Seyran
Tüm dökülmelerimizin bir yeşermenin habercisi olduğu geliyor aklıma. Bazen acılarımızın da buruk bir huzuru, mutluluğu taşıdığına inanıyorum, sahiden inanıyorum; öğreniyoruz, bazen gülerek bazen ağlayarak. Yürek dediğimiz parçalanıp için için inilerken idrak ediyoruz bazı şeyleri. Acılar da bir yönüyle güzel, bir yönüyle lütuftur, eminim. Sararıp solmalarımız, dökülüp veda etmelerimiz; bir doğuşa, bir yeşermeye, bir aydınlığa adanmışsa, omuzlarına inançla yağmur damlalarını yüklenmişse yapraklarımız, belki de lütfun en berrak haline şahit oluruz, tarifi sayfalara sığmayan, yürekleri şâha kaldıran bir hâle bürünür de yıllar yılı düşlediğimize erişiriz. Umut; kısadır kelime olarak ama asır asır derin, yürek kadar sancılı, mağrur bir bakış kadar hislidir. Yüklenmenin vaktidir umudu ne şu ân ne de bir tarih asırlara sıkışıp kalmış; vaktidir her ân. Ve el-ân.
