İnsanın Teğet Noktası
Pınar ablamla sevgi, dostluk ve insan ilişkileri üzerine konuştuk geçenlerde. “Sevginin, sadece söylemde kaldığı zamanlardan bildiriyorum!” demeyi, asla istemediğimi fark ettim. Bir de sevmenin, sevilmenin hatta sevgiyle ilgili her şeyin kader olduğuna inanmaya başladım. Ayrıca önceden rafa kaldırdığım bir konuyu raftan indirmeye de karar verdim çünkü rafın boyunu geçiyor artık kendi boyum. Tek sorun, ayaklarım sağlam yere tam basmıyor. Sanırım onun yükünü kaldıracak topraklarım henüz yok.
Neyse, gelelim sevgi meselesine. İnsanın kendi olmaya en yakın olduğu yer ile değer gördüğü yer doğru orantılı. Kendisinin teğet noktası da diyebiliriz biz buna. Kendi olmaya en yakın diyorum çünkü hep bir arayış içerisindeyiz aslında. Kabullenmekse bu arayışın en çetrefilli yollarından. Her zaman tek başına olduğumuz gerçeğiyle yolda karşılaşıp, bir süre yan yana yürüdüklerimizle, bazen yürüdüğümüz yolun uzunluğuyla, katlanamadıklarımızla, bazen beraber yürüdüğümüz yolun kısalığına hayıflandıklarımızla, “Ama hiç karşılaşmasaydık…” diye düşünüp, tekrar tekrar şükrettiklerimizle hayat güzel. Kendim için mutluluktan ziyade değer bilecek insanların kıymetini bilmeyi diliyorum. Sonuçta insanın değerli hissettiği yer aslında mutluluğu bulduğu yerdir.
İnsanın teğet noktasının neresi olduğunu hiç unutmamak dileğiyle…
Düzce Üniversitesi Matematik
