Hece ve Hüzün
Bir yağmur daha diner kül renginden atlarla
Sınarken bulursun kalbini gözlerinde şehir şehir
Neresi derim kendime neresindeyim kendimin
Dün affedendin bugün affeder misin kim bilir?
Kurbanını arayan bıçaklar gibi
Hür öyküsüne bilendim ruhumun
Beni bir türküye vaad edecekler anladım
Tenimde kaybolacak bütün şarkılar
Beni sessizlikte sesleyecekler
Uykusuna dalamadık uyanmak istediğimiz yerin
Sonu gelmez karışıklık ve çare çırpınmaları
Bahanesiydi belki de yastıktan düşüşü başımızın
Kralların başında ağırırken taç
Peynir kutusunda kurşun biriktirilir namluda hayal
Kan kokar çiçekler hatta kiraz da
Nefes vermenin kutsallaştırıldığı coğrafyalarda
Yağmuru dindirenin adıyla
Mecalim yok kendimde kalmaya
Kül renginden atlarla yarışmaya
Yeşilliğinin ortasında kaybedilmenin eşiğinde
Gözleri eteklerini uçurtmakla meşgul
Güneş doğmanın beşiğinde vedaya mahpus
Kalabalık bir pazarda elinden unutulmuş
Kaçınca kelimeler savaşından yalnız, biçare
Şimdi sen diye bir heceye hüzün yakışır
Şimdi sen diye dinen yağmurdur
Dönen birkaç kişi kalplerine
Atatürk Üniversitesi- Kamu Yönetimi mezunu
