4 Şubat 2022

Kuantum Ve Tılsımlar Arasında

Yazar: Merve ÖZEN

Bilimi, doğa yararına geliştirilecek bir şey değil de iman edilecek bir şey gibi sundukları için ne zaman bu hissin kırıntısını hissetsem tükürerek atmaya çalışıyorum. Tadı kalıyor ve bundan nefret ediyorum. Ve bilirsiniz ki sinir olduğunuz şeyler sık aralıklarla tekrarlanır.

Tekrar tekrar tükürüyorum.

Bilime sırtını yaslayan popüler gerçeklik algısının, insanı yaşamla kaçamak oynatan ve ilk afyonu verdikten sonra devamına bağımlı eden bir yönü var. Ben kendi adıma bazen bu afyonu kullanıyorum. Bu afyon, bana herkes bencil dedirtiyor. İnsanlar seni anlamaz diyor, bu toplumdan bir halt olmaz dedirtiyor. Hep eleştir, yapıcı olsan da dünya kıymetini bilmez diyor. Anlatmaya ihtiyacın yok diyor, şu anı yaşa diyor; kulağını tıka diyor, kitaplara gömül diyor, uzaklaş ve tiksin diyor. Ve insanlığımdan ötürü tüm bu tohumlar benim topraklarım için de cazip gözüküyor.

Ama sonra insani bağlara, dine, bu topraklara ve insanlara ve başka topraklara ve insanlarına, geleceğin içindeki umuda, geçmişin içindeki mesaja, tılsımlı eşyalara, ruhlara inandığımı hissediyorum. Bunlar, bu çağda, insanı romantiklik ve saflıkla, hiç çile çekmemişlikle etiketleyen hisler. ‘Realite’nin’ elle tutulur, göze sokulur olmasına rağmen ve afyonunu arzulamama rağmen; metafiziğe, mistik şeylere, cinlere, umuda, sınava, kadere, iyiliğe inanıyorum. Nefes alabildiğimi afyonu tükürdükten sonra bu tadı alabildiğimde duyuyorum. Bu inancımı elimden alma Allah’ım.  Beni değer verdiğim ufak tefek inançlarımı elimden alarak, yaşamı değersizleştirerek, beni duvarlaştırarak sınama Allah’ım. Beni kendimle, kendi dünyamla, karanlık kuyumla, beynimle, benliğimle baş başa bırakma.