Zamanın Gençliği
Yazıma merhum Ali Fuat Başgil’in bir sözü ile başlamak istiyorum. “Gençliğini eğlenmekle geçiren, ihtiyarlığını ağlamakla geçirir.” Ne kadar da bu zamanın gençliğine yazılmış bir söz değil mi? Evet dediğinizi duyar gibiyim.
Benim cevabım evet. Bende bu zamanın genciyim. Yani Z kuşağı. Ama tehlikeli Z kuşağı en azından benim nezdimde öyle. Buna ister katılın ister katılmayın.
Bu yazıyı yazarken içimden kendi kendime söyleniyorum. “Sen çok mu doğrusun?” Bazen kendinizi bu şekilde sorgulayın. Bir şeyleri sorgulamak sizi hedefe daha çabuk ulaştırır çünkü.
Evet tekrar konuya dönelim. Zamanımızın gençliği öyle bir hâle gelmiş ki; örf, âdet, saygı, sevgi nedir hepsini unutmuş gibi. Yakın zamanda bir video izlemiştim Twitter’da. Üç genç almışlar karşılarına bir teyzeyi, kendilerince zamanlarının doğrularını anlatıyorlar. Teyze de “Yok yavrum kandırıyorlar sizi o öyle değil” deyince hepsi birden aşağılayıcı bir şekilde gülüyorlar. “Sen mi bileceksin?” diye söyleniyor biri. Beni de bir gülme tuttu. Teyzeye değil, o üç insan denilen mahlukata. Ne yazık ki böyleyiz. Hani bazen deriz ya ‘büyüklerimiz ne de geri düşüncedeler’; kurban olayım onların düşüncelerine. Çünkü biz gençler artık hayâ nedir unutmuşuz. Nerde eğlence varsa oradayız. Eğlen babam eğlen derdindeyiz. Bir de şu var: Ya ben bugün depresyona girdim. Bu aslında bir tür kendimizi kandırma şekli. Eğer ben depresyona girdim diyen bir aklımız varsa ben bu depresyondan çıkarım diyen bir aklımızda var. Bunun için illaki bir psikoloğa gözükmek gerekmiyor. Kendi kendini kontrol edebilirsin. Burada psikologları kötülemiyorum sadece bunu kendinde başarabilirsin diyorum. Zaten siz şu an içinizden “Benim psikoloğa verecek param mı var bu kız ne anlatıyor” diyorsunuzdur.
Anlıyorum.
Velhasıl kelam gelelim sadede gençlik.
Kendimize dikkat edelim. Hâl ve hareketlerimize, birbirimize dikkat edelim. Bir şeyin doğrusunu bilmeden, anlamadan hareket etmeyelim.
Kendinizi ve küçüklerinizi sevin büyüklerinizi sayın.
Son olarak yazımı İsmet Özel’in sözleriyle bitirmek istiyorum. Benim tabirimle Özel İsmet.
“Herkesin bahanesi var, senin yok
günahlı bir gölgenin serinliğinde
biraz bekleyebilirsin, daha sonra
burada kalamazsın, başa dönemezsin ama dön.
Eve dön! Şarkıya dön! Kalbine dön!
Şarkıya dön! Kalbine dön! Eve dön!
Kalbine dön! Eve dön! Şarkıya dön!”
Selametle gençler.
