20 Mayıs 2023

Sanatkâr

Yazar: Erva Esma GÜLER

Sanat, bakarken “görebilme” ufkuna erişmektir. Herkes bakar ama herkes göremez. Bir sanatçılar vardır bir de diğer insanlar. Temel turnusol görebilme ufkudur. Sanatçı gördüğünü aktarır.

Sanatkâr bazen her şeyi görür ki bizler buna genelde “ilham” deriz. Bazen bazı şeyleri görür fakat eksik kalır ve bizler buna “rüzgârda savrulan sonbahar” deriz. Bazen hiçbir şey göremez ve bizler buna da “sanatçı kişiliğin sömürüsü” deriz.

Pek tabii söylediğim bu sıfatlar şahıstan şahısa değişiklik gösterir. Lakin manâsı sabit kalır.

Kimi zaman bir bulut ağlar sanatçıya, kimi zaman güneş sıcak bir tebessüm bahşeder; kimi zaman bir martı selamlar sanatçıyı ve kimi zaman bir çiçek salınır gözlerinde…

Her sanatçının gördüğü muhakkaktır ancak nasıl gördüğü onu diğer sanatçılardan ayırır. Gördüğünü nasıl aktardığı da…

Sanatın; resim, müzik, heykel, yazı gibi çok katmanlı bir çerçevesi vardır. Aktarma seçimi de işte bunlardan birisine bağlıdır.

Yukarıda sanatı sınırladığımı sanmayın sakın! Sadece genelde bilinen sanat dallarını yazdım. Yoksa insanın ortaya koyduğu her “güzel” fiil sanattır. Her güzel fiil… Yani sonsuzluk. Sanat sonsuzdur. Sanatın sahibi de.

Ve asıl sanat insandır. Asıl sanat yaratan ise Allah.

Allah’ın kendi ruhundaki sanatı başka insanlara üflemesiyle oluşan insan topluluğuna verilen addır sanatçı. Ve bu insanlar ortaya koydukları somut eserlerle Allah’ın sanatını yansıtır. Aslında kimse kendi sanatını ortaya koymaz. Yaradan’ın sanatını ortaya koyar.

O yazdırır, O çizdirir, O söyletir, O dinletir, O yaptırır…

Sanatçılar sanata vesile olurlar. Ve gök kubbede bırakılan hoş sada bizim sesimiz değil, O’nun sesidir.