Dervişlik Hırkası
Aşkı aradım yıllarca
Talip oldum yaban ellerde yalancı sevgilere
Hep büküldü başım; aktı gözümden çift çift yaşım
Sanki aslan pençesine düştü yüreğim
Sonradan bildim
Meğer aşk, aşkı Yaratana varmakmış.
Aşkı harlamak mı daha zordur
Yoksa tütmemek mi, bilemedim.
Bir hiç olmayı dilerim.
Ateşin sırrına eren buğday gibi
Zerre olup Hak’kın aşkına varmayı isterim.
Ne edeyim dünya peşinde koşup?
Malla mülkle anca nefis coşar
Oysa gönül yalnız Hak’kı arar
Şu insan cahildir!
Her şeyi yanlış anlar
Ben seni otta böcekte
Hatta kuru dalda açan çiçekte görürüm sevdiğim.
Amma yüreğimde hissetmezsem seni
Bir saniye bile
Azapların en şiddetlisi vurur işte o zaman tüm benliğime
Kırmak için dünya saltanatının tahtını
Giymeye niyetlendim dervişlik hırkasını
Gezsem karış karış tüm cihanı
Küçük kainat olan beni bilmedikçe
Varabilir miyim gerçekten sana?
Bilirim, Esma-ül Hüsna’yı zikretmem gerekir bolca.
El-vedüd derim sevginle donat.
İlmine erdir El-Alim derim.
Kalbimi temizle El-Kuddus derim.
El-Melik olan sensin
Bunları anca sen edebilirsin.
Sensiz olmaz onu anladım.
Sana varmak için Resul-ü Ekrem’i örnek almam gerekir.
O ne güzel peygamberdir
Sevdiğimin habibi
İki cihan güneşi Hz.Muhammed’dir.
Aşkın ateşiyle harlandım
Tütmemem gerekirken duman saldım.
Ateşi aramayan dumanı göremez
Öyleyse müsade buyur sevdiğim
Ben yalnız senin için tüteyim.
Aşk ateşinin odunu eyle beni.
Görenler deli desin
Senin aşkını bilenler
Bu aşık deyip tebessüm etsin.
Ben yandıkça sana ereyim sevdiğim.
