Siyasette kazanan kimdir?
Siyaset insan varlığının çağlar süren tecrübesiyle, toplumla kol kola güçlenen, başkalaşan, uyum sağlayan ve olgunlaşan eylemlerin ve etkenlerin sonucudur. Toplumlar kendi yollarını bilinçsiz belirlerler. Bunu belirleyebilmek için ihtiyaç olunan belirli bir rejim yoktur, zira bahsettiğimiz rejim monarşi olsun, demokrasi olsun bir üst yelpazede toplum tarafından belirlenir. Rejim değişikliğinin belirlediği şey var olan cüzi değişimlerin ve toplumların isteklerine karşı yapılan eylemlerin esnekliklerinin durumudur. Peki, hal böyleyken “kazanan” kavramına nasıl yaklaşmamız gerekir?
Geniş çerçeveden ve yeterince uzaktan baktığımızda siyasetin kazananı her zaman için toplum olacaktır; öyle ki toplumun varlığını ve sürekliliğini yahut devinimini düzenleyen, ne olursa olsun, siyasettir. Siyasetin; toplumun çıkarlarının, taleplerinin veya iyiliğinin aleyhine gibi düzenlemelerde, inşalarda ve yıkımlarda bulunduğu durumlarda bile, o toplumun bilincinin oluşmasını, yolunu çizmesini, olgunlaşmasını sağlayan temel etken siyaset olacaktır.
Biraz daha dar bir tablodan bakacak olursak, daha somut ve daha kısa süreli “getirilere” bakarsak, siyasetin kazananı çoğunluklar olacaktır. Zira halkın yönetildiği rejim hangisi olursa olsun, çoğunluklar baskı yaparak yöneteni etkilerler, eğer hassas oldukları ve önem verdikleri bir konuda istediklerini elde edemezlerse, baskılar, fiziksel baskılara dönüşür ve olaylar şiddet kullanma seviyesine varırsa azınlıklar, çoğunluklar karsısında zayıf kalacaklardır. Tabi ki bu duruma, azınlık ya da yöneten tarafından halk üzerine belli askeri yahut silahlı baskının olduğu tarihi olayları göstererek karşı çıkabilirsiniz, ancak silahların baskı aracı olarak kullanılması, yöneten kadro açısından bir tehdit olarak büyümeye başlayacaktır ve daha fazla düşman edineceklerdir. Bir noktada artık baraj taşacaktır. Bu durum insan ömrü açısından uzun bir süreç olabilir ama devletlerin ömrü açısından normal ve hatta kısa bir süreçtir.
Zaten artık demokrasinin popülerleşmesi ile çoğunluğun egemenliği, küresel bir görüş haline gelmiştir. Bireyselciliği ön planda olan güncel dünya çoğunluğun egemenliği olan rejimlerin alternatiflerini destekleyen kişileri “irrasyonel” ya da “kötü niyetli” bireyler olarak damgalamaktan kaçınmaz. Halbuki siyasetin iyiye doğru ilerlemesini istiyorsak, yapılan eleştirilerin değerlendirilmesine dikkat etmeliyiz. Zira elimizdeki sistem, insan üstü bir kaynaktan gelmiyorsa eğer, mutlaka kusurları olacaktır ve biz de eleştiri kanalını kapattığımız andan itibaren elimizdeki kusurlu sistem ile baş başa kalıp, elimizdekinden sonra gelecek “iyileştirilmiş” sistemleri elemiş olacağız.
Peki konumuza dönersek, daha özelden ve daha da dar bir açıdan ve pragmatist bir şekilde bakarsak siyasetin kazananı kimler olacaktır. Bu durumda şüphesiz en çok kazanan, yönetenler yani liderler olacaktır. Çünkü yapılan eylemler, bu kişinin emrinden geçmiş olacaktır. Tabi, yukarıda bahsettiğim gibi, çoğunluklar gerçek karar verenlerdir ancak bu kararlar, sonuç kararlardır, detayları belirleyen liderlerdir. Burada bir konuya değinmemiz gerekiyor, yönetenin kazanan olabilmesi, kârlı çıkabilmesi, iyi bir siyasetçi olmasıyla doğru orantılıdır. İyi siyasetçi, siyasetin erklerinin yönetimini ve denetimini sağlayarak istediklerini yaptırma ihtimalini artırırken, kötü siyasetçi belli siyasi güçlerin kuklası haline gelebilir.
Peki iyi siyasetçi nasıl belirlenir? Öncelikle bir kişinin iyi bir siyasetçi olması, iyi bir insan olmasını gerektirmez, aynısı tersi için de geçerli. İyi siyasetçi, siyasal ilişkileri iyi yönetmesiyle belirlenir. İktidarını sağlayabilen ve asgari taviz veren siyasetçi iyi siyasetçidir. Şimdi bunu asıl konumuza bağlarsak, iyi siyasetçi en çok karlı çıkan olabilir. Siyaseti, şan ve şöhret kazanmak için, belki yasal ve meşru olmayan ancak siyasi olan hamlelerle kendisine maddi, manevi kar getirmek için kullanabilir. Ancak dikkat etmemiz gereken, iyi siyasetçinin illa kötü bir insan olması gerekmez. Toplumun ve insanların iyiliğini düşünerek de hareket edebilir. Bir toplumun liderleri hem iyi siyaset yapıp hem de bu siyaseti insanların iyiliği için kullanırsa siyasetin kazananı herkes olacaktır.
