Kitapla Ünsiyet
Kitaplarım, samimiyetine sınır çizemediğim ahbaplarımdır.
Yıllar önce kitaplarıma daha farklı muamelede bulunurdum. Asla sayfalarını kıvırmaz, birine ödünç verdim mi bilhassa eğip bükmemesini, incitmemesini tembih ederdim. Ona yapılacak en ufak nezaketsizlik (o zamanlar öyle düşünüyordum) bana yapılmış gibiydi zira. Zaman bana şunu öğretti ki yaşanmışlık kadar kıymetli bir şey yok! Bir mücevher düşünün çok güzel ve kıymetli ama asla kutusundan çıkarmıyorsunuz, onunla bir temasınız olmuyor. Elbette değerini kaybetmez ama değerine değer katılmasına mani olmuş olursunuz. Kitaplarla aramdaki ünsiyet bunu idrak edince başkalaştı. Ezberlemek ya da bir yerde kullanmak adına değil, ona kıymet verip sohbet etmek, okudukça değerine değer katmak arzusuyla okumaya başladım. Okumak dediysem; dokunmak, içselleştirmek satırları, ona ait olanı kendime ait kılmak, dertlenmek, hüzünlenmek, düşünmek ve bir sürü başka his…
Unutmadan, bu saydıklarımı yapmak bir kitabı belki de bir yıl boyunca okumama sebep oluyor. İnce ince dokunuyorum her satırına ama neticede her şeye değiyor. Bilmediğim bir şey çıkınca “Amaaan! Boş ver geç, bunu da bilmesen n’olur.” değil; üzerine notlar alarak ne anlama geldiğine, hangi bağlamda kullanıldığına dair düşünmek kitapla aramdaki dostluğu güçlendiriyor. Onun lisan-ı hâlini öğrenmek beni onunla dost eyliyor. Sevdiriyor, heyecanlandırıyor ve misafir okuyucu değil; ev sahibi, hak sahibi yapıyor.

36 yaşındayım. Evliyim ve Allah bağışlarsa bir çocuk annesiyim. Sakarya Üniversitesi Yeniçağ Tarihi Anabilim Dalından 2019 yılında mezun olurken eğitim hayatında jübilesini yapan fakat öğrenmekten asla vazgeçmeyen bir öğrenme aşığıyım. Yazma eylemine 15 yaşlarında başlamış hayat yolculuğumda okuma, yazma ve gezmenin bir bütün olduğunda nasıl faydalı bir işlevi olduğunu görmüş biriyim. Türkiye’nin yarısından fazlasını gezip görmüş bir arkadaşımın deyimiyle Gezen Semaver’im. (Dadaş olduğumu söylemeyi unutmuşum) Bu kadar. Beni tanıdığınıza umarım memnun olursunuz.
