bulunulan yerdeki basit hareketlerin doğal bir sonucudur. Düşmenin denklemden çıkarılması demek tüm hareketin yok olması demek. Sendelemeksizin bir hareket mevzu bahis değil, olamaz. Mesele bu döngüye hakiki bir anlam katabilmek. Diyorum ya, insanoğlunun acziyet seviyesini sadece mimarı biliyor.
Modern dünyanın insana en büyük kazığı bu. Kişisel gelişim zırvalıklarıyla doldurulan aciz insan beyni gerçekten isterse her şeyi yapabileceği yüküyle ezildi. Sahiden bir insan isterse her şeyi yapabilir mi? Nasip bunun neresinde kalıyor peki? Peki ya mizaç farklılıkları? İnsan biraz durup kendine baktığında her şeyi yapamayacağını ve aslında bunun onun için bir nimet olduğunu fark edebilir. Nasip aslında insanı çok rahatlatan külli bir iradedir.
Bu döngünün yegâne çıkar yolu tevekkül. Bunu bildim. Ama uygulayınca tüm hüznün yok olacağı zannıyla değil. Tevekkül, kendisine giden yolda terbiye eder insanı. Bu yolda hüzün ve keder çeker başı. Öyle ki açılana kadar kapıyı çalar ve hatta gittikçe şiddetlenir. Sen acziyetini anlayana kadar, zorlar.
Allah Resulünün, oğlunu uğurlarken söylediği şu hadistir zannımca tevekkülün ve sabrın ve dahi insan olmanın tarifi:
“Göz yaşarır, kalp hüzünlenir. Biz ancak Rabbimizin razı olacağı sözleri söyleriz.”¹
¹ Buhârî, Cenâiz 43; Müslim, Fedâil 62. Ayrıca bk. İbni Mâce, Cenâiz 53

Rabb’e bolca teşekkür, bilhassa sayısız tevekkül ve sonsuz tefekkür..💖