7 Eylül 2023

Barış Çınarının Gölgesinde

Yazar: Ahmet OĞUR

Hayat öyle ya da böyle geçiyor. Geride bıraktıklarımızın senaryosu gönlümüzde canlanıyor. Bi’ zaman yaşadıklarımız anı, hatıra oluyor gözlerimizin önünde film şeridi gibi. Gözyaşlarımızın mürekkep olduğu bir hikâye oluyor artık sevdiklerimizle geçirdiğimiz demler. İnsan işte, bilmiyor ki bugün dediğimiz kavram gün geliyor yazılan roman sayfalarına dipnot oluyor. Yazılsa yine iyi. Yoksa unutmak özlemekten daha elem verici bir çileye dönüşüyor. Dün sıradan bi muhabbeti bugün hatırlamak için yalvarmaya mecbur bırakılıyor.

Âh ne acı, koca geçirilen bir ömür bi’ satıra sığmıyor bile. Zihinde kalan birkaç sahne fragman olacak kadar uzunlukta bile değil.

Benim yüreğimdeki başrol ise babam.
Sahne şu şekilde başlıyor;

Elinden tutup camiye gidiyoruz. Cami çıkışı dondurma aldı bana. Tam açıp yiyecekken sordu;
Evladım bana sordun mu, “Baba yiyecek misin?” diye.
Sormadım baba, dedim.

Orada öğretti ikram etmeyi.

Bir başka gün otobüsle Hasan Amcamlara gidiyoruz. Hasta ziyareti, akraba önemi, kardeşlik bağı… Bu sahnelerde öğrendim hep.

Bir kısa lunapark hatırası. Ben bindim uzaktan izledi öyle. Küçük, iki tekerli bisiklet hediyesi ise hiç kazınmaz zihnimden.

Bir gün yine cami yolundayız. Karşıdan gelen yabancı bir adamı çevirip bana namazın önemini anlatmasını istedi. Asla silinmez namazın önemi yüreğimden.

Her cuma mahalle camisinin çay ocağına iki saat önceden gidip oralet sevdiğimi bildiği için “Bir çay, bir oralet!” diye seslenmeni özledim babam. Kalbimin derinliklerinde hazine arar gibi yitip giden hatıralarımızı yeniden diriltmek için parmaklarımla kazı yapıyorum. Şimdi seninle birlikte anılarımız da kalbimin en derin yerinde saklısınız.

Kokunu sürdüm gönlümde filiz filiz açan menekşelere,
Resmini zihnimin en güzel köşesine çizdim.
Son telefon konuşmamız “Efendim Ahmet” deyişin yüreğimdeki şehrin minarelerinde yankılanıyor sürekli.
Sana son defa sarılışım anlatılıyor tüm caddelerimde sokaklarımda.

Şimdi, sen de izler misin bu filmi?
Sen de okur musun bu senaryoyu?
Kim duyar senden başka bu satırların feryadını,
Kimin gözleri yaşarır bu sahneleri izlerken ?

Sen benim içimdeki dipsiz kuyum,
Gölgesine sığındığım uçsuz bucaksız dağım,
Gecenin zifiri karanlığında Yürek ülkemi aydınlatan yakamozum.
Şimdi gözlerimi yumup suretinle başbaşa kalmak istiyorum gönlümün en yüksek tepesinde.

Hoşça kal babam…
Belki bugün sen de okursun bu yazdıklarımı.