Pembe Bir Gül Olmak
Bazı yazılar kağıtla sınırlı kalmaz, bazılarıysa zihinde yankılanarak çözülecek bir bilmece gibi bekler. Düşün bir kere: Gökyüzünde kelimeler belirseydi, bulutların arasında yankılanan bir mesaj olsaydı, insanlar ne yapardı? O yazıyı okurken kiminin yüreği titrerdi, kimisi bir anlam aramak yerine sadece gözlerini kısarak gökyüzüne bakmakla yetinirdi.
Ama bir gün, gökyüzüne dev harflerle kazınmış bir cümle görünseydi ne olurdu? “Gerçeği görmeye hazır mısın?” Ya da daha basiti: “Baktığın yer mi, yoksa gördüğün mü gerçek?” İnsanlar bir anlam bulana dek arar, dururdu. Kimi korkar, kimi umursamaz; kimi mesajın sahibini sorgular, kimisi de tapardı. Belki de böyle bir mesaj, maskelerin düşmesine neden olurdu. O maskeler ki nice yalanın üzerine yapıştırılmış, öylesine ustaca giyilmiş ki, sahipleri bile gerçek yüzlerini unutmuş. O an, bazıları düşünmeye başlardı: “Ben kimim? Gördüklerim mi, yoksa hissettiklerim mi benim gerçeğim? Ben yüzsüz müyüm?” Emin olun, maskeleri düştüğünde, kimisi panik içinde kaçardı, bazıları kendi yansımasına küfredip gözlerini kapardı; kimileri ise maskesiz kalınca ilk defa nefes aldığını hissederdi. İşte, gerçek budur.
Bazen doğru insanı bulduğunda, söylediklerin bir fısıltı bile olsa o seni yine de anlar. Fakat yanlış insana ne dersen de, ne kadar açık olursan ol, sana duymak istediklerini söyletir. Çünkü doğru insan, kelimelerin ötesini duymayı, seni anlamayı bilir. İşte, böylesi bir gün, gökyüzündeki yazının gölge düşürdüğü zihinler de aydınlanır mıydı, yoksa şaşkın bir gözlükle yukarı bakmakla yetinirler miydi?
Belki de o yazıyı sadece gerçekleri görmeye hazır olanlar anlardı. Çünkü bazı yazılar bir kez değil, defalarca okunmalıdır. Baktığında değil, gerçekten gördüğünde anlam kazanırlar. Belki de gökyüzüne yazılacak en doğru kelimeler, sadece gerçekten anlayabilecek olanlar içindi. Her detayında belki de tonlarca anlam taşırken, görmezden gelmek mi, yoksa verdiği zevkten ve mesajdan hoşlanıp saklamak mı doğru olurdu? Doğru insan olmadın, buldun diyelim. Bu adam, nelerini feda etti? Hangi nedenlerden gözyaşı döktü ya da acı çekti? Düşündün mü? Sana yârdan hediye gibi gelir o adam ama onun hediyesi sen olur muydun bilemem. Gerçekçi yaklaşmak gerekirse, teori insanı bir yere kadar götürür. İçimizdeki denize aldırış etmeyip, maske takmaya ve fırtınalar çıkarmaya devam ediyoruz. Bir kukla gibi, o kadar insanla alay eder gibi “ben iyiyim, ben temiz bir insanım…” diyen o kadar insan arasından, gerçekten bunu hak eden insanlardır gökteki yazıları anlayan.
Bazı insanlar anılarınız içindir, geleceğiniz için değil. Tanıştığınız süre boyunca sizi güldürmüş olabilirler, gözünüze veya kalbinize girmiş olabilirler. Gerçek yüzleri öğrenemeseniz bile anılarınız içinde kaldı ve orada yaşam sürecek. Onlar sizinle yürüdü ama sizinle büyümediler. Geleceğiniz için olan insanlar; kalpte iyi bir yer edinmiş, sizi, insanları mutlu etmeyi bilen insanlardır. Yardımı esirgemeyen, anlayışla, empatiyi en iyi şekilde kullanan insanlardır sizin geleceğiniz. Onlar sizinle pek vakit geçirmediler ama sizinle büyüdüler, sizi sevdiler. Bu konunun yazılar ile bağlantısı şudur: bu iki taraftaki insanların sizlere yazdığı metinleri, yazıları düşünün. Biri gerçekten iyi bir insan olduğu için gönülden sevilirken diğeri o an sana iyi hissettiriyor diye seviliyor. Bir gün bu yazıların getirdiği duyguları düşünün; kaçı sizi mutlu etti? Kaçında yanlış kişilere içinizi döktünüz? Değer buradan anlaşılır. İşte, her şey burada bitiyor.
Yazılarda fark edilmeyenden daha çok mesaj var. Yazıları okurken bir etrafınıza bakın, neleri fark edersiniz kim bilir? Gökyüzünde bir yazı olsaydı ne olurdu demiştim, bu yazılar sizce de biraz rehber rolü taşımaz mıydı? Kime rehber olurdu bu yazılar? Sen doğru bir insansın diye mi yoksa görmen gereken gerçekler var diye mi? Bunu size illa gökte beliren yazılar ile anlatmak gerekmiyor. Elinizdekilere bir bakın, tartın, anlamaya çalışın, ne kastetildi burada bir düşünün. Gözünüz o kadar maske gördü ki, ‘bu böyle bir insan’ diye içinize biraz sevgi ve güven ekledi, kalbiniz ise bu gördüğüne inandı. Emin olun, sizi sevdiğini ve size güvendiğini bu kadar belli eden, zoru yaşayan insanlar size değerler katar ve siz de onlara katarsınız. Kökü olmayan güzellikler, ilk rüzgârda savrulur, bunu unutmayın. Pembe bir gül olmak, doğru insanın benzediği bir güzelliktir. Sevdiğim insanlara ve böyle insanlara bir mesaj olarak şunu demek isterim: İyi ki siz, sizsiniz. Her ne kadar savaşlar yaşasanız da, gözyaşı dökseniz de, hayallerinizle gerçek bir yüz olarak sevgi ve değerler verdiniz bana ve insanlara. Bu, umarım her şeyi açıklar: Kör gözlere aldanan, aynada gördüğünü göz sanarmış.

Kalemine, emeklerine sağlık kıymetli öğrencim.