Her Şey Bir Mısra İçindi
Film dediğin deli işi
Ne vakit izlemeye kalksam,
Arzın herhangi bir yerinde
Ama hep aynı kişi tarafından
Bir bombardıman koparıyor beni
Girdiğim herhangi bir dünyanın
Sadece on beşinci dakikasından.
Beyaz haberler karşılıyor bizi,
Milattan önceden beri
Felaket kusan ajansta:
Ruhlarımız sarsılıyor bu defa!
Her yarım saat dolduğunda.
Benim gerçeğim bu işte:
Ranzanın üstünde uykusuzken
olağanüstü bir hakikatle
çığlıklarımı ziyaret eden güvercinlerin
bihaber olması, yan odada
ötmeyi unutmuş muhabbet kuşundan.
Deniz dolmayan göğümde
Martılar kanat çırpıyor.
Hayal değil mi bu defterde
Dakika hesabı yapışımız
kalmamış mıydı Matematik dersinde?
Yook Efendi yok,
Gördün ya yine geç kaldık.
Oysa efsunlu hikayelere inanmıştık.
Ve sen, ey şiir:
İşte bir deli daha kazandın.
Bir buçuk saatlik filmin
Sonsuzluğuna taaccüp edin.
Benim kaç oturuşta bitiremeyişim gibi
delik deşik şimdi mısralarım.
Ve zihnim bana oyun oynuyor
çünkü ben şiir yazamıyorum.
Bunda suçu yok, kalbimin.
Yankılanırdı dilinde hep üstadların:
“Şiir yaptığımız bir şey değildir”
…O kendisi var, aldığınız yere bırakın.
Ben şiiri yaşıyormuşum.
öyle dedi yorgun,
yorganın altına çekilmiş yüreğim.
Aslına bakarsanız buymuş hastalığım.
Muhtaç olan akıllıya herkesin,
Bizimse deliyle işimiz.
-evet doğru bildiniz,
bunu ben değiştirdim-
Ve yeni bir dünyaya girdim:
Bir şiir mısrası
ve her mısra bir şiir, filmimiz.

Kendi içinde mısraların ve kelimelerin talebesi. Dışarıda Görsel İletişim Tasarımı öğrencisi. İkisini kavuşturup Türk televizyonları için dizi senaryoları yazmak istiyor.
