İntizar
Gün bitti geceyi özlercesine.
Tekrar tekrar terk etti Güneş insanı.
Emanet olarak Ay’ı ve yıldızları bıraktı.
Derdimi insana anlatmıyorum,
yeminimi unutmuyordum.
Bu gece yine bir ağacın gölgesindeyim.
Mektup yok güvercin yok.
Sigara dumanı haber veriyor uzaklardan görebilene.
Bu gece yalnızlığıma bir gün daha ekledim.
Saymayı bıraktım yıldızları,
nerede kaldığımı hatırlayamadan.
Bu gece bir umutla uyumak istiyor insan; rüya da görebilmek umuduyla.
Bu gece ıssız,
yılanlar deliğinden koşarcasına.
Dağların arasından sıyrılan rüzgâr
bir şeyler anlatıyor:
Git ve yaklaşma,
yılkı atlar gibi koş.
Sürü kuşlar gibi terk et.
Bu gece dalgalar daha bir hırçın
kayaları parçalarcasına.
Sahile vuran aziz su
fısıldıyor kulağıma:
Git ve yaklaşma deryaya.
Kavuşmak burada değil.
Bu gece şehirler mahşeri kalabalık,
insanlar kaybolurcasına.
Bir çift göz süzüyor:
Git ve yaklaşma bana.
Deli divaneler gibi kaç dağlara.
Aç amansız mesafeyi.
Bu gece bitmiyor ki sabaha kavuşalım.
Gece biterse dualar kabul olacakmış gibi
direniyor Ay ve yıldız.
Devretmiyor Güneş’e nöbeti.
Güneş doğarsa insan kavuşacak sanki.
Bir umut doğ ey Güneş!
Gece bitsin, yıldızlar sönsün.
Güvercinler haber getirsin.
Kuşlar tersine göçsün.
Hırçın dalgalar sakinleşsin
ve divaneler kavuşsun.
Kavuşsun ateş suya.
Çıkacak bembeyaz dumandır bu yangından.
