Sumud
Bize Ölümü yakıştırdınız bayım
Çocuklarımıza
Kadınlarımıza
Yaşlılarımıza
Kundaktaki bebeklerimize
Ölürüz
Bedenlerimiz lime lime olurken
Kameralar önünde
Çığlıklarımızı duyuramadan
Islak mintanlarımız içinde
Kursaklarımızda lokmalarımızla
Yarınlara dair umutlarımızla
Ölürüz
Kah sıcacık yatağımızda
Kah bir hastane koridorunda
çocuk ağlaşmaları arasında
Kah bir göç yolunda
üzerimize düşerken akıllı ölüm makinaları
Kah bir okul sırasında uyumaya çalışırken annelerimizin kucağında
Annelerimiz de ölür
Babalarımız da
Ölürüz
Zorlama bir sohbet esnasında
yakılan ateşin etrafında ısınmaya çalışırken.
Ve sabahın olmasını beklerken dedelerimiz
Halini anlatırken mesela
her şeyini kaybetmiş mahalle bakkalımız Muhammed amca
Karısını, çocuğunu, gelinini
Ölürüz
Üzerimize yıkılırken sınıfımızın duvarları
üzerinde işlediğimiz son dersin notlarına bakarak…
Ve enkaz altında kurtarılmayı beklemeksizin
ölürüz
Fatma teyzeyle
Tahir amcayla
Okul arkadaşımız Hüseyin’le
Biz ölürüz bayım
Siz keyfinizi kaçırmayın sakın
Demokrasi ve insan hakları nutuklarınızı lütfen kesmeyin
Elbiselerinizi asla ütüsüz giymeyin
Rugan ayakkabılarınız daha parlak olsun her zamankinden
Masanızda kahveniz soğumasın
Sosyal medyada gezinin sık sık
Amerikan seçimlerine bakın mesela
Trump mı kazanır Kamala mı?
Aylar var daha
Ama bekleyin acelemiz yok bizim
Acele etmeyiz ölmek için
Siz keyfinize bakın bayım
Biz aklınıza gelirsek de..
Neyse
Boş verin
7 Ekim vardı değil mi
75 yıl yoktu
Bir sabah evleri basılan
Ve annesinin çığlıkları altında uykudan uyandırılan çocuklar yoktu mesela
Gözleri önünde babasının yüzüstü yere yatırıldığı, tekmelendiği
Sokaklarında oyun oynarken kaçıştığı çocukların
kocaman yeşil böcekler yoktu
Son teknolojik ölüm makineleriyle donatılan
Anneler yoktu mesela sırayla
cansız bedenlerine sarılırken
sabah selametle uğurladığı evlatlarının
Haber bültenlerinizde
öldürülen değil
ölenlerdik biz
kendiliğimizden
onbinlerce
faili meçhuldük
Hak edilmiş ölülerdik yaşarken
30 bin, 40 bin, 50 bin, 100 bin
Ne önemi vardı sayıların
Ha bin eksik ha bin fazla
Bize sayı olmayı yakıştırdınız bayım
Bir cinayet için günlerce ekranlarınız yanarken
Ya da bir çocuk kaybolduğunda apansız
Seferber olurken ahaliniz
Üzgün açıklamalar yaparken kasaba şerifiniz kameralar önünde
Annesi mahzun gözyaşlarıyla dağlarken kalpleri
Biz sadece sayı olduk bayım
Bahsi geçmeden ölmekliğimizin.
Sessizce
Bize çocuk haklarını da öğretin bayım
Sarışın mavi gözlü çocuklarınızın.
Cicili bicili kelimeler söyleyin mesela kameralar önünde
Her çocuğun yaşama hakkı vardır diyin coşkulu alkışlar arasında
Esmer ve kirli yüzlü çocuklarımız bakmasın gözlerinize
yıkılan evlerinin enkazı altından
Ya da aylardır tutunmaya çalışırken hayata
Oradan oraya koştururken yaşamak için
Kah yırtık bir pabuç üstünde
Kah bir kağnının tekerinde
Kaydırın bu gözleri bayım
acele bir parmak hamlesiyle
Kaçırın gözlerinizi
Etkilemesine izin vermeyin,
üzmesine izin vermeyin.
7 Ekim gelsin aklınıza
Dönün gündeminize geri.
Mesela kilo vermek için doktor tavsiyelerini dinleyin
Evinizin yakınındaki salonda akşam sporunuzu aksatmayın
Göbeğinizi eritmek için her gün 500 kalori yakın
Sabah olimpik havuzda kaçınmayın ısrarla kulaç atmaktan
Trump mı kazacak Kamala mı
Bize açlığı yakıştırdınız bayım
Açlıktan ölmeyi
Ve sayı dahi olmamayı
Kadın haklarını da es geçmeyin bayım
Anlatın bize bağnaz toplumlarda kadınlarımızı nasıl özgürleştireceğimizi
Mart aylarında bol bol etkinlikler yapın içinde kadın hakları geçen
Her kadın özeldir diyin
Kadına şiddeti kınayın var gücünüzle
Afilli laflarınızı esirgemeyin
Ama tek kelime etmeyin bizim kadınlarımızdan, analarımızdan, kızlarımızdan
Durdurmasın sizi kameralara yansımayan çileleri
Toplamaya çalışırken evlerini, çocuklarını, beylerini
Sığındıkları bir hastane koridorunda sessizce içine ağlarken
Ve parçalanırken bedenleri
tonlarca bomba altında
Mıhlayın kafamıza cümlelerinizi
Kadınlarımıza yaşamamayı yakıştırdınız bayım
Bize acıyı yakıştırdınız bayım
Babalarımızın çaresizliğini
Taşırken parçalanmış bedenlerimizi markasız bir poşet kenarında
Annemizin gözlerinden kaçırırken gözlerini
Kulakları sağır eden bombalar arasında
Enkaza dönmüş avlumuzun ortasında
Bize acıyı yakıştırdınız bayım
Bize çaresizliği yakıştırdınız
Bize ölmeyi…
Ne var ki
Biz ölmeyeceğiz bayım
Yok etmeye çalışsanız da
unuttursanız da
Bilseniz de bilmeseniz de
Görseniz de görmeseniz de
Çünkü sonu gelmez bir umuttur bizim için yaşamak
Gökyüzünü aydınlatan bir ay gibi
Her gün vurulsak da
Bir kez daha yeniden var olmak gibi
Uçsuz bucaksız yarınlarımız var bizim,
yenilmeyen, sönmeyen çağrılarımız var
Size anlatmayacağımız destansı hikayelerimiz var bayım
Savaş meydanlarını sarsan kahramanlarımız var mesela
Şehitlerimize yaktığımız şarkılarımız var
Biz yok olmayacağız bayım
İnatla var olacağız
Susturacak karanlığınızı ve tüm karanlıklarınızı
altın kubbemizden yükselen kutlu sada.
Ve o sada cennet kılacak bütün dünyayı
Yüzü gülecek analarımızın babalarımızın çocuklarımızın
Bataklıklar yeniden dönecek gül bahçelerine
Evlerimizi yeniden şenlendirecek çocuklarımız
Camilerimizden yeniden yükselecek ezan sesleri
Meydanlarına akın edeceğiz şehirlerimizin,
tekbirler eşliğinde
Çocuklarımızın cıvıl cıvıl sesleri yeniden dolduracak sokaklarımızı
Daha parlak doğacak güneş üzerimize her sabah
Şehirlerimizi saracak yeniden fırınlarımızda pişen taze kokusu ekmeğin
Nehirlerimiz daha bir gür akacak mesela
Daha lezzetli meyveler sunacak ağaçlarımız
Analarımız daha gürbüz çocuklar doğuracak yarınlar için
Babalarımız alın teriyle yoğuracak toprağı
Yeniden kurulacak şehirler ve yeniden söylenecek kutlu şarkımız
Bir daha acıyı yaşamamak için
Bize acıyı yakıştırdınız bayım
Bize çaresizliği yakıştırdınız
Bize ölmeyi…

Yüreğine kalemine sağlık
Tebrikl ederim. Güzel tespit