Affedilmek
Genç kız ve arkadaşları oturmuş muhabbet ediyorlardı. Konu tövbeye gelince de aralarından biri üzgün ve ümitsizce genç kıza “Ben affedilmem, onca günahım var…” demişti. Genç kız gülümseyerek arkadaşına baktı ve diğer arkadaşlarına da hitaben konuşmaya başladı:
“Bolca estağfurullah çekin ve celle celâluh Allah’a affedilmek için dua edin. Geride bıraktığımız ramazan-ı şerif ve özellikle son on günü, bayramlar; affedilmeyi istemek için en makbul olan günler. Allah isteyin benden affedilmeyi sizi affedeyim, isteyin benden vereyim dediği özel zamanlar ve buyuruyor ki oruç ayı benim ayım, bu ay ne yapılırsa onun sevabının karşılığının ne kadar olacağını ben belirlerim diyor. Misal ramazan ayı, tutulan oruç diğer aylarda tutulan oruçla bir değildir. Uğurladığımız oruçların derecesi belki on belki yüz belki bin derece sevap olacak, Allah derecesini ben vereceğim diyor. Ne kadar güzel değil mi? Yaptığımız bir gülümsemeyle de birinin gönlünü hoş etmek veya anne-babaya güzel bir söz söylemek ya da bir çocuğa küçük bir çikolata hediye etmek, bir hayvana su vermek… Bunların sevap derecesini Allah ben vereceğim diyor. Yani bir sevap değil binlerce sevap, bilemeyiz.”
Allah’ın merhametine aşığım. Şeytan bizim kulağımıza hep şu vesveseleri fısıldar: “Sen çok günahkarsın, işte şunu/bunu yaptın, hiç de sevap kazanacak bir şey yapmadın, affedilmezsin, boşuna tövbe etme…”
Peki neden böyle vesveseler veriyor biliyor musunuz? Çünkü şeytanın geri dönüp affedilme imkanı yok, ona bu hak verilmemiş. Şeytan senin affedilmenden korktuğu için senin tövbe etmeni istemiyor ve türlü türlü vesveseler veriyor. En büyük sıkıntı da ne biliyor musunuz, o vesveselerin bizim düşüncelerimiz olduğunu sanmak ve inanmak. Lütfen şeytanın fısıltılarına kulak vermeyin. Eğer hâlâ nefes alıyorsak yüce şanından şüphe duymadığımız rabbimiz affedilmek için hâlâ bir şans vermiş demektir. Celle celâluh Allah hiç ayık olmayan bir sarhoşu affediyor ve onu dostları arasına katıyor. Fudayl Bin İyad, eşkıyayken tövbe ediyor ve evliya zirvesine çıkıyor. Zina eden bir sahabe tövbe ediyor ve Allah o kulunu cennete girenler zümresine katıyor.
Bir hadis-i şerifte efendimiz aleyhisselâm şöyle buyurmaktadır: “Eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi helak eder ve yerinize, günah işleyip, peşinden tövbe eden kullar yaratırdı.” (Müslim, Tevbe, 9, 10, 11)
Hicr -55’te de müjdeleniyor: “Sana gerçeği müjdeledik sakın ümitsizliğe düşenlerden olma.”
Ümitsizlik şeytandandır, sakın ümitsizliğe düşmeyelim, tövbe edelim olur mu?
Genç kız sözlerini bitirdiğinde arkadaşlarının gözlerinden birer birer yaşların süzülmekte olduğunu ve kendisini ağlamaklı onu dinlediklerini fark eder. Genç kızın tek isteği Allah’a yakın olmak, O’na sevdiği kul olabilmektir. Dünyada dost bildiği arkadaşlarının da Allah’ın sevdiği kullarından olmalarını istiyordu ve bu geçici dünyayı terk ettiğinde özleyeceği dostlarıyla cennette beraber olmak…
Genç kız bir misaldi sadece. Onun derdi ümitsizliğe kapılan gençler ve bu gençlerin gönüllerindeki ümidi yeşertmek. Tövbeyle, sağlıcakla kalın..
