Kalp Sızısı
Mahalle sakinlerini tarifi mümkün olmayan bir heyecan sarmıştı… On bir ayın sultanı Ramazan hanelerin kapısını çalmıştı. Gülnare, Ramazan alışverişini tamamlamak üzere marketin yolunu tuttu. Alınacaklar listesini çıkardı ve eline aldığı ürünleri sepete koymaya başladı. Tam o esnada markette görevli olan delikanlı, ürünleri yerleştirmek üzere Gülnare’nin olduğu yöne doğru geliyordu . Gülnare birden arkasını dönünce delikanlıyla çarpıştılar…
Gülnare, asabi bir kız olduğu için dönüp “Ya insan bir müsaade ister!” diye sitem etti delikanlıya. Delikanlı ise “Özür dileyeceğiniz yerde bir de sitem mi ediyorsunuz?” diye söylendi.
Gülnare’nin hiç hoşuna gitmemişti bu durum.
“Kapının girişine ‘müşteri velinimetimizdir’ diye yazmışlar ama.” demesinin ardından delikanlı “Ya sabır!” çekip işine devam etti…
Gülnare sinir küpüne dönmüş vaziyette alışverişini tamamladı. Soluğu kuzeni Remziye’nin yanında aldı…
Daha muhtarın yanına gidip, mahallede verecekleri iftarın detaylarını konuşacaklardı. Gülnare ve Remziye, muhtarın yanına doğru giderlerken bir yandan da Gülnare gün içerisinde yaşadığı tatsız olayı anlatmaya başladı. Remziye ise olanları Gülnare’ye çaktırmadan gülerek dinliyordu çünkü bu hadiseden aşk kokusu alıyordu. Muhtarın yanına vardıklarında detayları konuştuktan sonra müsaade isteyip evlerine doğru yol aldılar.
Hazırlıklara başlandı. Herkesi tatlı bir telaş sarmıştı. Ramazan’ın teşrifinden ortamın atmosferi de nasibini almıştı. Mahallenin delikanlıları işe el atmış ve iftar saatine yakın etraf süslenmişti…
Mahallenin muhtarı, konuşma yapmak üzere mikrofonu eline aldı ve mahalle halkının Ramazan’ını tebrik ettikten sonra “Şimdi de huzurlarınızda mahallemizin gururu olan Mehmet’i takdir ediyorum…” diyerek konuşmasını devam ettirdi. Mehmet zor şartlar altında okuyarak okulunu birincilikle bitirmişti. Konuşma yapmak üzere muhtarın yanına geldi ve duygularını dile getirdi. Bütün mahalleli onunla gurur duyuyor, alkışlar havada uçuşuyordu. Ve bu Mehmet, günler önce Gülnare’nin markette çarpıştığı delikanlıydı. Gülnare şaşkın bir vaziyette “Mimar olmuş demek” diye geçirdi içinden.
Ertesi gün Gülnare işe yetişmek için durağın yolunu tuttu. Durağa vardı ve gelen otobüse bindi. Lakin Gülnare alelacele evden çıktığı için kartını evde unutmuştu. Sonra bir delikanlı kartını Gülnare’ye uzattı ve “Buradan basabilirsiniz.” dedi. Bu sözün sahibi Mehmet’ti.
Gülnare, Mehmet’i gördüğü anda Mehmet’in maviye çalan gözlerine tutulmuştu… Mahçup bir şekilde teşekkür etti Mehmet’e… Gülnare, Mehmet’e abayı yakmıştı. Eee, boşuna dememişler “ilk aşklar tartışmayla başlar” diye!..
O gün Gülnare iş çıkışı Remziye’ye uğradı ve içini döktü… Gerçi Remziye daha en başından anlamıştı bu tartışmanın bir aşk hikayesine dönüşeceğini…
Gülnare, yine bir gün durağa giderken Mehmet’i gördü. Kalbi yerinden fırlayacakmış gibiydi, derin derin nefes aldı. Durağa vardıktan sonra Mehmet “hayırlı sabahlar hanımefendi.” dedi. Gülnare, “Size de” diyebildi kekeleyerek…
Evet Mehmet de tutulmuştu Gülnare’ye…
Mehmet ve Gülnare artık daha erken geliyordu durağa… Ve bir gün Mehmet “Seninle bir yerde otursak ya?” dedi Gülnare’ye. Evet dercesine gözlerini kapadı Gülnare…
Birbirlerini iyice tanıdıklarına kanaat getirdikten sonra Gülnare konuyu annesine dolaylı yoldan açmaya karar verdi. “Anneciğim, bizim Hacer teyzenin kızı Fatma varya nişanlanacakmış…” dedi. Annesi “Ya, öyle mi? Ne güzel senin de yaşın geldi.” Diye cevap verince Gülnare “Anne aslında…” diyebildi sadece. Annesi hemen anlamıştı. Gülnare, annesine Mehmet’ten bahsetti. “Eh, iyi insanlarsa madem ben babana konuyu açarım bayramdan sonra.” dedi annesi. İşte bu Gülnare’nin beklediği cevaptı. Hemen telefona sarıldı ve Mehmet’i aradı. Fakat Mehmet’e ulaşamadı… saatlerce ulaşamadı Gülnare…
Mehmet, nedeni bilinmeyen bir sebebten ötürü rahatsızlanınca hastaneye kaldırılmıştı. Bu durumu öğrenen Gülnare beyninden vurulmuşa döndü adeta… Soluğu Mehmet’in yanında aldı, olanlara inanamıyordu, yoksa rüyada mıydı?..
Hayır, hayır rüya değil gerçekti… Kanser, Mehmet’in tüm bedenini sarmıştı. Günden güne daha da kötüleşiyordu Mehmet…
Mehmet arkadaşı Ali’yi yanına çağırıp ondan söyleyeceği şeyleri yazmasını istedi. Ali yaşlı gözlerle Mehmet’in dediklerini yazmaya başladı… Ve Mehmet sözlerini şu acıklı cümlelerle sonlandırdı.
“…Gülnare’m burada olmasa da cennette mutlaka kavuşacağız.”
Bayramın gelişiyle Mehmet dünya sürgününü tamamlamıştı. Gülnare’ye bir kâğıt uzattılar ve Mehmet’in yazdırdığı cümleleri okumaya başladı, kaynar sular dökülüyordu adeta başından…
Gülnare uzun bir zaman kendine gelemedi. Otobüse bindiği bir gün, şoför abi yanık bir müzik açmıştı. Ama ne müzik, ciğeri dağlatıyordu… Gülnare nemli gözlerle türküyü mırıldandı
“…Gözlerimde yaş, kalbimde sızı, unutmadım seni. Unutamadım, unutamadım, ne olur anla beni…”

24 yaşındayım Arapça tercümanlık dersleri alıyorum. Bir yandan da yazmayı ve okumayı çok seviyorum. Müzik kulağım iyidir, bir zaman makam dersleri verdiğim oldu. Öğrenmeyi ve öğretmeyi seven bir yapım var. Farklı alanlarda derslere katılıp yeni şeyler öğrenmek bana terapi gibi geliyor. Kendine yatırım yapanlardanım. Sosyal biriyim, hayatı yaşamayı seviyorum.

Sema Hanım hikayeniz beni çok etkiledi , heyecanla okudum .Kaleminize sağlık .
Teşekkür ederim 🌸