3 Ocak 2026

Binlerce Yıllık Vahşete Bugünden Bir Bakış

Yazar: Yakuphan GÜLEÇ

Bir insan nasıl zorba olur?

Eğer kibirli ise ve güç elinde ise, vicdan damarı çatlamış ve insanların acı çekmesini seven bir zalimse işte o zaman zorba da olur. Zorba olmak bugünün dünyasında hiç zor değildir. Hatta alkış tufanına tutulursunuz.

Dünya tarihine şöyle bir göz attığımızda elimizde zorbalıklara ve katliamlara dair pek çok elem vesikası mevcuttur. Moğolların, İspanyolların ve İranlıların kütüphaneleri yakması, Vizigotlar, Ostrogotlar ve Vandalların dönemlerindeki barbarlıkları dünya tarihi üzerindeki bazı zorbalıklara işaret etmektedir. Zorbalıklar pagan toplumlarda adeta gözümüze sokulmaktadır.

Paganlığa bir kültür damgası yapıştırılmaktadır fakat Paganlık bir kültür değil bilâkis insanlık iflasını gözler önüne seren vahşetin adıdır. Aynı Hz. Muhammed (sav.) öncesi Mekke toplumu gibi. Onlar, kız çocuklarını diri diri gömüyorlar, putlara tapıyorlar ve alış verişlerinde hile yapıyorlardı. Hz. Muhammed (sav.)’in Allah’tan aldığı emirleri aktardığı Müslümanlar çağlar atlamışken ehli dinde ısrar edenler karanlıklara gömülmüştü. Orta Çağ Dünya Tarihi’ni okuduğumuzda aydınlığın ve karanlığın köşe taşlarının izlerini sürebiliriz.

Dünya tarihi bir bakıma insanların akıl, güç ve coğrafya tarihidir. Akıl inanırsa, güç Hak ile olursa, coğrafya da haddini bilirse işte o asır saadet ile dolar. Fakat akıl Tanrı, güç gaye, coğrafya da hükmedilecek yer olarak bilinirse işte o zaman tarih zorbaları yazacaktır. Bugün bilimi Tanrılaştıran, istediği ülkeye rahatça giren, filo ve üsleriyle coğrafyaya hâkim olan zalimleri tarih hakkıyla anlatmamaktadır. Oysa her gün bir anlaşmanın haksızca bozulduğunu, bir ülkeye zorbalıkla girildiğini, kuklacıların darbe yaptığını veya mazlumlara ambargo uygulandığını acıyla takip ediyoruz.

İşte bu karanlık tarihin bir yüz karasını okudum az önce: 8 Mayıs 2019 tarihli bu haberde başlık “Yüzyılın Anlaşması”ydı. ABD ve İsrail zalimliği ortaklığıyla Yeni Filistin Devleti kurulacakmış. Buna Filistin Kurtuluş Örgütü ve Hamas da dâhil olacakmış. Anlaşma imzalanırken yapılacak işleri bitirmek üzere hazırlanacak fona %20 ABD, %10 AB ve %70’de Körfez Ülkeleri katkı sağlayacakmış. Eğer bu anlaşmaya yanaşılmaz ise işte o zaman boykottan savaşa kadar her yol denenecekmiş. Yani zorla altına imza atılacak bir anlaşma olacaktı bu Yeni Filistin Devleti. Üstelik bu sayede İsrail Devleti (!) Araplardan rahatça ayrılabilecekti. Bu anlaşma güya en çok Körfez Ülkelerinin işine geliyormuş. ABD ve İsrail ve de AB kendi çıkarları uğruna yine zorbalığa başvuracaklar değil mi? Körfez ülkeleri ise artık belki de usandıkları Filistin meselesini rafa kaldırarak kendi müreffeh hayatlarına döneceklerdi. Ama yok, Müslümanlar olarak aptal değiliz. Yıkılmak istenen bir medeniyetin her gün biraz daha yenilen evlatlarıyız. Siz her ne kadar zorla ve zorbalıkla bu anlaşmayı dayatsanız da tarih yine yazacak. Tarihten de öte Allah bu yapılanların elbet hesabını soracaktır. Önce biz Müslümanlardan sonra tüm dünyadan. Neden zulme sessiz kaldınız diyecek Rabbimiz! Hala bombalar altında kalan bir medeniyetin (İslam) çığlıklarına sessiz kalmaya kararlı mıyız?

Hamas tarafından 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan ve “El Aksa Tufanı Operasyonu” adı verdikleri kıyam öncesinde yazdığım yukarıdaki satırların tarihe düşülmesi gereken bir not olarak görülmesini isterim. Özellikle zalimin planını nasıl tıkır tıkır işlediğini, bu plana sadık kalmayanları da nasıl yok ettiklerini gözler önüne sermiş oluyoruz. Yüzyılın Anlaşması ile onlarca yıldır eziyet edilen Filistin toprağının sahiplerine karşı Amerika, Avrupa ve İsrail nasıl da birlik oluyor, planlarının her bir aşamasını titizlikle kontrol ettiğini anlıyoruz. Körfez ülkelerinin önemli bir çoğunluğunun da nasıl çanak tuttuklarını esefle izliyoruz. Batının vicdanlı insanları sokakları Filistin için doldururken karar alıcılarının politikalarıyla bir halkın kemiklerinin bile bırakılmayacak şekilde yok edildiğinin canlı şahitliğini yapıyoruz. Yok ediliyoruz, yok edilmek isteniyoruz. Sıra bize gelmemiş olabilir ama imkânını bulduklarında bizi de boğmak isteyecekler. Vicdanında kopukluk olan biri sırf bunu düşündüğünde bile Filistin için, diğer mazlumlar için bir şeyler yapmak isteyecektir. Sıranın sana gelmesini istemiyorsan şimdiden zulme set çekeceksin kardeşim!

Aliya İzzetbegoviç’in söylediği gibi: “Bunu hiç unutma evlat. Batı hiçbir zaman uygar olmamıştır ve bugünkü refahı, devam ede gelen sömürgeciliği; döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur.” Dönüp esas olana bakma zamanı gelmedi mi? Yüzünü dön bana, utanma, evet evet sana söylüyorum kardeşim!