15 Şubat 2024

Bu Gidiş Nereye?

Yazar: Nur GÖKÇEN

Bu dünyayı bu hale biz getirdik.
Şükürsüzlük ettik. Gaflet ettik.
Her şeyi Allah’tan değil insanlardan bildik.
Allah’a değil insanlara bağlandık.
İncecik bir asma yaprağından hem üzüm hem de sarma için yaprak çıkaran kudreti hafife aldık.
Nimetlerine şükürsüzlük ettik.
Boş şeylere vaktimiz hep vardı saatlerce bomboş işler peşinde koştuk durduk. Ama günde 4-8-15 belki 20 dakika sürecek bir namazı her seferinde göz ardı ettik.
İnsanları yargıladık da durduk hata ve kusurlarıyla oldukları gibi kabul edemedik.
Helali haram haramı helal gördük.
Kendi kafamıza göre yargı dağıttık.
Ölümden korktuk, günahlardan korkmadık.
Depremlerin afetinden, şiddetinden korktuk ama hiçbirinden ders almadık.
Allah’ın rızasını kazanmak yerine hep insanların gözüne girmeye çalıştık.
Allah’ın dediklerini değil elalemin dediklerine kulak astık.
Kuranı anlamaktan ziyade, yukarda dolapların birinin içinde unuttuk.
Kabirde işimize yaramayacak İngilizceyi öğrenmek için paralar harcadık ama İslâm’ı unuttuk.
Efendimizin, sahabelerin, alimlerin hayatlarını öğrenmemiz gerekirken, ünlülerin hayatlarını, magazin haberlerini öğrendik.
Farza, Kurana, sünnete, Allah’ın razı olduğu şeylere uymamız gerekirken, nefsimize ve şeytana uyduk
Televizyondan bakıp “Ay yazık, vah yazık!” dediğimiz mazlum kardeşlerimize elimizden geldiğince yardım edemedik.
Camiye gelen dövmeli bir genci hor gördük. Belki de bir gün önce İslâm’a girmiş tövbe etmiş birini İslâm’dan soğuttuk.
İslam kolaylık dinidir biz bunu unuttuk.
İmtihanlar ağır değildi, biz onları fazla ağırlaştırdık.
Arifler, alimler imanını kurtarmanın derdindeyken, biz cennetten yer beğenme çabasına girdik.
Para için her hale büründük ama Allah’ın rızasını hiçbir zaman gözetemedik.
Musibet kelimesinin isabet kökünden geldiğini ve kimseye taşıyamayacağından fazla yük yüklenmeyeceğini buyuran Rabbimize
karşı itaatsizlik ettik, isyan ettik.
Kulluğumuzu unuttuk…
Uzun lafın kısası biz çok büyük ayıp ettik.
Sonra da Müslümanım deyip işin içinden çıkmaya çalıştık.
Şimdi bir daha soralım mı? Bu gidiş nereye?