Değişmeyen Gündem
Günlük hayatta sürekli bir gündem içerisindeyiz. Okul gündemi, aile gündemi, siyasi gündem, sosyal medya gündemi, futbol gündemi, piyasa gündemi, dizi gündemi, sabah kuşağı gündemi, indirim gündemi… Ve bu gündemler sürekli bir değişim içerisinde. Günlük , haftalık, aylık, yıllık olarak değişebiliyor. Dün gündem olan konu bugün geçerliliğini yitirebiliyor. Milyonların konuştuğu gündem seneye unutulmaya yüz tutuyor. Gerçekten de öyle değil mi? Şimdiye kadar nice gündemler geldi geçti. Gündem arşivimiz ne kadar da kalabalık. Peki bizim değişmeyen gündemimiz var mıdır? Günlük, haftalık, aylık, yıllık, asırlık değişmeyen gündem. Öyle bir gündem olsun ki bundan 100 sene önceki insanın da, 1000 sene önceki insanın da, bizim de, bizden sonrakilerin de gündeminde olsun ve değişmesin, değiştirilemesin. Var mıdır aklınıza gelen böyle bir gündem? Hem de günde ortalama 140 bin kişinin başına gelen bir gündem: Ölüm. Peki ölüm bizim neden değişmeyen gündemimizdir? Bu soruya sayfalarca cevap yazılabilir ama ben maddeler halinde vermeye çalışacağım.
1) Her doğan ölür dolayısıyla her insan ölecektir.
2) İnsanın her an ölebilme ihtimali vardır. Mesela yarın istatiksel olarak ölecek 140 bin civarı insanın öleceğinden haberi yok. Neden onlardan biri biz olmayalım? Olmamaya garantimiz var mıdır?
3) Eğer ölüm gündeme almaya değer bir konu değilse hiçbir konu gündeme almaya değer değildir.
4) Madem öleceğiz neden ölmeyecekmiş gibi yaşayıp kendimizi aldatalım ki!
5) Dünyada yaşadığımız sorunların, kavgaların, suçların çoğu ölüm gündemimizde olmadığı için olmuyor mu? Yani ölüm gündemde olmazsa dünya gündemde olur. Dünya gündemde olursa hırs gündemde olur. Hırs gündemde olursa gazetelerin üçüncü sayfalarındaki haberler gündemde olur.
6) İnsan, gündemindeki konuyla meşgul olur, onu çözmeye çalışır. Eğer ölüm gündemimizde olursa onu çözmeye çalışırız. Çözersek de dünyanın en huzurlu insanlarından biri oluruz. Çünkü ölüm meselesini çözen dünyalık meselelerde boğulmaz. Baki olana yöneleni fâni olan boğamaz, dertlendiremez.
7) Ölüm bir yok oluş değil bir daha ölmemek üzere var oluştur. Bitki yeşerdikten sonra çürüyen tohum kabuğunun önemi kalmaz. Yani sonsuzluk için ölmek gerek.
8) Madem ölüm sonsuzluğa açılan bir kapı. Ve bizim için her gün bu kapının açılma ihtimali var. Öyleyse ölümü gündemimize alıp hazırlık yapalım. Gün gelip kapı açılınca sağ amel defterimiz dolu olsun. Eğer böyle olursa ahirette değişmeyen bir gündem bizi bekliyor: ‘Ebedi Saadet’. Ama sol amel defterimiz dolu olursa o zaman da ahirette başka bir değişmez gündem var. Nedir o? Bilen bilir.
Peki hal böyleyken ve biz geçici gündemler içinde boğulurken şu soruyu kendimize soralım:
BU GİDİŞ NEREYE?

Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi- Matematik Öğretmenliği bölümü mezunu
Bildiklerinin öğretmeni, bilmediklerinin öğrencisi olan; duygularını, düşüncelerini, hissiyatlarını yazıya dökmeyi seven ve faydalı olmayı arzulayan; mazlumun yanında zalimin karşısında duran; maneviyatı maddiyattan üstün tutan; kalıcı olan ahireti geçici olan dünyaya tercih eden; gülümsemeyi ve gülümsetmeyi seven; kırmaktansa kırılmayı, üzmektense üzülmeyi tercih eden; ormanın ve denizin derinliklerinde dolaşıp tefekkür etmeyi seven; güneş doğmadan önce güne başlayan; önce kendini düzeltmeye çalışan; hayalleri ve umudu büyük olan; en büyük hedefi Allah’ın rızasını kazanmak olan ve insanlardan bir karşılık beklemeyen; hakkın ikamesi, batılın izalesi için çalışan bir genç.
