Hatırat-ı Ömürlük
Ah o meraklı gözler, o gözler yok mu?..
Çok heyecanlıydım, karnımda tuhaf bir his… Oturmuş kenarda işte o kararı bekliyordum.
Sonunda karar verildi.
Bayramlık almak için babam, annem ve kardeşlerimle yola çıktık. Doğrusu giderken ne alacağımı hep hayal ettim yol boyunca.
Bu hayal edişimin sonunda kavuşacağım nesne ya da yer ne Charlie’nin Çikolata Fabrikası’ydı ne de Alice’in Harikalar Diyarı… Fakat o bayramlık bana Çikolata Fabrikası’ndan ve Harikalar Diyarı’ndan çok daha fazlasıydı.
Öyle ya “İnsan ulaşabildiği, imkân bulduğu mutluluklara ve heyecanlara umut bağlayabilirdi.”
Sonunda arabadan indik. Uzunca bir mesafe yürüdükten sonra ayakkabıcıya ulaştık. Gözlerimi ayakkabıların güzelliğinden alamıyordum, büyülenmiştim sanki …
Sonunda köşede duran o ayakkabı… Hayallerimdekine yakın o ayakkabıyı bulmuştum.
Önü beyaz simlerle kaplı pabucum; seni çok sevdim.
Babam bana ve ablama, seçtiğim ayakkabıdan aldı. Biraz bozulmuştum çünkü o ayakkabıyı ben seçmiştim ve bir tek bende olmalıydı fakat bir şey diyemezdim. Biliyordum, her zaman yaptığı bir şeydi. Şaşırmamıştım.
Ayakkabılarım kutuya konulduktan sonra elime aldım. Bu kez doğruca kıyafet bakmak için yol aldık.
Kıyafetleri de seçmiştik ve şimdi eve gitme vaktiydi. Yine yolda hayal kurmaktan kaçınmamıştım. Aldıklarımın üstümde nasıl duracağını hayal ediyordum. O yüzdeki tebessümün tarifi yoktu. Gözler kapalı, hayallere dalınmış…
Eve geldik, evin içini yarınki bayram için tatlı bir telaş sarmıştı.
Sonunda uyuma vakti geldi.
Başımı yastığa koydum içim rahat etmedi. Başımı kaldırdım; başucumda ayakkabılarım ve kıyafetlerim vardı. Yine de içime bir şeyler sinmemişti. ‘En iyisi güzel ayakkabılarımla beraber uyuyayım…’ O gece ayakkabılarıma sarılarak uyumuştum.
Gönül isterdi, başımı o an koyduğum yastıkta o heyecan ve mutluluk içinde hiç uyanmamak…
Hasret kaldığım tatlı telaş…
“Nerde o eski güzellikler?” Bu cümleyi kurmaktan hep korkmuşumdur.
Bazen aklının ucundan geçirmekten bile sakındığını dile getirmek ve yaşamak nasıldır bilir misin?
Bu korkunç bir şey!
Ne çocukluğunu geri getirebiliyorsun ne de o masumiyete, saflığa kavuşabilirsin…
Belki de ben yanılıyordum. Çocukluğumdaki masumiyete kavuşmak için hâlâ bir şansım olabilirdi.
Allah’a gerçekten iman eden inanan, varlığından haberdar olan bir insan karamsar olamazdı; ümit kesemezdi.
Ben hayatımı değiştirecek güce mensubum. Dua’ya; saf, güzel niyete…
Belki tekrar küçük bir çocuk olamam ama kalbime ve aklıma format çekebilirim.
Yeni bir kalp, yeni bir kafa, yeni umutlar, heyecanlar, güzellikler ve iyiliklerle dolu…
Madem hayatımı güzelleştirmek benim elimde, o halde dualarıma ve iyi niyetime sarılma vakti.
Sabah oldu. Yatağımda doğruldum. Ayakkabılarıma ve kıyafetlerime baktım. Yine o tatlı tebessüm sardı yüzümü.
Annem uyanmıştı artık. Herkesi bir heyecan sarmıştı. Yeni kıyafetler, tatlılar, şekerler… En çok da tütün kolonyası… O kokuyu her algıladığımda hatırlarım en güzel bayramları.
Bereket dolu sofra yerde kurulu, etrafına herkes toplanmış. Ah ah, en çok da anneciğimin helvalı çöreğinin kokusu buram buram tütüyor; tadı damağımda…
Karnımızı doyurduk, asıl heyecan şimdi başlıyor. Kardeşlerimle her birimiz ikişer torba alıp el ele tutuşarak evden çıktık. Bütün evleri dolaşmak için sabırsızlanıyordum.
Hatırımda kalanların en güzeliydi.
İyi ki de Allah insanlara hatırlamak nimetini bahsetmiş. Eskiye dair bütün güzellikler hep hatırda kalacak bir ömür…
“O GÜZELLİKLERİ KAYIP MI ETTİK, YOKSA KAZANILACAK OLANA DAHA VAKİT VAR MIYDI VE ‘O’ KAZANILACAK OLAN BU DÜNYADA MIYDI?”
Çocukluğumu geri alamıyorum fakat bana bir şans verildiğine inanıyorum.
“BU ÇETİN SAVAŞIMDA AKLIMI VE KALBİMİ KAYBETMEKTEN SANA SIĞINIYORUM!
AKLIM DA , KALBİM DE ‘SANA’ EMANET. ”
Sinemacı ve Eğitimci
