Âlem Değişiverdi Ömrün Peşinden
Ağaç yapraklarını dökerken,
Zaman bu döküme eşlik eder. Yapraklar toprağa gömülüp kaybolurlar. İnsan ömrü de bu kayboluş gibidir. Kimi zaman yaprakları gürleşir, bulunduğu yere ihtişam bırakır. Zaman geçtikçe ise bu süreç tersine döner. Kaçınılmaz durumlar, duygu yüklü iç savaşlar her şeyi farklılaşma sürecine sokar.
Bir göç yaşar kabileden kabileye, duygudan duyguya. Bu zaman süreci, bu yaşantıda insanı oyalar, bırakmaz. Başka yerlere göç etmesine izin vermez.
Halbuki diyardan diyara gezmek, bazı zamanlar yaprak dökmek, dört mevsimin geçişini kaderinde izlemek ihtişamın çeşitliliğini arttıracaktır.
Ömür zamanda kaybolan bir ihtişamdır oysa. İnsan yaşarken bu ihtişamı anlamaz. Bir gün toprakla buluştuğunda ihtişamın ne kadar zarif ve çabuk geçici olduğunu, zaman kavramının sadece yaşanılan hikâyede bir rakam olduğu gerçeği o vakit anlaşılır.
Takvimin yaprakları bir bir dökülürken koca bir yaşantının tamamlanması, zamanın kayıp sayılarını karşısında aciz bırakır.
Eskimeyen anılar tatlı tebessümler kalır.
Arda kalanların kuytusunda.
Her anı farklı bir dünya aralar ömürden, tıpkı bir Cahit Külebi dizesi gibi:
“Sonra âlem değişiverdi
Ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.
Mevsimler ne çabuk geçiverdi.”
Her anı bir şehirdir. Kiminde esrarengiz sırlar yatar kiminde açık denizler vardır. Ne zaman ne ömür her şey insan için yaratılmışken…
Alemler değişiverir takvimlerle.

İlahiyatçı
Benim için, haksız davaların haklı tarafıdır yazmak. Yazılarımda insanların mesken edineceği duyguları dile getirmeyi başarmışsam, o yazılan satırlar veya dizeler benim için olmuş demektir.
Maddiyatın maneviyata yolculuğunun geçişini tecrübelerle sabitleyen, susmak ve izlemek yerine konuşmayı tercih eden genç bir ilahiyatçıyım.
