10 Şubat 2022

Yorgun Dünyamızdan Bir Yeni İleti

Yazar: Merve ÖZEN

Ben dolma içi temizlerken, bir yerlerde kireçli kum taşları, rüzgâr ve yağmurla aşınıyor.

Sen bulaşık yıkarken, bir yerlerde maymun ilahisi eşliğinde ayin yapılıyor.

O uyurken, bir yerlerde milyonlarca yıldır parlayan bir yıldız sönüyor. Onun küçük hayatı ile yıldızın devasa hayatının zamanda bir anda kesişmesi ise müthiş bir nükte.

Biz hafta içi yapılacakları planlarken, Nepal’de yüzyıllardır ayakta duran bir tapınağın oymalarında akşam güneşi dans ediyor.

Tv8 reyting rekorları kırarken, Güney Amerika’da bir yanardağ hareketleniyor.

TRT Çocuk’ta Rafadan Tayfa’nın aynı bölümü yüzüncü tekrarını oynarken; Ganj kıyısında bir Hintli, ölüsünü yakmak için hazırlık yapıyor. Etrafından dumanlar yükseliyor.

Bir influencer gittiği otelin reklamını yaparken, Ekvator’da birkaç iguana, okyanus manzarasına karşı günü sonlandırıyor.

Bir blogger, çocuğunun 3. yaş doğum günü partisini canlı yayınla paylaşırken, Avustralya’da mağara resimleri 20.000. yılına giriyor.

İETT şoförü 2. ringine çıkarken, Tayland’da klavye fabrikasında bir işçi 200. klavyenin tuşlarını yerleştiriyor.

Sen, ben, o, ailecek bir araya gelip eski albümlere bakarken; Hindistan’da şehir çöplüğünde bir grup insan, sıska inekler ve yaban domuzlarıyla birlikte işe yarar şeyler arıyor.

Ağlama duvarında bir Yahudi Tevrat okurken, az ileride bir Müslüman Kuran okuyor.

Japonya da bir Budist rahibin yaktığı mumlar adedince Kuveyt’ te petrol kuyuları yanıyor.

Polonya’da bir toplama kampı 75 yıldır sergilenirken, Amerika’da Guantanamo Hapishanesi 19. Yılına giriyor.

Tuol Sleng Soykırım Müzesi, katledilen 17.000 kişinin resimleri ve kafatasları ile birlikte 41 yıldır sergilenirken; Doğu Türkistan’da, Uygur Türklerinin tutulduğu kamp ve hapishane sayısı 500’e yaklaşıyor.

Tianenman Meydanı Halk Kahramanları Anıtı önünde Çinli bir asker nöbet tutarken, Çanakkale Şehitler Anıtında Türk bir asker nöbet tutuyor.

Ben bunları yazarken yaşlı dünyamız tüm renkleriyle, bildiğimiz ve henüz bilmediğimiz tüm varlıkları ile birlikte dönüyor.

Baraka, her izlediğimde tüm hayatlardan bir ısırık almışım gibi hissettiriyor. “Dünya işte böyle bir yer” dedirtiyor. Bir saat otuz altı dakikada milyonlarca yılı zip dosyası haline getirip beyninize yüklüyor. Kalbinize de bir şeyler yüklüyor tabi. Bence izleyin. Kadim dünyamızın omzuna el atıp “yorgunsun, hissediyorum.” deyin ve sonra gününüze devam edin.