Duygular/Duygularımız
İçime hiç de gidici olmayan biçimde oturmuş bir duygunun psikolojik tespitini okumuş ve gözlerim dünyaya gözyaşı ihracına başlamak üzereyken karar verdiğim bir yazı başlangıcındayım. Neden bu duyguyu daha da acı şeylerle süsledikten sonra acılı sözlerle bestelenmiş bir şarkı eşliğinde ağlayıp ağız tadıyla melankolimi yaşamadım, bunu açıklayacağım. Çünkü bunu hep yapıyorum. Pek bir faydasını da görmedim; o anki pesimist ruhumun hazzından başka. Hazza da fayda denebilirse… Yaşayacaklarımı fayda temelli mi kurguluyorum, her zaman değil. Hatta çoğu zaman değil. Ama doğrusu bundan sıkıldım ve yabancısı olmadığım; bana uzun süreli iyi gelen bir yola başvurmak istedim. Yazmak.
İrdeleyeceğim konuya gelirsek; sahi, halihazırda tespit edemeden yaşadığım hatta belki de dolu dolu yaşadığım duyguların veya hislerin tespitleriyle nasıl yüzleşeceğim? Bu duyguları -eğer travmatik olay temelliyse- minimalize etmek durumunda mı kalacağım yoksa duygunun oluştuğu esnada yaşadıklarımızın olumsuz değerlendirilmesi o duyguyu heybemizden atmamız için yeterli ölçüt değil mi? Eğer ilki gerekiyorsa yıllardır yaşadığım duygularımdan, hislerimden ayrılmak sonucunda duygu hafızam bana kendimi eksik hissettirmeyecek mi? Bu eksiklik zamanla başka duygularla tamamlanabilir mi, tamamlanırsa bu tamamlanma yapay olup kendimle aramdaki samimiyetime zeval getirir mi? Bu soruları çoğaltmayı hedefliyorum.
Karşılaştığım bu durumu yaşadıktan sonra uzun vadeli yapabileceklerim hakkında aklıma takılan bazı soruları yukarıda belirttim. Şimdiyse eklemek istediğim bir husus da şu; ruh sağlığım veya mental sağlığım veya psikolojik sağlığım ve veya hepsi birden hatta dolaylı yoldan fiziksel sağlığım… Bütün bunlar için yaşadığım her duyguyu, bütün hissettiklerimi geçmiş zamanda yaşadığım olumlu veya olumsuz olaylarla eşleştirmek durumunda mıyım? İnsanın kendisini iyi hissedebilmesi için hatta belki de direkt olarak kendini hissedebilmesi için zihni, geçmişi kurcalayıp sürekli olarak tespitlere vakit mi ayırmalıdır? İnsanın geçmiş sayfaları bantlayıp yeni bir sayfa açtığı bir başka alternatif kişinin sağlığı açısından mümkün müdür? Eğer mümkün değilse bu konularda bilimin kaynaklarını tüketmiş ve heybesine katmış birine (psikolog, psikolojik danışman vs.) danışmadan kişi duygusal zekası yardımıyla bütün bunların üstesinden gelebilir mi? Ve bütün bunlar kişinin kendini gerçekleştirmesinin önünde bir adım mıdır; yoksa kişinin zihninde bu alanı açmasıyla kendini gerçekleştirmenin de kapısını açtığı, birbirlerine paralel yürüyüp biri varmadan diğerinin varamadığı yoldaşlar mıdır?
Her soru zihnimde yeni kapılar açıyor ve ben bu odalara yetişemiyorum. O odalara girmekten beri durmayacağım ama halihazırda ürettiğim sorulara odaklanmak daha doğru olacaktır.
Yazımın sonuna geldiğimde görüyorum ki; diğer alışık olduğum ve ilk yöneldiğim kısır bir duygusallık hâline girmekten imtina edip bu nevi bir yazma eylemine giriştiğim için ferahlamış hissediyorum. Zihnimi çok fazla kurcalayan ve sadece zihnimin içinde üzerine gittiğim duygu konulu sorunlarım için yazarak bir yol haritası çıkartmış oldum. Çözmek için büyük bir adım. Belki de çözümü, çözümsüz oluşunun keşfidir. Şimdilik bu kadar.

çok güzel bir yazı olmuş ellerinize sağlık rukiye hanım