21 Ekim 2023

Yüreğimiz Dağlanıyor

Yazar: Melda Nur ERDOĞDU

Zalimlerin hüküm sürmeye çalıştığı şu dünyaya bir çocuğu, bir bebeği bile sığdıramadıkları gerçeğiyle yüzleşmeye çalışıyoruz. Yüreğimiz dayanamıyor bir diğer yarımızın yaşadıklarına, siyonistliğin hüküm sürmeye çalıştığı şu günlerde hatta şu son 75 yılda baş kaldırmayan kesimin rahatlığına. Mazlumun yanında olunması gerekirken, zalimin yanında durmalarına. Suç olan kanunların sadece diğer toplumlar için geçerli olunduğuna inanılmasına ve bunun ortaya sürülmesine. Kör olunmasına, çocukların oyunlar oynayacağı yaşta savaş içinde bulunmalarına. Yüreklerinin yanmasıyla güvende olmadıklarına hatırlamalarına, derin hasret çekmelerine ve o küçük, masum ruhlarının bunca yaşanılanı kaldıramayıp gözlerinden akan yaşlara. Bir kuşun dahi gökyüzünde uçmaya cesaretinin kalmamasına, anne-babaların yeni doğmuş bebeklerinin bedenlerini parça pinçik toprağa göndermelerine… Daha burada zikretmeye dilimin varmadığı pek çok olaya yüreğimiz dayanamıyor artık, dağlanıyor.

Ne ara bu kadar yozlaşıldı diye aklımdan geçiriyorum ama karşımızda bir Yahudi, daha doğrusu bir Siyonist olduğunun idrakına daha yeni yeni varabilmeye başladım.

Tabii ki bitmeyecek sevgimiz, bu yola baş koymamız, Müslüman ve en başta da ‘insan’ olmamız bu yolu bize daha da değerli kılıyor. Asla pes etmeden, umudumuzu yitirmeden, bu zaferin Müslümanların lehine olacağına inanıyoruz. Bu güzel yolda yürümenim, günümüzde çok zor bir durum haline geldiğini de görüyoruz ne yazık ki. Ya çevreniz buna müsaade etmiyor ya da toplumsal algı. Çeşitli ‘mecraların’ bizi nasıl da fark etmeden içine aldığının ve sarıp sarmaladığının bilincinde olmalıyız.

Bu süreç en çok empati güdümüzü yokluyordur diye umut ediyorum. Hiç düşündünüz mü; sabah bombaların arasında uyanmayı, ya da kafanızı şöyle hafifçe kaldırıp gökyüzüne baktığınızda gökyüzünün o muhteşem maviliğini görmek yerine atılan füze dumanlarıyla kaplı olduğunu. İbadet etmenin, Allah’a sığınmanın güçleştiği bir güne uyanmayı… Hiç düşündünüz mü? Yahut içinizden zikrettiniz mi hiç; acaba bugün şehitlik bana nasip olacak mı sorusuyla bir yere sığındığınızı, güvende olmadığınız bir günü bitirmeye gayret edişinizi, ailenizi kaybettiğinizi… Kısacası bir kabusa uyanıp o kabusun 75 yıl boyunca sürdüğünü düşündünüz mü hiç? Deli gibi oluyor insan düşündükçe. Aklınız almıyor, yüreğinizdeki ateş harlanıyor, harlanıyor ve daha çok harlanıyor.

Bugün bir eviniz, aileniz, oturup yemek yiyecek bir sofranız olduğu için, rahatça gözlerinizi kapatıp uykuya dalabildiğiniz için, o güzel gökyüzüne baktığınızda birbirinden eşsiz fevkalade renkleri görebildiğiniz için sonsuz kez şükretmemiz gereken bir yaratıcının olduğunu unutmayalım. Bizleri görüp gözeten, koruyan O’dur. Zalim ve vicdansızlar için hak olan cehennemi yaratan da odur.
Şimdi yapabileceğimiz en güzel şey kardeşlerimiz ve o güzel belde için yardımlarda bulunmak. Bir çocuğun çıkaramadığı sesi olmak… Açıp ellerimizi oradaki kardeşlerimiz adına Allah’a dua etmemizdir.

Dua ve namazdan başka daha tesirli, daha kutsal ne var ki şu adil olmayan dünyada?