Çığlık
Beni çılgına döndüren bir çığlık ile birden uyandım. Kalbim, göğüs kafesimi parçalamak üzereydi. Üzerimdeki yorganı bir kenara atıp alelacele mutfağa gittim. Nefesim tükenecekmiş gibi hissediyordum. Bardağa su doldurdum, suyu içtim. Sırtımı duvara dayadım, sakinleşmeye çalışıyordum. Tavana diktim gözlerimi. Bir süre öyle durdum hiçbir şey düşünmeden. Çığlığın nereden gelmiş olabileceğini düşündüm. Pencereden dışarı baktım, görünürde kimse yoktu. Evin kapısına doğru gittim. Anormal bir durumu belirten sesler olup olmadığını anlayabilmek için kulağımı kapıya dayadım. Her zaman duyduğum rutin sesler dışında bir şey duymadım. Yatağa geri döndüm. Bunun bir kâbus olabileceğini düşündüm. Yorganı attığım yerden aldım. Uyumak üzere yatağa uzanıp yorganı üstüme çektim. Gün boyu çalışmışım gibi ağır bir yorgunluk hissi vardı üzerimde. Gözlerimi kapattım.
Bu çığlık beni delirtiyordu. İkinci defa sıçrayarak uyandım. Avazım çıktığı kadar bağırmak istiyordum ama sesim çıkmıyordu. Daha doğrusu çok zor nefes alıyordum. Tekrar mutfağa gidip oturdum. Su içtim, sırtımı duvara dayayıp gözlerimi tavana diktim. Sakinleşmeye çalışıyordum. Bu çığlığın kaynağını bulmadığım takdirde uyumam mümkün olmayacaktı. Nereden geliyor olabilirdi bu çığlık?
Dışarı çıktım. Hava bayağı soğuktu. Bir süre sonra inceden çiselemeye başladı yağmur. İçimde gudubet bir his, beni tepeden tırnağa sarıp sarmalamıştı. Korkunç şeyler olacağı düşüncesi beynimi köşede kıstırmış ve temiz bir dayak atmıştı. Beynimdeki bu sarsıntı bedenimi de tesiri altına alıyordu haliyle. Bacaklarım yavaş yavaş gücünü kaybediyordu. Köşedeki camiye girip biraz uyusam diye düşündüm. Midemde ise tarifsiz ve sıkıntı verici bir hâl vardı. Düşündüm; uyuyamazdım. Çünkü uyursam o delirtici çığlığa mahkûm olacaktım. Fakat hiç mecalim yoktu. Çocukken koşu yarışı yaptığımız zamanlar aklıma geldi. Sona doğru yaklaştıkça dizlerimin bağı çözülürdü, öyle ki dışarıdan bakanlar koştuğumu görürdü ama ben uçtuğumu sanardım. Hatta bacaklarım yerlerinden fırlayacakmış gibi garip bir hisse kapılırdım. Ama o zamanlar pes etmezdim, sonu görmeliydim çünkü. Sonuna kadar gitmeliydim. Ne olacaksa olacaktı ama ben mücadelemi vermek zorundaydım. Pes edemezdim. Pes etmedim! Tüm bu ızdırap verici haller içerisinde yoluma zorla devam etmeye karar verdim. Yürüyordum ama ben de nereye yürüdüğümü bilmiyordum. Çığlığın kaynağını arıyordum. Hiç mücadele etmeden iktidarı ayaklarıma vermiştim, onlar nereye götürürse ben de oraya gidiyordum. Beni sahil yoluna sürüklemişti ayaklarım. Biraz sonra sahildeydim. Kayalıkların önündeki bodur duvarı atladım. Kayaların üzerindeydim. Ayaklarımın komutası altında kayalıkların üzerinde denize doğru ilerledim. Dalgaların usul usul değdiği en öndeki yosun bağlamış kayanın üzerine geldim, çömeldim sonra elimi denize daldırdım. Nefesim daralıp daralmamakta kararsız gibiydi. İyi de ben hani çığlığın kaynağını bulacaktım diye düşündüm birden. İstemsizce ve derinden bir ofladım. Rüzgâr beni denize doğru itekliyordu. Bir anda dengemi kaybettim ve öne eğiliverdim. Ve o an denizdeki yansımamı gördüm. Kendimle göz göze geldim. Denizdeki ben’i gördüğüm ilk anda, çığlık kendini tekrar göstermişti. Bir süre sonra çığlık yerini haykırışa, haykırış da yerini hıçkırıklara bıraktı. Gözlerimden akan yaşlar denizdeki ben’in gözyaşıyla buluşuyor ve dalgaların arasında gözden kayboluyorlardı. Artık güneş batmaya başlamıştı. Ufukta tatlı bir kızıllık, denizde hoş bir sükûnet vardı. Ben de sakinleşmiştim. Hava kararana kadar orada öylece oturup denizi, gökyüzünü, martıları seyrettim. Denizdeki ben’e ara ara bakış atıyordum. Çığlığın kaynağını bulmuştum, yorgundum, üşümüştüm, acıkmıştım da. Artık eve dönme vaktinin geldiğini anlamıştım. Bir daha baktım denizdeki ben’e. Bir süre ben’le bakıştıktan sonra ayağa kalktım, derin bir nefes aldım ve derinden verdim. Görenlerin pek de anlam veremeyeceği bir tebessüm oluştu yüzümde. Arkamı denize döndüm. Eve doğru yol aldım. Kapıdan girerken olanlar aklıma gelince ne gündü ama der gibi bir ifade uğradı yüzüme. Üzerimi değiştirdim. Yatağa uzandım ve uyumak üzere gözlerimi usulca kapattım. Yüzümde ise yine o tatlı tebessüm vardı.
