Bana Bunu Nasıl Yapar?
İçinde volkan olmuş öfkesiyle bağırıyordu. Öfkesini masaya vurarak dindireceğini zannederken dudaklarından mırıltı halinde “Bu bana yapılır mı?” cümlesi döküldü. Ben bunu hak edecek ne yaptım, serzenişleri peşini takip etti. Öfke ve hayal kırıklığından yorulmuş olacak ki başını ümitsizce duvara yasladı. Sonra gözlerinden akan yaşları hızlıca sildi. Paltosunu aldığı gibi kendisini vurdu yollara. Yürürken bir meczuba rastladı. Yanına vardı oturdu. Derdini hiç tanımadığı bir adama anlatmak iyi gelecekti belki de kim bilir.
Oturdu başladı anlatmaya hızlı hızlı neredeyse soluksuz konuşuyor sonra derin bir nefes alıyor ve tekrar anlatmaya koyuluyordu. Meczupsa gencin anlatmasına karşılık dudağının kenarına iliştirilmiş hafif bir tebessümle beraberinde yılların verdiği tecrübeyle dinliyordu.
Genç çok konuştuğunu anlamış olacak ki cümlelerini “Bunu bana nasıl yapar?”la bitirip susma eylemine geçti. Meczup usulca elini çocuğun omzuna koyarak belki de kitapların veremeyeceği şu ömürlük dersi verdi gence: “Bak evlat, sıkıntının mahiyetini bilmiyorum ama şunu biliyorum ki, bana bunu nasıl yapar dedin ya, Yakup peygamberin evlatlarını hatırla. Yusuf aleyhisselamı kuyuya attıklarında babaları onlara bana bunu nasıl yaparsınız mı dedi? Hak etmiş miydi Yakup peygamber? Elbette ki hayır ama onun cevabı ne oldu? ‘Yakub, Nefisleriniz sizi bir iş yapmağa sürükledi. Artık bana düşen güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir çünkü o hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir’ dedi.” (Yusuf Suresi, 83. Ayet)
Genç derin derin meczuba baktı. Evet şimdi rahatlamıştı. Bakış açısı farklı bir yöne kaymıştı. Bir peygamberdi Yakub aleyhisselam ve hak etmediği bir durum karşısındaki tepkisi Kur’an-ı Kerim’e ayet olmuştu. Peki ya Yusuf aleyhisselam affetmemiş miydi kardeşlerini? Haksızlığa rağmen… Madem durum böyleydi o da affetmeyi öğrenecekti. Yaşadıklarına da imtihan penceresinden bakmayı başladı…
