21 Nisan 2023

Yakarış

Şair: Muhammed Yasin ACAR

Şehrin bayındır hale gelmesinden çok önceydi
Şiirsel kovulmaların kehanetine erdiğim milat.
Gül bahçesine gidip dikenden başka şey bulamamanın sancısıyla
İz sürdüm statükonun kement attığı arastaya
Frenk taklidi haller ve pesimist bakışlara inat
İki yüzü giyilebilir ceketlerden hep korktum

Toydum ve hataya meyyaldim
Faydasızlığın zararını, bilmenin olmaya yetmeyeceğini
Mescidin sert halısını ve gülün adını öğreten babamdı
Nerde değilsem orda olmak istemekle
Bilmedim hangi sosyolojik yaraya varır bu kıyametten kopmuşluk
Sesinde partizanca darbeler, bakışları kapital
Yüzü karanlık yansımalar durağı
Havf ve reca arası boşlukta kaybolan benim için
Yaşamak, kirlenmekten öte nedir?

Pencere kenarlarında yağmur gözlemenin anarşist meşakkati,
Tahayyül edilememiş teslimiyetin mirası,
Tozlu raflarda eskimeye direnen kitabın yüce özü,
Asırların ardından gelen suçun emaneti kalkmadı üzerimden.
Yine de kalbim, ufuktaki ebemkuşağının hazzıyla mağrur.

“Uluslararası, duyarlı dengeler…” diyor ahmak uyutan, akşam sekiz.
Bense o kızın ıslak kirpiklerinin derdiyle muzdarip.
Bilmedim, neydi bu aşka boyun eğdiren mazeret.
Şehrin meydanında dolunayın şavkıyla sunduğum serenad,
Hazmettiğim tüm müspet kelimelerle yazdığım o mektup
Varlık kaygısı güdebilir miydi ona gitmese?

Aylak adımlar, muğlaklar ve dilde fiyakalı sözlerle,
Hatırlamak önce Uhud'un okçularının yaşadığı yanılsamayı,
14 milyar yılın ne çabuk geçtiğini.
Hatırlamak Ortadoğu'yu, ikna odalarını, ikiz kuleleri,
Uzaklardan ve tuzaklardan sıyrılıp ödemek tüm kefareti.
Ve hatırlamak en son onu,
Post-modern yaşamlardan tiksinip korkak ellere sığınmak.
Gazze'de hâlâ füze yağmurlarında ıslanıyorsa çocuklar,
Kızıldeniz'in hiçbir anlamı yoksa İbrahimi yüreklerde,
AVM’ler daha kalabalıksa mezarlardan,
Vakar da yoksa,
Bir gönül istilâsından ibaretse arzuhalcilere sunduğum meram,
Müslümanlar güneşten geç başlıyorsa güne,
Ve müteahhitlik revaçtaysa hâlâ,
Çağın vahametine hal diliyle naralar atmaktır payıma düşen.