27 Haziran 2023

Aydınlık Gece

Yazar: Mustafa AHMETOĞLU

Gece, bu defa aydınlık saçıyor olmalı. Yoksa çıplak ayaklarıyla ve ıslak gözleriyle, illegal ve bir elinde bavul, bir elinde karanfil ile geçerken hududu, ayakları dikenlere batmadan nasıl ileriyi görebilirdi? Üstelik vurulmuştu, sol omuzundan. Her adım attığında sızlayan yarasına her defasında bir küfür savuruyordu. Kaç gün veya kaç küfürdür yürüdüğünün asla farkında değildi. Sonunda dayanamadı… Bayıldı, gecenin zifirisinden daha karanlık ve kalabalık seslere artık direnemedi.

Baygınken insan, uykudaki gibi rüya görebilir miydi? Bu mümkün mü, diye sordu kendine. Cevabını merak etti. Ama çokta umursamadı. Tek düşündüğü ise gördüğü düşte okuduğu şiirin dizelerini unutmadan bir yere not almaktı. Kanayan yarasından başka mürekkep, parçalı ve yamalı gömleğinden başka kağıdı yoktu. Daha fazla zaman kaybetmeden gözlerini kapatıp, aklını zorladı. Düşünü yeniden düşleyebilmek için. Ve parmakları sadece kendinin bildiği alfabeye ait harfleri çizmeye başladı.

Bu mahzun gecelerde gördün mü meczubu?
Üstündeki çulu? Ruhundaki inancı?
Aç pencerelerini kalbinin!
At artık çığlığını! Kus tüm hırslarını, kıskançlığını…
Duyuramazsan eğer sesini yıldızlara, sarayından!
Utan kendinden. Umut edebildiğin için.
Sevgini ulaştıramayacaksan ve uğrunda vermeyeceksen ruhunu. Utan. Benden…
Utan, öl ve sırrımı sonsuzluğa götür!
Unutma! Sana gelen yollar dikenliydi!
Ve sana gelirken bir Hintli tarafından vuruldum.
Merminin sıcaklığı ise hiç umrumda olmadı.

Hatırlayabildiği cümleleri yazabildiği kadar yazdı. Fakat düşününce devamı olduğundan emindi. Düşündü, hatırlamaya çalıştı fakat bir türlü devam ettirmedi.

Zaten mürekkebinin tükendiğinin farkındaydı. Kalp atışlarının zayıfladığını fark etti. Gözlerinden birer damla yaş yerçekimine yenik düştü. Buna daha fazla üzüldüğünü düşününce, gülümsedi. Daha yürüyecek çok yolum var ama yolun sonunu göremeyeceğini anlayınca üzüntü kapladı ruhunu.

Savaştığı bu savaşı kaybettiğini kabullendi. En büyük kaybı ise kavuşamayacağı Sitare’sine idi… O an, gökyüzünden bir yıldız seçti kendisine. Ve aşık olup, Sitare dedi ona. Hızlı olmalıydı. Sayılı nefes hakkının olduğunu ve bunu en iyi şekilde kullanması gerektiğinin bilincindeydi. Gözlerini kapatıp, avucunu gökyüzüne uzattı. Ve gülümsedi…