Hayat Seferinde Yolboyu
– Tahir hadi, geç kalacağız randevuya.
– Hanım biraz daha bağır istersen konu komşu da duysun. Ya sabır. Bu yaştan sonra psikolog miskolog yok. Siz adamı rezil edersiniz.
– Tahirciğim emin ol bu terapi sana çok iyi gelecek.
– He he, ne demezsin. Neyse ben hazırım. Kimselere yakalanmadan çıkalım evden.
Hızlı adımlarla Tahir ve eşi Gülizar arabaya bindiler.
Tahir’in son beş yıldır öfke problemi vardı. Gülizar hanım eşinin bu halde olmasına üzülüyordu. Allem etti kallem etti eşini beş yılın sonunda terapi almaya ikna etti. Gerçi Tahir bu durumdan pek memnun olmasa da eşinin ısrarına dayanamadı. Seans saati gelince kapıyı tıkladı ve içeri girmek için müsaade aldı. Psikolog içeri buyur ettikten sonra Tahir’e sorular sormaya başladı.
İsim, soyisim, doğum tarihi/doğum yeri, anne adı-baba adı gibi suallerle ilk 15 dakika geçtikten sonra psikolog Tahir’e baktı. “Benden ne istiyorsun, niçin buraya geldin?” diye bir soru yöneltti. Tahir baya şaşkındı böyle bir soru beklemiyordu.
– Yani eşim çok ısrar edince…
– Tam olarak şikayetiniz nedir?
– Çok çabuk öfkeleniyormuşum…
– Gözlerinizi kapatın Tahir Bey, en çok ne zamanları öfkelenirsiniz, çocukluğunuzda kim size karşı öfkeli olurdu?
Tahir gözlerini kapadı ve en çok istediği şey olmayınca kızıp kendinden geçtiğini dile getirdi. Sonrasında yutkundu ama acı bir yutkunmaydı.
-Annem etrafındaki insanlara sinirlendiğinde onlara bağıramaz yanıma gelir bana kızacak yer arardı. Ufacık bir şey yaptığımızda…
Tahir burada gözyaşlarına hakim olamadı ve çocuklar gibi hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Öyle ki dakikalarca tek kelime etmeden ağlamıştı.
Psikolog, Tahir’e peçete uzattı. Ardından derince nefes almasını sonrasında 8 saniye boyunca nefesini tutmasını ve yavaşca nefesini vermesini istedi.
– Ağlamak size nasıl geldi Tahir Bey?
– Şeyyy… Ben bilmem, tuhaf oldum birden ama rahatladım da sanki.
İlk seans bitmişti. Tahir’in bir ödevi vardı her kızıp sinirlendiğinde terapi odasında yaptığı nefes egzersizini uygulayacaktı. Hanımı Gülizar bekleme salonunda Tahir’i bekliyordu. Çok heyecanlıydı. Neler olmuştu, Tahir şuan ne durumdaydı. Bu soruları aklından geçirirken Tahir yanına geldi;
– Çocuklar gibi ağladım, iyi ki sen yoktun orada.
– Yaa Tahir, öyle deme canım benim. Bu daha başlangıç, gör bak ilerleyen zamanlarda nasıl da iyi olacaksın.
– Umarım Gülizar umarım.
Arabayı bu defa Gülizar kullanıyordu. Yol boyunca tek kelime etmedi Tahir.
Eve gittiklerinde de üstünü değiştirip uyumak için odaya gitti. Tahir tek söz etmese de aslında ağlamak, çocukluğuna gitmek azda olsa ona iyi gelmişti. Onun en büyük öfkesi annesineydi. Ama bunu itiraf etmek ağır geliyordu kendisine. Yaşadığı olaylara kızması ve kendisine hâkim olamaması bundandı. Şu anki olaylar onu tetikliyor âdeta içindeki çocuk “yaramı gör” diye haykırıyordu. Neyse ki sabah olmuştu. Fakat pek de iyi bir haberle uyanmamışlardı güne. Tahir’in iş yerini su basmıştı. Bu haberi aldığında başından kaynar sular dökülmüştü âdeta. Zaten huysuz bir adam şimdi daha da huysuzlanmıştı. İş yerine vardığı gibi hışımla arabadan indi ve dükkana girdi. Malların bir kısmı suya kurban gitmişti. Tahir’in sinirlenmemesi elde değildi. Önce derin derin nefes aldı ve psikoloğun dediği yöntemi aklına geldi. Nefesini alıp sonrasında tutup yavaşça bırakması gerekiyordu. Gözlerini kapadı ve bu egzersizi yaptı. Biraz iyi gelmişti fakat siniri tamamiyle geçmemişti. Sakinleşinceye kadar yapmayı denedi ve rahatlayınca durumun nasıl kaynaklandığını sordu. Akşam sular kesilince bir lavabonun ağzı açık kalmış hâl böyle olunca da olanlar olmuş. Tabi Tahir kızmakta haksız değil, neyse ki yaptığı bu yöntem sayesinde sakinleşmişti.
Çok bağırmadan bu zararın neresinden dönse kâr olur diye düşünmeye başladı. Ardından aklına düşen fikirle işe koyuldu. 4 saatin ardından Tahir durumu kurtarmıştı. Psikoloğun verdiği ödevi ilk saçma bulsa da işe yaradığını fark etmişti. İşini bitirdikten sonra da arabaya bindiği gibi son gaz gideceği yerin yolunu tutmuştu. Hep gittiği caddenin sonundan dönecekti ki orada bir kaza olduğunu fark etti. Ambulans ve polis ekipleri etrafı sarmış haldeydi. Tahir mecbur başka aradan gitmeliydi. Eee, biraz da huysuz olunca tabii söylenmedi değil. Bir sonraki sokağa girerken arabanın önüne biri atlayınca Tahir baya panik oldu. “Allah Allah” deyiverdi. Adam Tahir’e dönerek.
– Abi be a, bizim hanım fenalaştı beaa, bizi bir hastaneye atsan?
Olur diyebildi Tahir. adam eşini hızlıca kucağına aldı ve arka koltuğa yatırdı. Kendisi de ön koltuğa oturup kapıyı çekti. Tahir çok hız yapmadan arabayı sürmeye başladı sokağın ortasında adam pencereyi açıp kolunu dışarı çıkardı ve Tahir’ e dönerek, “Öttür abi öttür bea, havamız olsun bea!” deyiverdi Tahir önce bir sabır çekti ve adama baktı. Adamın da gönlü olsun diye dediğini yaptı. Kasap et, koyun can derdinde… Neyse ki hastaneye vardılar. Adam karısını kucağına alıp acilin giriş kısmına geldi. “Eşim bayıldı!” deyince hızlıca sedyeyi getirdiler ve kadıncağızı ilk yardım yerine aldılar. Tahir bekleyip beklememe konusunda kararsız kaldı. Öyle huysuz olduğuna bakmayın canım, özünde yufka yüreklidir. Yarım saatin ardından kadının neden bayıldığı anlaşılmıştı. Adam haberi aldığı gibi Tahir’in yanına vardı;
– Abi be a, Allah razı olsun! Bizi ta buralara kadar getirdin. Eşim hamileymiş.
Tahir adamı tebrik etti ve bu güzel duayı almanın mutluluğuyla arabayı çalıştırdı.
Hayat bu işte, bu sabah dükkanın su bastığını öğrenmiş ve ardından eve dönüş yolunda ilk girdiği sokakta kaza olmuş. Kazaya maruz kalanlar kurtulmayı beklerken diğer sokaktaki adamcağız da eşinin hamile olduğunu öğrenmişti.
Kimimiz üzülüyor kimimiz sevinç içindeyiz. Tahir yol boyunca bunları düşündükçe hayatın çok kısa olduğunu, ânı yaşamayı, geçmişe takılıp kalmamayı, gelecek içinse büyük bir kaygı hissetmemesi gerektiğini daha iyi idrak etmişti.

24 yaşındayım Arapça tercümanlık dersleri alıyorum. Bir yandan da yazmayı ve okumayı çok seviyorum. Müzik kulağım iyidir, bir zaman makam dersleri verdiğim oldu. Öğrenmeyi ve öğretmeyi seven bir yapım var. Farklı alanlarda derslere katılıp yeni şeyler öğrenmek bana terapi gibi geliyor. Kendine yatırım yapanlardanım. Sosyal biriyim, hayatı yaşamayı seviyorum.

Kaleminize sağlık