Çocuk, Dağ ve Heybet
Elinde bir ince uzun dal
Tırmandı dağa çocuk
Yüreği kocaman
Heybet verirdi bedenine
Ayağı bastı mı toprağa
Aslan pençesi gibi iz bırakırdı
Dilinde bir zikir
Dağ gibi heybet dolu
Ağır ağır tırmandı dağı
Bir aslan çıktı karşısına
Çocuk bir zikir söyledi
Aslan sakin, uzaklaştı yanından
Ağır ağır tırmandı heybetiyle
Bir derviş çıktı karşısına
Çocuk bir zikir söyledi
Bıraktı elindeki sopayı
Hemen gözleri toprakla buluştu
Giyindi tevazu hırkasını
Derviş hû dedi, çocuk büyüdü
Derviş hû dedi, çocuk kâmil oldu
Aldı çocuktan sopayı gitti, hemen uzaklaştı
Çocuk artık adamdı
Görünüşü dağ gibi
Biraz korku salıyordu artık
Yüreği sakindi ama
Sakinlemişti dervişin nazarıyla
Gözlerindeki mahcubiyet
Aksetti vücuduna, korkutmuyordu
Yine de heybetliydi
Ki heybet lazımdı bir Müslüman’a
Ağır ağır tırmandı tevazuyla
Elinde heybe, sırtında yamalı aba
Gözleri yerde, yüreği göklerde
Yürüdü bir zaman
Zikretmeyi unutmadan
Bir mahluk çıktı karşısına
Kaplıyordu yerle gök arasını
Korku salıyordu görenin kalbine
Geldi kâmilin yanına
Kâmil bir zikir söyledi
Mahluk güzelleşti, yüzüne tebessüm yerleşti
Bir müddet zikirleştiler
Tırmanarak dağı
Bir kâmil zikir okudu
Bir mahluk zikir okudu
Bulutlara değiyordu artık başları
Ulaştılar beraberce zirveye
Dağın heybeti ikisine geçti
Neden sonra mahluk elini
Götürdü kâmilin göğsüne
Son bir zikir okudu kâmil
Koydu başını toprağa
Ne heybet kaldı artık
Ne zikir
Yerde bir beden toprakla buluştu
Dağ içine sardı bedeni
Çocuk kâmil oldu
Kâmil toprak oldu
Merhaba, ben Sema Nur. Namı diğer Şaire 🙂 Evliyim, bir oğlum bir de kızım var. Annelik mertebesine erişmiş, hakkını vermeye çalışan bir aciz… Ortaokuldan sonra medrese eğitimi aldım 6-7 yıl süreyle. Şimdiyse liseyi açıktan okuyorum yavaş yavaş. Okul biterse hafızlık hocalığı yapmayı planlıyor ve bir şiir kitabı çıkarmayı hayal ediyorum. Şiir yazma sevgimi babamdan almışım. Ortaokuldan beridir ufak çaplı başladım yazmaya. Genel olarak şiir yazmakla beraber hikaye, deneme de kaleme alıyorum. Şairin dediği gibi; “Yazmasam delirecektim…”
