Şehrin Gözleri
Özdemir Erdoğan’ın “Gurbet” şarkısını ilk kez dinlediğim vakit memleketime uzun yıllar veda edeceğimi hiç düşünmemiştim. Henüz 19 yaşında bir gece vakti tüm şehir uykudayken ardıma bile bakamadan, bindiğim otobüsle başladı benim gurbet yolculuğum.
19 yıl sonra yaşadığı şehirden kilometrelerce uzağa gidince insan ilkin ciğerlerine çektiği havayı bir yokluyor. Memleketinden bir parça arıyor ama nafile. Ciğerlerine dolan hava memleketin özlemini daha da çekilmez hale getirdiği vakit anlıyor işte gurbetin zorluğunu. Gideceğin yer Konya’ya çok benziyor merak etme demişlerdi halbuki bana. Kendi kendime öfkelendiğimi hatırlıyorum buranın havası asla Konya gibi değil, diye. Şimdi 50 yıldır Konya’da yaşayan birine; Konya’nın bambaşka bir havası var, desek ne diyorsun sen, der. Güler geçer. Ben de o yaşıma kadar gerçekten Konya havasının bambaşka olduğunu anlamamıştım. Gurbet ellerde ciğerlerimi yakan hava gözümden yaş olup akarken günlerce memleketime kavuşma hayali kurdum. Ezanların her sokak başında yankılandığı, mezarlıkların gül koktuğu kadim şehir Konya. Ne vakit daralsam Şems Camisi’nde bulurdum kendimi. Orda sanki hâlâ yaşayan ruhlar var gibi. Girince hissediyorsunuz. Ruhlar size kucak açıyor, Allah yolunuzu oraya sadece vakit namazı kılmak için değil, ruhlarla tanışmanız ve ettiğiniz duaları kabul etmek için de çıkarıyor. Şems Camisi’nin benliğinizdeki etkisiyle attığınız adımlar sizi Mevlana’ya doğru götürüyor. Şems ve Mevlana’nın dostluğu asırlar sonrasında bile biz torunlarına miras kalmış gibi. Birinden birini ziyaret edersek eğer, mutlaka diğeri de bizi çağırıyor. Eğer ki türbeyi gezerken gören gözlerinizle değil de hisseden kalbinizle gezerseniz duvarların arasından Mevlana hazretlerinin sesini işitebilirsiniz “Gel, ne olursan ol yine gel!”
Şimdi soruyorum size, bu kadar kıymetli büyükleri olan bir şehir bırakılıp gidilirse esas gurbet dediğimiz yara aklımıza geldikçe kanamaz mı? Vallahi kanıyor. Hem de her damlası şehrin gözlerinden akıyor. Sahi siz şehrin gözlerini görmediniz değil mi? O halde kaldırıp kafanızı gökyüzüne bir bakın. Bu şehir hala sizinle yaşıyor. Nefes aldıkça ciğerlerinize dolan hava dünyanın hiçbir coğrafyasında yok. ”Gez dünyayı gör Konya’yı”
Ben bu satırları hâlâ gurbet sürgünümde sizlere yazıyorum. Söyleyin memleketten bir haber mi var, yoksa yârin gözyaşları mı bu yağmurlar? Benim yârim, memleketim.

Esasen hemşire, ekseriyetle yazan, okuyan, anlamaya ve anlatmaya gayret eden bir kul. Minik bir kız annesi, boş vakitlerinde doğayı seyreden bir fotoğrafçı. Benliğinde açılan Filistin yarası, yüreğinde bir islâm davası. Tam da bugünlerde bu yara; ona ışık oldu, yol gösterdi ve yeniden yazmaya başladı (yaklaşık 10 yıl aradan sonra). Daha nicelerine vesile ola.“Yara ışığın içeriye girdiği yerdir”Hz. Mevlanaİnstagram: @serifekuluu

Konya’yı görmüş ve yaşamak isteyeceğim sehirler arasına gönlümde eklemiş biri olarak bu yazı yüreğime dokundu. Kaleminize sağlık, çok güzel olmuş ✒️👏
Kaleminize sağlık aynı duyguları hisseden yüreklere yazmışsınız adeta🌻
Çok güzel içtenlikle samimiyetle yazılmış bir yazı eline emeğine kalemine sağlık abla başarılı nice güzel yazılara
👏👏👏🤲🤲🤲