Sabaha Dair
Gün tabiatın çığlıklarıyla başlıyor
Rahmet insanoğlunun üzerine düşüyordu
Güneş yapraklarını açıyor
Sisler dağılıyordu.
Uykulu gözlerden geçen temenniler
Dile vuruyordu
Bense dün geceden sakladığım umudun
Kırıntılarını arıyordum.
Gazete sayfalarındaki insanlara günaydın diyorum
Bir sonbahar sabahı bu
Cinayetler kuşlardan önce uyanmış
Gelecek sayfada bir kır düğünü
Şapkalı çocuğun elinde horoz şekeri
İşçiler yine grevde
Dolmuşun böğürücü sesiyle irkiliyor insanlar
Hepsinin içinde bi garip telaş
Onlar da nasırlaşmış duygularının sorgusundalar
Kızmalar pişmanlıklar küfürler…
Mutluluktan pek bir gram yok
Her sabah yeni bir hesaplaşma bu
Herkesin yüreğinde idam ettikleri
Ve sırasını bekleyenler
Hafif bir çisiltiyle rahmetin damlaları
Fikirlerin üzerine düşüyor
Fikirler adımlıyor sokaklarda
Herkes insanca yürümenin derdinde
Dükkanların kepenkleri güne açılıyor
Zamanın çürüttükleri biziz
Soluklanmalı demin yokuşlarında
Üstümüzdeki ölü toprağı bin yıllık
Bu kesintisiz töhmetin suçlusu biz değiliz
Sabah durulmuş bir çığlık
Ve üstüne çökerken sokak bağırışları
Güvercinlerin simit telaşına karışıyor
İstasyonda zamanın hırpaladığı çizik yüzler
Dumanında hasret tütüyor
Bizimkisi yalnızlık gün boyu
Güneşin alnında ter döktüren
Elleri nasırlaştıran
Ve
Kelimelere diz çöktüren.
