Göremez-lik İksiri
Dünyada belki de tarih boyunca merak edilen bir soru vardır. İnsanın görünmez olması mümkün müdür? Eminim ki birçok insan bunu hayal etmiş veyahut aklından geçirmiştir. Özellikle çocukluğumuzun o meraklı konusu olan görünmezlik iksirini birileri bulur mu bilemem ama görmezlik iksirini keşfettim ben. Üstelik formülü gayet basit… Başkalaşmak…
Özellikle çocukluk dönemimizde merak ettiğimiz görünmezlik iksirini bugün Orta Doğuda, Filistin’de, Arakan’da Doğu Türkistan’da birçok topluluğun içmiş olduğu kanaatindeyim. Son günlerde Filistin, Gazze ile bu iksiri bir nevi geride bırakmış ve görünebilir olup bazı dünya kamu vicdanına hitap edebilmiştir. Etkisini yitiren görünmezlik iksirine karşı bazı insanlarımız ise kendi içlerinde göremezlik iksirini üretmektedir. Nitekim katledilen binlerce canın insan olduğunu, acıyı hissedebilir bir sinir sistemine sahip olduğunu unutup bir kimliğe sığdırmışlardır. Arap, Müslüman vb… Başkalaştırdıkları bu kimliğe ise gözlerini ve vicdanlarını tamamen kapatmış, insanlıktan uzaklaşmışlardır.
Acının rengi, dili, dini yoktur. Aidiyeti de yoktur. Okuduğumuz hangi roman ve hikâyede var olan acılardan uzak kalabildik. İzlediğimiz hangi filmde ki acıdan kaçabildik. Bu Çizgi Pijamalı Çocuk filmi de olsa herhangi bir Rus romanı da olsa veyahut bir Alman hikâyesi de. Bir sanat eserini okurken veya izlerken kalıplardan çıkıp evrenselleşiyoruz. Yaşanılan acı bir sanata dönüştüğü zaman en azılı düşmanın bile kalbine dokunurken, gerçekten o acıyı yaşayan insanlara karşı duygusuzca ve görmeden yaşamak insanlık tarafımızdan birçok şeyin eksildiği anlamını taşır.
Filistin’de yaşanılan acıları hissetmeyen ve başkalaştıran insanlarımıza kimliksiz ve dilsiz bir hikâye armağan edersek eminim göremez-lik iksiri etkisini yitirecektir. Duygu seline kapılacaklardır hatta. Zihinlerinde ömür boyu sürecek bir lezzet bırakacaktır onları kör eden tanımlar olmadıkça.
Korkmayın birilerinin hüznüne ortak olduğunuz zaman bir şey kaybetmezsiniz aksine insanlığın lezzetini bulursunuz vicdanınızla ve kendi kimliğinizden vazgeçmiş olmazsınız.
Korkmayın.
Vicdan asildir, hazzı vardır ve her vücutta var olmaz. Vicdanlı olun, vicdanlı kalın.
1996 yılında Gaziantep’in Şehitkâmil ilçesinde doğdum. Gaziantep Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi ile beraber Radyo ve Televizyon Programcılığı bölümünden mezun olduktan sonra Sosyoloji eğitimime başladım. Psikoloji, felsefe araştırmalarıyla beraber sürekli farklı ülkelerden, farklı görüşlerden insanlarla tanışıp bu bilimlerin gerçek hayattaki yansımasını arayarak geçirdim. Birçok dernek ve kuruluşlarda editörlük, sosyal medya uzmanlığı, iletişim ve tanıtım alanlarında görev yaptım. Şu an Ankara’da devlet memuru olarak çalışmaktayım.
