24 Ekim 2025

Mardin

Şair: Kübra İLERİ

Güneş batıyor surlarının ardında geceler yıldızlarda sırları saklıyor.
İnletir yeri taşların,
bir ah çekmiş her rüzgarında üşütür omuzları.
Ufukta hayalleri anlatır usul usul Mardin.
Adım atarsın bakarsın ki geceni sarıp Mardin gelmiş sana. İncitmemiş hiç bir canlıyı yemin etmiş sanki.
Şarkında, bağrında işlemiş hasreti her sokağında.
Gönülleri barıştırmış gecesi seyranlık tepelerinde.
Mardinin incisi insanına miras kalmış.
Yolları mühürlenmiş kavuşmalar kıyısı Mezopotamya’sında.
Suskunluğa bürününce Mardin,
yağmurlu havalara kalmış gökyüzü,
sise dönmüş ulu camii minaresi.
İnlermiş âlemler tepesinin derinlikleri.
Duaları, ahlarını, sırlarını Mardin saklarmış minare tepesine.
Yağmur temizlese de hüznü sırları aşikar etmezmiş. Sokaklarından sevda kokusu yükselip taşlarına isimler kazıtılmış sessiz fısıltılar kazılara eşlik ediyorken kulakları çınlatmış;
sonsuzluk efsununda kaybolsun diye.
Mardin demişler adına…
Kalelerinde savaşlar olurken sessiz buruklar,
nutuklar bırakmış geriye.
Kalbinde gurbette kalanları bağrına basmış Mardin’in sözleri.
Yüzünü dönen nuru bulmuş Mardin’in sabahında.
Sıcağından kuşlar özgürce süzülüp uçuşa hazırlanırken avluları köşebaşı şiirleriyle taçlanmış. İmzasını bırakmış her gören efsunlanmış kalplere.
Mardin özlemiş ve özletmiş her vakitte kendi saatini gösterdiğinde.
Beyaz suyu kuşları şakıtırken Mardin gibi saklamış daracık sokakları.
Menziller sıkı sıkı sarılmış köylerine sınırları içinde bütünleşmiş Bir Sezai Karakoç dizesinin gerdanında uyur seyranlık şehir:
“Biz, Mardin’in taşlarında sabrı okuruz,
Her şehir bir peygamber hatırasıdır bizim için.”