Türkiye’de Mülteci Olmak
“Biz Irkçı Mı Doğuyoruz?” diye meşhur bir kitap vardır.
Kitaptan bahsetmeyeceğim, daha çok kendi deneyimlerimden bahsedeceğim.
Türkiye’de geçici koruma altında bir mülteci olarak en sık sorduğum sorulardan biri: Bu ırkçıların herhangi birinin yerinde olsaydım, aynı saldırgan ırkçı davranışlarda bulunmam mümkün mü?
Her şeyi unuturum, mülteci olmamı bile. İnsan olarak düşünüyorum. İnsan olmak o kadar mı zor? Çünkü ben, insan olduktan sonra asla kimsenin tehlike altında yaşamasını istemem; dini, ırkı ne olursa olsun. “Bizim ülkemiz bizi almadı, komşu ülke de mi almayacak bizi? O kadar yük müyüz?” diye sorular sorarken kendimi çok kötü hissediyorum
Son zamanlarda yaşadığımız stresi anlatamam. Kardeşlerimin, annemin değişik düşüncelerine bakıp daha çok deliriyorum. Biz nereye gideceğiz acaba? Suriye’ye döner miyiz? Dönünce hemen ölecek miyiz yoksa gözaltına mı alınacağız? O huzursuzluğu kimse hak etmez.
“Suriyeliler gidecek” cümlesini görünce sayılamayacak kadar çok fazla düşünceler geçiyor aklımdan; ya da birisi bana “Gideceksiniz, az kaldı.” deyince.
Çok sevdiğim Türkiye’de gördüğümüz gelişmeye rağmen bu kadar ırkçılık ve nefret görmek beni çok üzüyor. Çok huzursuz, vatansız ve değersiz hissettiriyor.
Tüm bu bahsettiğim ve anlattıklarım, hissettiklerimizin yüzde biri bile değil. Benim yaşadığım ve Türkiye’de pek çok Suriyelinin yaşadığı duyguyu tarif etmek maalesef neredeyse imkânsız.
Ve sanki ırkçılıkla yüzleşmek, Suriye’nin bir hapishanesinde olmaktan daha merhametli olabilirmiş gibi geliyor bana. “Vatan doğduğun yer değil, vatan huzur bulduğun yerdir” derler. Acaba Suriyeli olarak o vatanı bulacak mıyız?
Adli Bilimler öğrencisi
